Son Mühür/ Son Mühür TV'de yayınlanan ve moderatörlüğünü Tunç Erciyas'ın yaptığı Sıcak Bakış programının konuğu Birleşik Kamu Eğitim-İş 3 No'lu Şube Başkanı Barış Düdü oldu. LGS, TYT ve AYT sınavlarının ardından değerlendirmelerde bulunan Düdü, eğitim sistemine ilişkin eleştirilerini canlı yayında paylaştı. Müfredat ile sınav sorularının uyumsuz olduğunu savunan Düdü, eğitimde fırsat eşitsizliğinin arttığını, öğretmen yetiştirme modellerinin bozulduğunu ve öğretmen atamalarında ekonomik gerekçelerin öne sürüldüğünü ifade etti.
“Eğitimde fırsat eşitsizliği”
Eğitim öğretim yılının sonuna gelindiğini hatırlatan Barış Düdü, geçen hafta gerçekleştirilen LGS ile bu hafta yapılan YKS'nin öğrenciler açısından önemli sınavlar olduğunu belirtti. Tunç Erciyas'ın sorularını yanıtlayan Düdü, “Eğitimin artık şanslı kısmı var, gerçekten biraz varlıklıysanız, biraz ekonominiz uygunsa, eğitimde çünkü çok fırsat eşitsizliği var çünkü eğitim piyasalaştırılıyor paralı hale getiriliyor bu piyasalaşmanın içerisinde tabi ki eğitime ulaşmada da çok ciddi anlamda fırsat eşitsizliği ortaya çıkıyor. Çünkü bugün bakıyoruz ki Milli eğitim son yaptığı 2026’daki sınavlarla ilgili LGS’dir TYT’dir AYT’dir sınavlarla ilgili öğrencilerimizden gelen en büyük eleştiri velilerimizden gelen en büyük eleştiri şu: müfredatla sorular uymuyor. MEB her gün diyor ki: kaynak kullanmak yasak. Özel okullara giden çocuklar resim dersi, beden eğitimi dersi, din eğitim dersi gibi dersleri almıyor. Bunun yerine arttırılmış matematik arttırılmış fen bilgisi arttırılmış fizik arttırılmış kimya arttırılmış edebiyat dersleriyle sınava yönelik hazırlanıyor. Bu da milli eğitimin yarattığı bir fırsat eşitsizliği” diye konuştu.

“Adaletli bir eğitim için örgütlenme şart”
Örgütlü mücadelenin önemine değinen Düdü, sendikal faaliyetler içerisinde uzun yıllardır yer aldığını belirtti. Düdü, “23 yıldır sendikal mücadelenin içerisindeyim. İşyeri temsilciliğinden il başkanlığına kadar birçok görevi yaptım. Mücadeleden asla geri durmadım çünkü örgütlü öğretmen mücadelesine ve örgütlü mücadeleye çok inanan bir insanım. Ağacımızı korumak istiyorsak örgütlenmeliyiz, temiz su içmek istiyorsak örgütlenmeliyiz, temiz bir hava solumak istiyorsak örgütlenmeliyiz, iyi eğitim almak, hakça eşit adaletli bir eğitim almak istiyorsak örgütlenmemiz gerekiyor. Adaletli bir ücret politikası olsun diyorsak örgütlenmeliyiz, ben bu örgütlüğe inandığım için 23 yıldır örgütlü mücadelenin içerisindeyim ve hiçbir bakana bu kadar uzun süre istifa et demedim” şeklinde konuştu.
“Türk devriminin en idealist öğretmeni”
Köy Enstitülerinin eğitim tarihindeki yerine değinen Düdü, İsmail Hakkı Tonguç'un eğitim anlayışının önemli bir miras bıraktığını söyledi. Düdü, “Köy Enstitülerinde İsmail Hakkı Tonguç gerçekten Türk devriminin en idealist kişilerinden biri oldu. Kendini bütün ömrünün büyük bir kısmını Türkiye’nin en ücra köylerinde geçirdi. Araştırmalar yapan, buralardan sonuçlar çıkartıp bir felsefenin üretilmesine, gerçekten milli olan bir felsefenin üretilmesini sağladı. Türkiye’nin dört bir ucunda eğitime ulaşabildiler hepsi birer kıvılcım haline geldiler ve gittikleri her yerde bu kıvılcımlar ateşe dönüştü. Burada işte o geleceğe İsmail Hakkı Tonguç büyük bir miras bırakmış bir öğretmen. Amasya genelgesinin bugün yıl dönümü. Biz de Amasya genelgesinin yıldönümünde halkın iradesinin yok edildiğini ya da yok edilmek istendiğini gördüğümüz için çeşitli siyasi uygulamalar yoluyla halk iradesinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığını gördüğümüz için sokağa çıkıyoruz. Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, 29 Ekim Kadınlar Derneği, Türk Kadınlar Birliği ve EĞİTİMİŞ sendikamızın öncülüğünde Bayraklı’da bu akşam bir yürüyüş var. Halkımızı davet ediyoruz. EĞİTİMİŞ’in sitelerinden, benim özel hesabımdan girip yerine saatine bakabilirler. Onları bu akşam bayraklarıyla bu yürüyüşe bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

“Öğretmen yetiştirme modelleri bozuldu”
Öğretmen yetiştirme sisteminin geçmişten bugüne değiştiğini savunan Düdü, eğitim fakültelerinin yapısına ilişkin eleştirilerde bulundu. Düdü, “Öğretmen yetiştirme eğitim fakültelerine 1982’den sonra, darbe sonrası bırakıldığında, tabii ki ideolojik öğretmen de yani bilimden akıldan ve halkçılıktan koparılmış bir öğretmen modeline de sürüklemek amacıyla ideolojik anlamda, öğretmen yetiştirme modelleri kasten bozuldu. Çünkü öğretmen, başöğretmenden aldığı hedef doğrultusunda, ülkeyi sürekli aydınlanma çağdaşlaşma ve demokratik merkezde toparlama mücadelesi veriyordu. İşte İsmail Hakkı Tonguç ne yapmış? Hasan Ali Yücel ne yapmış? Mustafa Necati ne yapmış? Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk harf devrimini yaparken neleri hedeflemiş? Yüz yıllık öğretmen örgütü mücadelesinde ne gibi baskılar yaşanmış kaç senede öğretmenler neden yakılmak istenmiş? Ne diyormuş öğretmenler? Öğretmen neden Amerikan sütüne karşı eylem yapmış ve yüzbinlerce insan buna destek vermiş? Yani bütün bunların anlatıldığı bu serüven de içinde olsun ve böyle bir öğretmen akla ve bilime inanmış sanata ve kültüre inanmış öğretmen modeliyle yeniden açalım en büyük karşılıktı ve hayal olarak şu anda devam ediyor” dedi.
“Ekonomi yüzünden öğretmenler atanamıyor”
Türkiye'de öğretmen ihtiyacına rağmen atamaların sınırlı kaldığını belirten Düdü, ekonomik gerekçelerin öne sürüldüğünü söyledi. Düdü, “Her yerde eğitim fakültesi var, her yıl on binlerce kardeşimizi bu fakültelerden mezun ediyoruz ama öğretmen atamıyoruz. 200 bin öğretmen ihtiyacımız var diyoruz ama 20 bin öğretmen atıyoruz, sebebini milli eğitim bakanına sorduğumuzda ekonomi bakanı bana bütçe vermiyor diyor. Ekonomi bakanına sorduğumuzda, ‘bu politikalarla bu iş giderse batacağız, ben de oraya ekonomi ayıramıyorum’ diyemiyor” diye sözlerini sonlandırdı.





