GÜNDEM HABERLERİ

İsrail'de son durum! Yakım böyle görüntülendi!

ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın 23’üncü günü şiddetini sürdürürken, İran’ın füze ve kamikaze İHA saldırıları Arad, Dimona, Eilat, Beerşeba ve Kiryat Gat’ta büyük yıkıma yol açtı. Arad’dan gelen görüntülerde çok sayıda binanın yıkıldığı ve araçların yanarak kullanılamaz hale geldiği görüldü. İran, son saldırılarda 200’ü aşkın kişinin hayatını kaybettiğini açıklarken, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun şehirdeki yıkım görüntülerine izin vermesi dikkat çekti.

Loading...

Abone Ol

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), “Gerçek Vaat 4” operasyonunun 73’üncü dalgasına ilişkin yeni bir açıklama yaptı. DMO Halkla İlişkiler Birimi tarafından yayımlanan bildiride, İsrail’in kuzey ve güney bölgeleri ile ABD’nin bölgedeki bazı askeri üslerinin, füze ve kamikaze İHA’larla hedef alındığı ifade edildi.

İran'dan yıkıcı saldırı

Açıklamada, Arad, Dimona, Eilat, Beerşeba ve Kiryat Gat bölgelerindeki askeri ve güvenlik hedeflerinin, savunma sistemlerinin zayıflamasının ardından doğrudan vurulduğu belirtildi. Ayrıca bölgede bulunan ABD’ye ait Ali el-Salem, el-Minhad ve El Dhafra hava üslerinin de Fettah, Kadir ve Emad füzeleri ile kamikaze İHA’larla hedef alındığı ifade edildi.

''Savunma kontrolleri çöküyor''

Açıklamada, saldırıların ilk saatlerine dair saha verilerine de yer verildi. Buna göre ilk saatlerde 200’ün üzerinde ölü ve yaralı olduğu bildirildi. Ayrıca, yıkım ve kayıplara ilişkin bilgilerin yayılmasını engellemek amacıyla gazeteciler ve görgü tanıkları üzerindeki baskının artırıldığı öne sürüldü. Savaşın seyrinin hızla değiştiği belirtilirken, İsrail ordusunun savunma kontrolünün zayıfladığı iddia edildi.

Netanyahu bu kez izin verdi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, İran saldırılarının ardından ülkedeki yıkım görüntülerinin paylaşılmasına izin vermesi kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bu adım yalnızca bir şeffaflık hamlesi olarak değil, aynı zamanda stratejik bir iletişim tercihi olarak değerlendiriliyor.

Söz konusu görüntülerin, hem İsrail kamuoyunda birlik ve dayanışma duygusunu güçlendirmeyi hem de uluslararası kamuoyuna “saldırı altındayız” mesajı vermeyi amaçladığı belirtiliyor. Ayrıca bu paylaşımların, olası karşılıkların meşru müdafaa kapsamında sunulmasına zemin hazırladığı ve kriz algısının kontrollü biçimde yönetildiğini ortaya koyduğu ifade ediliyor.