İZMİR HABERLERİ

Geleneksel Türk Okçuluğu Antrenörü Zafer Aygül: "Geleneksel okçuluk bir meditasyondur... "

Geleneksel Türk Okçuluğu Antrenörü Zafer Aygül Geleneksel Türk Okçuluğu hakkında bilgi verdi. 7'den 70'e herkesin ilgisini çekebilecek bu sporun dikkat eksikliğini ve ekran bağımlılığını da ortadan kaldıracak sihirli bir değnek olduğunu vurguladı. Zafer Aygül, "Okçuluk aslında bir "hareketli meditasyon" dur. O oku hedefe göndermek için zihninizi susturmanız, nefesinizi kontrol etmeniz ve sadece o ana odaklanmanız gerekir" diye konuştu.

Abone Ol

Son Mühür/ Gökmen Küçüktaşdemir- Son Mühür Televizyonu'nda yayımlanan Sıcak Bakış programına konuk olan Geleneksel Türk okçuluğu Antrenörü Zafer Aygül, Ata sporumuz okçuluk ile ilgili Tunç Erciyas'ın sorularını yanıtladı.

Samimiyet ve süreklilik...

Zafer Aygül ismi gün geçtikçe bölgede, STK’lar ve gençlik faaliyetlerinde gönüllü çalışmaları ve başarılı projeleri ile bilinir hale geldi. Düzenledikleri etkinlere yüzlerce kişi katılıyor. Aygül, sahada öğrencilerinin ve velilerin bu denli ilgi göstermesinin arkasında yatan sırrı anlattı.

"Aslında bunun sırrı çok basit: Samimiyet ve süreklilik hiçbir karşılık beklemeden, sadece bu şehrin çocukları için çalışıyoruz. İnsanlar, çocuklarını emanet ettikleri kişinin sadece bir antrenör değil, onlara rol model olan bir ağabey, bir yol gösterici olduğunu görmek istiyorlar. Ben son 20 senemde ömrümü ülkeme, gençlik çalışmalarıyla vakfettim. Çeşitli İllerde ve Stk'larda farklı pozisyonlarda tecrübeler ve ikili ilişkiler kazandık. Şimdi burada sadece yay germeyi öğretmiyoruz; bir disiplin, bir ahlak ve beraber hareket etme kültürü aşılıyoruz. Şunu biliyorum ki; ben değil ona destek veren ailelerdir. Bu da orada güven, disiplin ve gelişime teveccüh edildiğini gösteriyor . O "yüzlerce kişilik" kalabalık, aslında kurduğumuz bu büyük aile bağının bir yansıması... "

Buca'da öğretiyor...

Geleneksel okçuluğa ilginin gün geçtikçe arttığını belirten Aygül, çalışmaları Buca'da yaptıklarını vurguladı.

"Şu an devletimizin sunduğu imkanlar dahilinde Buca'da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sadece bir spor değil, bir kültürel miras bilinciyle hareket ediyoruz. Aktif olarak 64 ve yedek olarak 41 olmak üzere toplamda 105 öğrencimiz var. Eğitimlerimizde hem "kepaze" dediğimiz

teknik antrenmanları hem de bu işin felsefesini ve adabını öğretiyoruz. Kursa ilk başlayan öğrenciye ok verilmez. Kepaze dediğimiz boş yay çekişleri ile kas hafızası ve disiplin oluşturulur. Yayı kavrar. Onun felsefesini çözer. Ok bu disiplini kazananın ödülüdür. En uygun yaş 7-8 yaşları... Sanıldığı gibi özel bir güç gerektiren bir spor değil. Ancak okçuluğun üst yaş sınırı yoktur; 70 yaşındaki bir büyüğümüz de gelip bizimle bu heyecanı paylaşabilir. Bizim için önemli olan kas gücünden ziyade, o yayı çekerken nefesini ve zihnini kontrol edebilme arzusudur. Geleneksel okçulukta tamamen el yapımı özel yay ve onlar var. Yarışmalara da geleneksel kıyafetlerle katılıyoruz. Kıyafetlerimizi de kendimiz dikiyoruz"

Dezavantaj değil!

Aygül, çalıştıkları bölgenin genellikle dezavantajlı olarak lanse edildiğini ama dezavantaj kelimesine farklı baktığını ifade etti.

"Dezavantaj kelimesine biraz farklı bakıyorum. Eğer bir yerde imkan kısıtlı ama potansiyel yüksekse, orada aslında büyük bir cevher vardır.

Bizim bölgemizdeki gençler azimli ve mücadeleci. Biz onlara sadece bir yol açıyoruz. Okçuluk gibi asil bir sporla buluştuklarında, o 'dezavantaj' dedikleri şeyin nasıl bir başarı hikayesine dönüştüğünü hep birlikte görüyoruz. Asıl dezavantaj imkansızlık değil, ilgisizliktir; biz o ilgiyi sağlıyoruz."

Desteğiniz yanımızda...

Kamu kurum ve kuruluşlarının bu spora olumlu baktığını her konuda destek aldıklarını belirten Geleneksel Okçuluk Antrenörü Zafer Aygül sözlerine şöyle devam etti.

"Son yıllarda bu konuda çok ciddi bir ivme kazandık. Yerelde ise İzmir İl Spor Müdürlüğümüz, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz, Buca Kaymakamlığımız, Geçtiğimiz Sene Kınık Kaymakamlığımız bunun yanında yerelde siyasi parti temsilcileri Cumhur İttifakı ve STK'larımız koordinasyon halindeyiz ve bu kadim kültüre bu mirasa sahip çıkıyorlar. Bu desteği sayesinde çok daha fazla kişiye ulaşabiliyoruz. Bu kolektif çaba, sporun profesyonelleşmesi için çok kritik..."

Sihirli değnek...

Aygül, aslında en büyük destekçileri, gizli ve en önemli paya sahip asıl kahramanların aileler olduğunu hatırlattı. Çocuklarındaki disiplin, duruş bozukluklarının düzelmesi, dikkat dağınıklığının giderilerek, özgüven sahibi birey olmalarını gördükçe onların da bu sürece dahil olduklarını söyledi. Artık aileler çocuklarının sadece "vakit geçirmesini" değil, kökleriyle bağ kuran birer birey olmasını istediklerini belirtti.

Gençleri dijital dünyadan koparmak...

Gençlerin oldukça meraklığı olduğunu vurgulayan Aygül, "Okçuluk,

odaklanmayı ve sabrı öğrettiği için aslında günümüzün o hızlı ve dikkat dağıtıcı dünyasına en iyi panzehir... Gençlerimiz yay gerdiğinde o tarihteki asaletle bağ kuruyorlar. Katılım oranlarımız her geçen gün artıyor, bu da bizi gelecek adına çok umutlandırıyor." dedi.

Dikkat dağınıklığına çözüm!

Günümüzde ailelerin en büyük şikayeti çocukların ekran bağımlılığı ve dikkat dağınıklığı. Okçuluk bu noktada da sanki sihirli bir değnek oluyor.

"Okçuluk aslında bir "hareketli meditasyon" dur. O oku hedefe göndermek için zihninizi susturmanız, nefesinizi kontrol etmeniz ve sadece o ana odaklanmanız gerekir. Yay gerildiğinde telefonlar, tabletler, dış dünyanın gürültüsü biter; sadece sporcu, yay ve hedef kalır. Biz öğrencilerimizde sadece fiziksel gelişim değil, akademik başarıyı da destekleyen bir "odaklanma disiplini" görüyoruz. Ailelerin "Çocuğumun derslerine konsantrasyonu arttı" demesinin sebebi tam olarak budur."

Genetik miras...

"Çocuklar, Geleneksel Türk Okçuluğunu seçmeli, bu bizim genetik mirasımız. Bizim kültürümüzde okçuluk sadece bir spor değil, bir edep ve kimlik meselesidir. Bizde "Ya Hak" diyerek ok atılır; bu bir tevazu ve teslimiyet göstergesidir. Sporcumuz yayı eline aldığında bin yıllık bir tarihin sorumluluğunu omuzlarında hisseder. Bu asalet duygusu, derin bir bağdır.

Yeni projeler ve hedefler...

Zafer Aygül hedeflerinden ve yeni projelerinden de bahsetti "Kader gayrete aşıktır. Hedefimiz nicelikten ziyade nitelikli insan yetiştirmek. Evet, yüzlerce kişiye ulaşıyoruz ama hayalim; bu topraklardan uluslararası arenada ay-yıldızlı bayrağımızı dalgalandıracak, aynı zamanda karakteriyle örnek teşkil edecek "Alp" ve "Alp-Eren" ruhlu gençler çıkarmak... Bölgesel bir başarıyı, ulusal bir marka haline getirmek istiyoruz. Kurumsallaşma adımlarımızı atıyoruz, tesisleşme konusunda daha büyük projelerimiz yolda... Sürprizlerimiz olacak. Yine Buca'da bir tesis kuracağız. Daha çok kişiye ulaşacağız. Durmak yok, menzilimiz uzun...

Karşılaştığınız sorunlar ve olayları nasıl çözüyorsunuz?

"Meyve veren ağaç taşlanır diyorsunuz. Yani tabi ki ve bu taş da çok uzaktan gelmez hiçbir zaman. Ama Ben Hz. Muhammed'in de taşlandığını biliyorum. Yani ben kimim ki? Biz zaten bunları göze aldık, linç kampanyası, haset ve kıskançlık, şikayet hep var bize karşı... Ancak, ailelerin desteği daha da motive ediyor, çünkü ben etkilenince çocuklar ve aileler de etkileniyor. Niyet Hayır Akıbet Hayır diyelim Ama gergin uykulardan kör gecelerden bir sabah gelecek kardan aydınlık…"

Gençlere ve ailelere öneriler...

Gençlerin hiç vakit kaybetmeyip "Ben yapabilir miyim?" diye düşünmeden geleneksel okçuluğa başlamalarının gerektiğini belirtem Antrenör Zafer Aygül sözlerini şöyle tamamladı.

"Geleneksel okçuluk, kendinizi keşfetme yolculuğudur. Gelin, bu kadim mirası birlikte yaşatalım. Kapımız, gönlünde vatan sevgisi ve spor aşkı olan herkese her zaman açık... Herkesin Ramazan Bayramı'nı şimdiden kutluyorum... "