İran genelinde ekonomik temelli bir tepki olarak fitili ateşlenen ancak kısa sürede yönetim karşıtı kitlesel bir harekete dönüşen gösterilerde insani bilanço korkutucu boyutlara ulaştı. ABD merkezli sivil toplum kuruluşu İran İnsan Hakları Aktivistleri (HRA) tarafından paylaşılan son veriler, ülkedeki kaosun ve şiddetin derinliğini gösteriyor. Yayınlanan kapsamlı rapora göre, saha araştırmaları ve teyit edilen bilgiler ışığında hayatını kaybedenlerin sayısı resmi olmayan kayıtlara göre 3 bin 308 rakamına ulaşmış durumda.
Gösterilerde can kaybı ve yaralı sayısı artıyor
HRA’nın güncel dökümleri, hayatını kaybedenlerin büyük bir çoğunluğunun sivil protestoculardan oluştuğunu belgeliyor. Raporda yer alan detaylara göre, yaşamını yitiren 3 bin 308 kişinin 3 bin 97’si doğrudan protestolara katılan isimlerden oluşurken, trajik bilançonun içinde 22 çocuk ve 23 tarafsız sivil de bulunuyor. Öte yandan çatışmalarda 166 güvenlik görevlisi ve hükümet yanlısı sivilin de hayatını kaybettiği bildirildi. İnceleme aşamasında olan 4 bin 382 ek ölüm raporu ise gerçek rakamın çok daha yüksek olabileceğine dair endişeleri artırıyor. Sağlık kaynaklarından alınan veriler, 2 bin 107 kişinin ağır yaralandığını, tutuklananların sayısının ise 24 bin 266 gibi rekor bir seviyeye ulaştığını gösteriyor.
Hamaney’den şiddet olaylarına ilişkin İlk itiraf geldi
İran’daki toplumsal infialin ardından sessizliğini bozan dini lider Ayetullah Ali Hamaney, ülkede yaşanan ölümlerin boyutunu ilk kez kamuoyu önünde kabul etmek zorunda kaldı. Tahran’da gerçekleştirdiği konuşmada sürece dair çarpıcı açıklamalarda bulunan Hamaney, can kayıplarının "binlerce" olduğunu ifade ederek olayların vahametini doğruladı. Ancak dini lider, yaşanan şiddet olaylarının sorumluluğunu dış güçlere yükleyerek, "İsrail ve ABD ile irtibatlı olan unsurlar, iki haftayı aşkın süredir İran’ı sarsan bu süreçte büyük tahribat yarattı ve binlerce insanı katletti" diyerek olayların arkasında dış müdahale olduğunu savundu.
İran'da ne olmuştu?
Hatırlanacağı üzere protesto dalgası, 28 Aralık tarihinde halkın artan hayat pahalılığına ve ekonomik darboğaza karşı duyduğu tepkiyle başlamıştı. Başlangıçta ekonomik taleplerle sınırlı kalan gösteriler, kısa sürede siyasi bir nitelik kazanarak hükümet karşıtı sloganların yükseldiği geniş çaplı bir başkaldırıya dönüştü. Bugün gelinen noktada, hem tutuklu sayısı hem de can kayıpları, İran'ın yakın tarihindeki en hareketli ve kanlı dönemlerinden birinden geçtiğini kanıtlıyor. HRA gibi bağımsız kuruluşların raporları, uluslararası kamuoyunun dikkatini bölgedeki insan hakları ihlallerine çekmeye devam ediyor.