GÜNDEM HABERLERİ

Epstein Dosyasında Sarsıcı İddia: “Üstün Irk” Hayaliyle Kurulan Zorro Çiftliği

Jeffrey Epstein hakkında ortaya çıkan yeni iddialar, dosyanın yalnızca bir cinsel istismar ağı değil, aynı zamanda karanlık bir genetik fantezi boyutu da taşıdığını gösteriyor. New York Times’ın kapsamlı araştırmasına göre Epstein, New Mexico’daki Zorro Çiftliği olarak bilinen geniş arazisini, kendi DNA’sını yaymaya yönelik bir proje için kullanmayı hayal etti.

Abone Ol

Son Mühür - ABD’li milyarder ve cinsel istismar suçlusu Jeffrey Epstein hakkında yayımlanan yeni araştırma, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. New York Times’ın haberine göre Epstein, New Mexico’da bulunan ve “Zorro Çiftliği” olarak anılan yaklaşık 8 bin dönümlük arazisini, kendi genetik mirasını çoğaltmaya yönelik bir planın merkezi haline getirmeyi amaçladı.

Aynı anda 20 kadını hamile bırakmak...

Gazetenin görüştüğü üç ayrı kaynağa göre Epstein, 2000’li yılların başından itibaren çevresindeki bilim insanları ve iş insanlarına, aynı anda çok sayıda kadını hamile bırakarak insan ırkına kendi DNA’sını yayma fikrinden söz etmeye başladı. Haberde, Epstein’ın hedefinin Santa Fe yakınlarındaki Zorro Çiftliği’nde aynı anda yaklaşık 20 kadını hamile bırakmak olduğu ifade ediliyor.

Üstün insan ırkı ve yapay zeka...

New York Times, bu planın “üstün insan ırkı” fikriyle bağlantılı olduğunu ve Epstein’ın genetik mühendislik ile yapay zekayı bu hedef doğrultusunda düşündüğünü aktarıyor. Ancak gazete, bu düşüncelerin fantezi aşamasının ötesine geçtiğine dair somut ve güçlü kanıtların sınırlı olduğunun da özellikle altını çiziyor.

Zorro Çiftliği’ne ilişkin iddiaları ağırlaştıran en önemli başlıklardan biri ise reşit olmayan kız çocuklarının da dahil olduğu istismar iddiaları. Epstein’ın daha önceki mahkumiyeti ve mağdur beyanları, bu çiftliğin kapalı ve kontrolsüz bir alan olarak kullanıldığı yönündeki iddiaları daha da hassas hale getiriyor.

Cezaevinde bile sürdürmüş..

Dosyada adı geçen mağdurlardan Virginia Giuffre’nin açtığı davalarda, çiftliğin Epstein’ın kontrolündeki istismar ağının bir parçası olduğu ileri sürülüyor. New York Times, Epstein’ın 2008’deki cinsel istismar suçundan mahkumiyetinin ardından dahi bu genetik projeden söz etmeye devam ettiğini yazıyor.

Araştırmada, Epstein’ın çevresinde bulunan bazı tanınmış bilim insanlarına da dikkat çekiliyor. Haberde, merhum Stephen Hawking’in de aralarında bulunduğu bazı akademisyenlerin Epstein’ın düzenlediği yemeklere, toplantılara ve konferanslara katıldığı belirtiliyor. Gazete, bu ilişkilerin çoğunun finansman ve bağış temelli olduğunu, ancak etik açıdan ciddi soru işaretleri doğurduğunu vurguluyor.

“Transhümanizm”

Epstein’ın ilgi alanı kimi çevrelerde “transhümanizm” olarak tanımlansa da eleştirmenler bu yaklaşımın, 20. yüzyılda büyük yıkımlara yol açan öjeni anlayışının güncellenmiş bir versiyonu olduğunu savunuyor. Epstein’ı bir dönem savunan ve daha sonra davalarda adı geçen avukat Alan Dershowitz, gazetenin aktardığına göre Epstein’ın genetik manipülasyona olan ilgisini Nazi Almanyası’ndaki öjeni uygulamalarıyla karşılaştırarak “dehşet verici” olarak nitelendirdi.

Epstein’ın ölümünün ardından, onunla teması bulunan birçok isim gibi bilim ve iş dünyasının da bu ilişkileri hızla unutmayı tercih ettiği ifade ediliyor. New York ve Palm Beach sosyetesinde olduğu gibi, akademik çevrelerde de Epstein bağlantılarının üzerinin örtülmeye çalışıldığı yorumları yapılıyor.

New York Times’ın araştırması, Epstein dosyasının yalnızca geçmişte kalmış bir skandal olmadığını, aksine güç, para, bilim ve etik arasındaki karanlık ilişkileri ortaya koyan çok daha geniş bir tablo sunduğunu gözler önüne seriyor. Epstein’ın “üstün ırk” fikrinin gerçek bir plan mı yoksa sapkın bir fantezi mi olduğu ise hâlâ netlik kazanmış değil.