Son Mühür/ Gökmen Küçüktaşdemir- Programda hem çocuklar hem de yetişkinler için kritik uyarılar paylaşılırken, erken teşhis ve hareketli yaşamın önemi özellikle vurgulandı.
Skolyoz her zaman dışarıdan anlaşılmıyor
Programda en dikkat çeken başlıklardan biri skolyoz oldu. Omurganın yana doğru eğilmesiyle ortaya çıkan bu rahatsızlığın, çoğu zaman belirgin bir görüntü oluşturmadan ilerleyebileceğini belirten Öztürk, ailelerin bu konuda daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti.
“Skolyoz dediğimiz durum her zaman dışarıdan net bir yamuklukla anlaşılmayabilir. Bazen sadece omuz düşüklüğü, kas kısalığı ya da hafif bir duruş bozukluğu olarak kendini gösterebilir. Bu yüzden gözden kaçması çok kolaydır.”
Özellikle çocukluk döneminde düzenli kontrolün hayati önem taşıdığını belirten Öztürk, erken yaşta yapılan değerlendirmelerin ileride oluşabilecek ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini söyledi.
Ailelere önemli uyarı: “Geç kalmayın”
Skolyozun çoğu zaman aileler tarafından fark edilmesinin zor olduğunu vurgulayan Öztürk, bu durumun genellikle geç teşhis edildiğini dile getirdi.
“Aileler genelde ‘benim çocuğumda yoktur’ diye düşünüyor. Ama bu durum her zaman dışarıdan anlaşılmayabilir. O yüzden özellikle 6–7 yaş civarında bir uzmana danışılması çok önemli.”
Uzman kontrolünün hiçbir risk taşımadığını, aksine erken müdahale ile sürecin çok daha kolay yönetilebildiğini belirten Öztürk, “Bir uzmana görünmek hiçbir şey kaybettirmez, tam tersine çok şey kazandırır” ifadelerini kullandı.
Bu noktada programın sunucusu Psikolog Sedef Yıldırım Saruhan, ailelerin çoğu zaman belirtiler netleşmeden harekete geçmekte zorlandığını belirterek, erken danışmanın yalnızca fiziksel değil psikolojik açıdan da koruyucu olduğunu vurguladı.
“Skolyozun nedeni yanlış oturuş değil”
Toplumda yaygın olan bazı yanlış inanışlara da değinen Öztürk, skolyozun nedenleriyle ilgili önemli bir noktaya dikkat çekti:
“Skolyoz genellikle sonradan oluşan bir durum değildir. Çanta taşımak, yanlış oturmak gibi faktörler tek başına skolyoza sebep olmaz. Bu daha çok genetik yatkınlıkla ilişkili bir durumdur.”
Bu nedenle ailelerin suçluluk duygusuna kapılmak yerine bilinçli hareket etmeleri gerektiğini belirten Öztürk, önemli olanın erken fark etmek ve doğru yönlendirme olduğunu vurguladı.
Erken teşhis ameliyatın önüne geçebilir
Skolyozda erken teşhisin tedavi sürecini doğrudan etkilediğini belirten Öztürk, ilerleyen vakalarda ameliyat gerekebileceğini ancak erken dönemde bunun önüne geçilebildiğini söyledi.
“Erken teşhis edildiğinde fizik tedavi ve egzersizlerle bu süreci yönetmek mümkün. Hatta birçok vakada ameliyata gerek kalmadan ilerleme durdurulabiliyor ya da açı azaltılabiliyor.”
“Kendi kendinize medikal ürün kullanmayın”
Programda dikkat çeken bir diğer önemli uyarı ise bilinçsiz medikal ürün kullanımıyla ilgili oldu. Özellikle korseler ve destekleyici ürünlerin yanlış kullanımının ciddi sorunlara yol açabileceğini belirten Öztürk, şu ifadeleri kullandı:
“Hastalar bazen kendi başlarına korse ya da medikal cihazlar alıyor. Bu doğru bir yaklaşım değil. Bu ürünler mutlaka bir fizyoterapist ya da doktor önerisiyle kullanılmalı.”
Yanlış ürün kullanımının tedavi sürecini olumsuz etkileyebileceğini belirten Öztürk, her bireyin durumunun farklı olduğunu ve kişiye özel planlama yapılması gerektiğini söyledi.
Diz ağrılarının nedeni çoğu zaman hareketsizlik
Programın ilerleyen bölümünde yetişkinlerde sık görülen diz ağrılarına da değinen Öztürk, bu ağrıların her zaman ciddi bir hastalığa işaret etmediğini belirtti.
“Çoğu zaman diz ağrılarının temelinde hareketsizlik yatıyor. Gün içinde çok fazla oturan, aktif olmayan bireylerde bu tarz ağrılar daha sık görülüyor.”
Sedanter yaşam tarzının kas-iskelet sistemi üzerinde olumsuz etkiler yarattığını vurgulayan Öztürk, hareketin vücut sağlığı için vazgeçilmez olduğunu ifade etti.
“Vücudu hareket ettirdikçe iyileşiyoruz”
Günlük yaşam alışkanlıklarının sağlık üzerindeki etkisine dikkat çeken Öztürk, basit ama etkili önerilerde bulundu:
* Günde en az 30 dakika yürüyüş yapılması
* Sabahları kısa süreli esneme hareketleri
* Uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınılması
* Telefon kullanımının sınırlandırılması
“Vücudu bir makine gibi düşünelim. Ne kadar hareket ettirirsek o kadar sağlıklı çalışır.”
Bu noktada Psikolog Sedef Yıldırım Saruhan ise hareketin sadece fiziksel değil, davranışsal bir alışkanlık olduğuna dikkat çekerek, küçük ama sürdürülebilir değişimlerin uzun vadede büyük fark yarattığını ifade etti.
Spor sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da etkili
Egzersizin yalnızca fiziksel değil, ruhsal sağlık üzerinde de önemli etkileri olduğunu belirten Öztürk, sporun psikolojik faydalarına da değindi:
“Egzersiz yaptığımızda dopamin ve serotonin salgılıyoruz. Bu da hem kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlıyor hem de motivasyonumuzu artırıyor.”
Özellikle açık havada yapılan yürüyüşlerin hem bedensel hem zihinsel açıdan destekleyici olduğunu ifade etti.
Erken farkındalık hayat kalitesini belirliyor
Programın genelinde en çok vurgulanan konu ise erken farkındalık ve bilinçli hareket etmenin önemi oldu. Uzmanlar, özellikle çocukluk döneminde yapılacak küçük kontrollerin ileride büyük sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini belirtiyor.
Skolyoz başta olmak üzere birçok kas-iskelet sistemi rahatsızlığında erken teşhis ve doğru yönlendirme ile yaşam kalitesinin korunabileceğine dikkat çekiliyor.