İZMİR HABERLERİ

İşitme kaybına çözüm! Sessiz dünyaya "biyonik" dokunuş

Her bin bebekten üçünün işitme kaybıyla doğduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özüer, ebeveynleri uyardı: Bebeklerin seslere tepki vermemesi veya iki yaşına kadar konuşmaması durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması kritik önem taşıyor.

Abone Ol

Acıbadem Kent Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Ziya Özüer, modern tıp yöntemleriyle işitme kayıplarının kader olmaktan çıktığını ve doğru müdahalelerle hastaların topluma kazandırılabildiğini açıkladı. Türkiye'deki mevcut istatistiklere göre her bin bebekten yaklaşık üçünün işitme engeliyle dünyaya geldiğini hatırlatan Özüer, 2008 yılından bu yana uygulanan yenidoğan tarama testlerinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Erken evrede fark edilen vakalarda önceliğin işitme cihazlarına verildiğini belirten tecrübeli isim, cihazın yetersiz kaldığı ileri seviye durumlarda ise koklear implant operasyonunun devreye girerek süreci başarıyla sonuçlandırdığını ifade etti.

“Yüksek sese tepki vermiyorsa…”

Sistemin çalışma mantığına dair teknik detaylar paylaşan Prof. Dr. Özüer, bu yöntemin hasarlı hücreleri devre dışı bırakarak doğrudan işitme sinirlerini harekete geçirdiğini belirtti. Ailelerin gözlem yeteneğinin kritik bir eşik olduğunu dile getiren Özüer, teşhis ne kadar erken konulursa çocuğun dil ve sosyal gelişiminin o denli sağlıklı ilerleyeceğini kaydetti. Ebeveynlere yönelik uyarılarını sürdüren Özüer, şu ifadeleri kullandı: "Bebek yüksek sese tepki vermiyorsa, ismi söylendiğinde dönüp bakmıyorsa ya da iki yaşına geldiği halde konuşmuyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Günümüzde işitme kaybını bir yaşından önce belirlemek mümkün."

“Erken teşhis büyük önem taşıyor”

Söz konusu teknolojinin sadece doğuştan gelen vakalarla sınırlı kalmadığını, yaşamın ilerleyen dönemlerinde gelişen kayıplarda da umut ışığı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Özüer, koklear implantın mekanizmasını şu sözlerle açıkladı: "Koklear implant, ses enerjisini alıp bir işlemciden geçirerek elektrik enerjisine dönüştüren bir yöntemdir. İç kulakta işitmeden sorumlu tüylü hücreler hasarlı olduğunda bu hücreleri baypas ederek doğrudan işitme sinirini uyarır. Böylece ses sinyalleri doğrudan beyne iletilir. Bu yöntem sayesinde ileri derecede işitme kaybı olan çocuklar yaşıtları gibi konuşabilir, okula gidebilir ve sosyal hayata katılabilir, topluma kazandırılır. Her ne kadar ülke genelinde tarama yapılsa da bazı durumlarda işitme kaybı daha geç fark edilebiliyor. O nedenle aileler uyanık olmalı. Erken teşhis çocukların dil gelişimi ve eğitim hayatı açısından büyük önem taşıyor. Bebek yüksek sese tepki vermiyorsa, ismi söylendiğinde dönüp bakmıyorsa ya da iki yaşına geldiği halde konuşmuyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Günümüzde işitme kaybını bir yaşından önce tespit etmek mümkün."

“Yetişkin ve yaşlı hastalar da yeniden duyabiliyor”

Son olarak erişkin hastalar ve yaşlı bireyler için de bu cerrahi müdahalenin uygulanabilir olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özüer, Meniere hastalığından kronik iltihaplanmalara kadar pek çok farklı nedene bağlı gelişen kayıpların bu sayede aşılabildiğini ifade etti. Standart cihazlardan verim alamayan yetişkinlerin sosyal izolasyondan kurtulabileceğini belirten Özüer, "Ani işitme kaybı, otoskleroz, Meniere hastalığı ya da kronik orta kulak iltihabı gibi nedenlerle gelişen ileri derecede işitme kayıplarında da koklear implant uygulanabiliyor. İşitme cihazından fayda görmeyen yetişkin ve yaşlı hastalarımız da bu yöntemle yeniden duyabiliyor. Gelişen teknoloji sayesinde artık hem bebekler hem de ileri yaştaki bireyler işitme kaybı nedeniyle sosyal hayattan kopmak zorunda kalmıyor" diyerek sözlerini tamamladı.