CHP’de 2019’da adaylığı elinden alınan, 2024’te bir kez daha göz ardı edilen Suat Nezir, İYİ Parti Buca Belediye Başkan adaylığıyla İzmir siyasetini hareketlendiren isim oldu. Son Mühür Tv’de Hasan Tahsin Kocabaş’ın ‘Gündem Yorum’ programına konuk olan Suat Nezir ‘2008’de başladım siyasete. İki sebebi vardı. Bir şeylerin değişmesi için neler yapmam gerekir diye düşündüm. İsmet Paşa’nın ‘namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalı’ sözünden yola çıktım’ hatırlatmasında bulundu.

İşte Suat Nezir’in açıklamalarından öne çıkan detaylar…

Bergen filminin konusu nedir? Bergen filminin oyuncuları kimler? Bergen filminin konusu nedir? Bergen filminin oyuncuları kimler?

Anket sonuçları gurur vericiydi…

Dedim benim bu kente bir şeyler yapmam lazım. Önümüzde yerel seçimler vardı. Ailemiz geniş bir aile olduğu için biz de Buca’nın gelişimine katkı koyalım. Meclis üyeliği görevlerimiz oldu, belediye başkan yardımcılığı görevlerimiz oldu. İmar komisyonlarında görev aldım, iki dönem başkanlık yaptım. Kapım her zaman açıktı. Bu bizi aldı bizi belediye başkan aday adaylığına getirdi. Biliyorsunuz, o dönemde talihsizlikler yaşadık. Yaptığımız şey kendi hakkımızı savunmaya yönelikti. Belli bir şeyden sonra sandalyemizi aldık kenara çekildik ve beş yıl bekledik. Beş yılın sonunda baktık ki bu talepler devam ediyor. İnsanlar senin siyaseti bırakmaman gerekiyor, geri durmaman gerekiyor, aynı şekilde, aynı kararlılıkla devam diye istekte bulundu. Sokağa çıkıp baktık ki geçmiş dönemden daha büyük bir arzu var. Aday adayı olduk. Her şey güzel gidiyordu. Kulağımıza gelen anket sonuçları vardı, gurur verici sonuçları vardı. Buca sevdamız adına çıktık son ana kadar geldik. Maalesef son anda aynı şeyler yine başımıza geldi. Hepimizin bir gururu bir onuru var. Bu başımıza gelen tekrarlanınca geri adım atma konusunda şartlar bazen insanı zorlar. Hizmet etme konusuyla ilgili bir mücadele başlattık.

O kenti tanımak zorundasınız…

Nerede yaşıyorsanız yaşayın o kenti tanımanız, havasını solumanız gerekiyor. Ben açıkça söyleyeyim şuna karşıyım. Bir yere aday olmuş, al onu başka bir ilçeye götür. Kabul etmiyorum doğru da bulmuyorum. O gittiği yere de yazık.

Rekabeti üst seviyeye çıkardığımız için ne mutlu bize…

Bizim aday olarak çıkmamız rekabeti üst seviyeye taşıyabiliyorsa ne mutlu bize. Rahatlık insanı tembelleştirir. Sıkıntı insanı diri tutar. Bu durum bütün siyasi partiden aday arkadaşlarımızın söylemlerini ve kendilerini geliştirmek durumuna zemin hazırlıyor. O anlamda biz de bu dinamizme katkı koyduysak bizim için çok değerli.

Önümüzde Eskişehir örneği var…

Bazı mahallelerimiz geri kaldı. Özellikle Mustafa Kemal gibi. Atatürk’ün ismini taşıyan bir mahallemiz. Gecekonduların olduğu ve İzmir’e yakışmayan bir mahalle. O bölgelerde bir hizmet eksikliği var. Öncelikle noktasal olarak o bölgenin ihtiyaçlarına değinmek lazım. Avrupa’ya gittiğimizde gördük, Avrupalı şehri için kısa, orta, uzun vadeli planlar yapmış yaşadığı kent için. Kim gelirse gelsin bu sistemden kopmuyor. Bizim buna ihtiyacımız var. Bir felsefeye ihtiyacımız var. Bu kentin bir kimliği yok. Buca’nın dinamikleri çok fazla. 90 bin öğrencimiz var, üniversite kentiyiz. Önümüzde Eskişehir örneği var. Bu kimlik yaratmak için şahane bir örnek. Bizim bardacık incir ve üzümümüz dünyaca ünlü. Tarımla ilgili sadece bununla ilgili tren yolu yapılmış Buca’ya. Mükemmel Levanten köşklerimiz var. Bunları alıp, çok güzel işleyerek, uzmanlara danışarak, ben her şeyi bilirim diye bir kaide yok. Türkiye’de tanıtımı çok iyi yapan ajanslar ve arkadaşlar var. Çağıracağız bunları nasıl bir marka şehir yaratabiliriz, nasıl bir kimlik oluşturabiliriz Buca’ya diye, teorik bilgiyle pratik bilgiyi birleştireceğiz. Hollanda’da bir kentte belediye girdiğimde hiç kimse yoktu belediyede. Dedim ki hafta sonu mu, dediler ki hayır, insanlar nerede? Dediler ki bizim insanlarımız buraya gelmez, internet ortamında gerekli bilgiyi verirler. Alt yapı, üst yapı tüm sorunlarımızı çözdük, yapacağımız tek şey var dedi. Dünyaya kendimizi tanıtmamız gerek.

Central Park gibi olur…

Buca cezaevi yıkıldığında ilk aklıma gelen ABD’deki Central Park’tı. O bölgede yeşil alan yok. O alanın bölgenin Central Park’ı tarzında kullanılmalı. O bölgede yapılaşmayı doğru bulmuyorum. Deprem toplanma akanına ihtiyacımız var, insanların nefes alabileceği, insanları gezdirebileceği, spor yapabileceği mükemmel bir alan. Üstünde düşün düşün proje yap böyle kıymetli. Bu kadar değerli olduğu için bazı insanların gözlerinde dolar işareti çıkmaya başlıyor ama tabi ki bu doğru değil. Buca’da yaşayan insanların mutlu olmaya ihtiyacı var. 24 saat yaşasın o bölge, merkezi olsun, kalbi olsun Buca’nın.

O bölge kanayan yara…

Şirinyer Pazaryeri’ni dün ziyaret ettim. O bölge kanayan bir yara. Tamam, ilçe belediyesinin tek başına yapabileceği bir yer değil. Büyükşehir başkanına gidip, oraya şöyle şöyle yapalım deyip bırakılmamalı. İkna etmek lazım, anlatmak lazım. İnsan kararlıysa başarı arkandan gelir.

Genel Merkez’in dediği değil, sokağın söylediği…

Partiler bugüne kadar sokağın sesini dinleyerek yöneticisini belirleseydi, bugün burada her dönem belediye başkanı değişmezdi. Emin olun bizim halkımız her şeyi çok iyi biliyor. Sokağın istediği kişiyi yönetici yaparsan zaten başarı arkasından gelecektir. Proje yapıyor projeyi bitirmeden dönem bitiyor. Bu işin temel felsefesinin bu olduğunu düşünüyorum. Genel Merkez’in gücünü arkasında duyanla sokağın gücünü arkasında duyanın çalışma farkını görüyoruz. Çünkü hesap verecek kişiler belli. Böyle halka hesap verecek, öbür türlü atamayla geldiği için genel merkeze hesap verecek.

Burada ilk defa açıklıyorum…

Samimiyetimle söylüyorum, İYİ Parti’ye geçtiğim için hiç tepki gelmedi. İnsanlara şunu anlattık, burada sorun benim belediye başkanı olmam değil. Burada konu, doğru insanın belediye başkanı olması. Ben aday olmadan önce bunu da ilk kez söylüyorum. Ben Levent Köstem’e gittim. Dedim ki sevgili başkanım senin tecrüben var, belediye başkanlığını düşünüyor musunuz? Benim üç tane kızım var, ben bu kentin doğru yönetilmesini istiyorum. Ben yarın kızımın, siz siyaset yaptınız baba nasıl bir Buca bıraktınız, neden müdahale etmediniz demesini istemiyorum. Ben burada üstüme düşenin en iyisini yapmak istiyorum.

Ümit Özlale’nin CV’sini okumak lazım…

Bizim Büyükşehir adayımız Ümit Özlale, bütün İzmir’in onun CV’sini okumasını isterim. Bu kente çok iyi geleceğini düşünüyorum.

Orası babamın makamı değil…

Ben Büyükşehir Belediye Başkanı’yla hiçbir zaman kavga etmem. Orası benim babamın makamı değil. 550 bin nüfuslu Buca’nın kaderini belirleyecek işiyim ben. Orada iki kelimelik kavgayla o insanların kaderini beş yıl öteleme lüksüm yok.

O gençlere kulak vermek lazım…

Üniversite öğrencileriyle sohbetinizde inanılmaz fikirleri olduğunu görüyorsunuz. Bu çocukların öncelikle Buca’yı sevmelerini sağlamak lazım. Maalesef şu anda Buca’da onlara hitap edebilecek çok fazla proje yok. Onların fikirlerini alarak o projeleri gerçekleştirmek lazım.

Ben çok iddialı bir insanım…

Ben öncelikle medeni cesaretinden dolayı bütün aday arkadaşları kutluyorum. Hepsine gönülden başarı diliyorum. Centilmence bir seçim süreci gerçekleştirmek istiyorum. Hepimiz Buca için bir şeyler yapma arzusundayız. Ben çok iddialı bir insanım. Hayatımda iddiamın olmadığı hiçbir şeye başvurmadım. İddia koyduğum anda kendimi de, gövdemi de, kellemi de o alana koyarım. Ben Buca’yı çok seviyorum. Buca’nın gelecek 5 yılı için uykusuz kalmaya razıyım. Çalışmaya hazırım. Enerjim var, bilgi birikim bende var. Ben sadece orkestra şefliği yapmak için gidiyorum. Doğru insanlarla çalışacağız. Buca’ya doğru insanları getirip artık kaybedecek zamanımız olmadığını anlatmamız gerekiyor. Belediyenin iş gücüyle kol kola vererek hızlı bir şekilde sahaya inmek istiyorum.

Editör: Bünyamin Dobrucalı