Son Mühür / Yağmur Daştan - Türkiye ekonomisi, bir yanda kronikleşen yüksek enflasyon diğer yanda ise üretim çarklarını baskı altına alan finansal sıkışmışlık arasında kritik virajdan geçiyor. Fiyat istikrarını sağlama vaadiyle uygulanan politikaların piyasadaki karşılığı henüz dar ve sabit gelirli vatandaşın cebine yansımazken, özellikle sanayi kuruluşlarının ödeme zincirinde yaşanan aksamalar ekonomideki sert tabloyu gözler önüne seriyor. Mevcut gidişatı değerlendiren eski TCMB Uzmanı Dr. Ayhan Bülent Toptaş’tan ekonomi karnesine dair çarpıcı analizler geldi. Türkiye’nin 28 yıl önce denenen ve 2001 krizinin kapısını aralayan "kur çapası" modeline benzer bir döngüye hapsolduğu uyarısında bulunan Toptaş, fiyat istikrarının üç yıldır bir türlü tesis edilemediğine dikkati çekti.
“Önümüzdeki günler daha da zor…”
“Ekonomide hoş olmayan bir tabloyla karşı karşıyayız” sözleriyle açıklamalarına başlayan Toptaş, “Merkez Bankası açısından baktığımızda üç yıl geçmesine rağmen fiyat istikrarının sağlanmasının bir türlü gerçekleşmediğini görüyoruz. Geçtiğimiz yıl ağustos ayından beri enflasyon yüzde 30 civarında devam ediyor. Üç sene geçti, bir türlü ilerleyemiyoruz. Bir açıdan finansal istikrar konusunda da endişelerimiz var çünkü firmalar zorlanıyor. Finansal istikrar demek; ödemelerin düzgünce yapılması ve insanların işlemlerini gerçekleştirebilmesi demek. Bir yandan da sanayide, işletmelerde ödeme sorunları var. Biraz daha sıkılsa sanayi kuruluşları ve işletmeler zor duruma düşecek; sıkmasanız enflasyon zora girecek. Bir türlü istediğimiz sonucu alamıyoruz. Bizim bir an evvel yapısal düzenlemelere gitmemiz gerekiyor. Ekonominin temelini oluşturan politikaları gözden geçirmemiz gerekiyor. Örneğin; tarım politikasını, ihale kanununu daha iyi konuma getirmemiz şart. Bu nedenle tablo iyiye gitmiyor. Özellikle dar ve sabit gelirli halk için önümüzdeki günler daha da zor geçecek gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.
“Bir türlü o patikaya dönemiyoruz”
Merkez Bankası’nın enflasyonu dizginlemek için kurun bir ‘çapa’ olarak kullanıldığı görüşlerine yönelik de değerlendirmelerde bulunan Toptaş, “Enflasyonla mücadelenin temeli sanki kuru sabit tutmak. Buradaki varsayım; bizim ithal edilen bir enflasyon yaşadığımıza dair. Kur yükseldikçe ve ithalat pahalı hale geldikçe enflasyon yükseliyor. Bu yüzden de kuru sabit tutmaya dikkat ediyorlar. Yeri geldiğinde rezervler harcanarak denge sağlanmaya çalışılıyor. İnsanlarda da bunun reel durumunun bu olmadığı ve herhangi bir krizde fırlayabileceği endişeleri var. Asıl yapmamız gereken yapısal önlemler almak. Bir ekonomi, ‘Kuru sabit tut, faizi yükselt, talebi düşür’ şeklinde bir yere kadar devam eder. Aslında bu süreci 2001 ve 2011 yılında çok güzel yönetmiştik. Fakat şimdi bir türlü o patikaya dönemiyoruz. Ekonomi yönetiminin daha geniş ve yapısal sorunları dikkate alan bir çerçeveye oturtulması gerekiyor. Şu anda kısır bir döngünün içindeyiz” dedi.
“Bu model eski bir model"
Süreç içinde Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek’e yapılan eleştirilerin de hatırlatılması üzerine Toptaş, “Kur çapasıyla eskiden bir deneme yaptık. En son 1998 ve 1999 yılında bu şekilde ilerlemeye çalışmıştık. Olmadı, yürümedi ve bir yerde koptu. Bu model eski bir model… Bunu 28 yıl önce denedik ve 2001 krizi eşiğine bu şekilde geldik. 2001 krizinin eşiğine gelişimiz kur çapasıyla yürüyen programın ekonomi nedeniyle darmadağın olması sebebiyle olmuştu. Ondan sonra kendimizi toparlamamız yapısal programla mümkün oldu. Kemal Derviş’in hazırladığı ‘Güçlü ekonomi programı’ vardı. Sonra iktidar değişti ve iktidar bu programı destekleyerek Avrupa Birliği’ni de baz alıp liberal bir programı devreye sokarak çok başarılı oldu. Şimdi ne olacağını bekleyip göreceğiz. Bu ekonomi programından bir an önce çıkmamız gerekiyor. Yoksa bu döngüde dönüp dururuz” açıklamalarında bulundu.
“Büyük bir potansiyelimiz var ama…”
“Bu tablodan da çıkılabilir” sözleriyle devam eden Toptaş, “2021 krizinde de ‘Bu tablodan nasıl toparlanılacak’ gibi endişeler vardı. Vatandaşa güven verip doğru, iş bilen ve dürüstlüğüne güvenebileceğiniz kişileri görevlere getirebilirseniz düzelme görürsünüz. Konum olarak muazzam bir ülkeye sahibiz. Yılda 60 milyon turist alan bir ülkeyiz, topraklarımız verimli. Sanayi altyapımız var, çok iyi girişimcilerimiz var. Avantajlarımız çok. Fakat liyakatli kişileri göreve getirmez ve kamu düzenini sağlayamazsanız o zaman insanlar dışarıda kendilerine ev bakar, iş bakar. Çok iyi insan kaynağımız var, istikrar sağlanmayacak değil. Potansiyelimiz çok fakat buna uygun siyaset üretilemiyor. Bizim yüksek teknolojik gelişmelere çok ihtiyacımız var. Pek çok ülke teknolojiyle sıçrama yaptı ve içeride de nezih bir ortam sağlayarak ilerledi. 1990’larda Çin mallarını hafife alırdık, şimdi ne noktaya geldiler. Potansiyel ve kaynağımız var ancak iş bilen insanların görevde olması gerekiyor” diye konuştu.