İZMİR HABERLERİ

DTO Başkanı Öztürk'ten Alsancak Limanı açıklaması: " Son karar TVF'de"

İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi’nin Ocak ayı meclis toplantısında konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, İzmir Limanı ve deniz kirliliği konularını değerlendirdi. Öztürk, deniz kirliliğinin büyük ölçüde karasal kaynaklı olduğunu vurguladı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın konuyu bilimsel bir bakışla ele aldığını belirtti. Limanın geleceğine ilişkin nihai kararın Türkiye Varlık Fonu tarafından alınacağını söyledi.

Abone Ol

Son Mühür/ Emine Kulak- İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi 2026 yılının ilk meclis toplantısı olan Ocak ayı olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı Argun Gündüç idaresinde, Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk ve meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleşti.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay geçtiğimiz haftalarda Alsancak Limanı’nın mevcut durumu hakkında hükümete çağrıda bulunarak, limanın yatırım eksikliği nedeniyle her geçen yıl kan kaybettiğini söylemişti. Tugay, Alsancak Limanı’nın yalnızca yolcu limanı olarak düzenlenmesini önermişti. DTO Başkanı Yusuf Öztürk meclis toplantısında konu hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Öztürk: Son karar Türkiye Varlık Fonu’nun

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın konuyu bilimsel ve akademik bir bakış açısıyla ele aldığını söyleyen Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, “ Deniz kirliliğin yüzde 95’inin karasal kaynaklı olduğunu bütün bilim söylüyor. Yüzde 5’i hakkında da bilgi verecekler de akademisyenler. Yerel yönetim, akademisyenler de bu uygulamada çalışma yapacaklar. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay değerlidir ve akademik kariyeri de vardır. Şehri emindir. Ona emanet. Haklı olarak bir konu tartışılması deniz kirliliğinin ana kriterleri nedir ve nasıl minimize edebiliriz diye bir konu başlattı. Aziz Kocaoğlu, arkasından Tunç Soyer bayrağı devir aldı. Her büyükşehir belediye başkanları değişiminde İzmir limanının takibi ve geleceği her başkanın ajandasındaydı. 2004 yılında limanın balina haline dönüştürülmesi gibi bir takım projeler vardı. O dönem sayın başkanın düşüncesi böyleydi. Aziz Başkanın farklı, Tunç Başkanın farklıydı. Şimdi de bu konuda farklı çalışmalar yapılıyor. Bu konuda doğru kararı verecek olanlar bu limanın sahipleridir. Liman Türkiye’nin, bizim mallarımızdır. Her türlü alternatifi düşünecekler. Her şeyi düşünüp ona göre karar verecek. Kapatılmalı mı, kaptılmamalı mı karar verecek olan Türkiye Varlık Fonu. Son gelişme de tüm yatırımları Türkiye Varlık Fonu’nun yapılacağı açıklandı. Limanı da ikiye bölmek ile ilgili farklı modellemeler yapıldı. Bunlar da kesin değil ama bir şekilde hem Türkiye hem de İzmir için doğruyu bulacakları hakkında hiçbir tereddüttüm yok” dedi.

Üye Çelik’ten Liman çıkışı!

Mecliste dilek ve temenniler bölümünde söz alan Deniz Ticaret Odası (DTO) Yönetim Kurulu Üyesi Mihri Çelik, İzmir Limanı üzerinden yürütülen tartışmalara ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın değerlendirmelerine sert ifadelerle yanıt veren Çelik, limanın kapatılmasına yönelik söylemleri eleştirdi.

Atıl kapasite yok, her liman bizim için önemli”

İzmir Limanı’na yönelik eleştirilerin teknik ve lojistik gerçeklerle örtüşmediğini vurgulayan Çelik, rıhtım uzunlukları üzerinden yapılan karşılaştırmalara dikkat çekti. Çelik, “Alsancak Limanı’nın rıhtım uzunluğu 4 kilometre. Alternatif olarak gösterilen Nemrut Limanı’nın toplam rıhtım uzunluğu ise 9 kilometre. Ancak bu 9 kilometrenin doluluk oranı yüzde 90. Alsancak’taki 4 kilometreyi devreden çıkarırsanız elinizde sadece 800 metre kalır. Ortada atıl bir kapasite yok. Her liman bizim için önemli. Limanı bakkal gibi, tekel gibi kapatamazsınız” dedi.

25 yıldır taranmadan çalışan bir limandan bahsediyoruz”

Liman çevresinde yapılması gereken tarama çalışmalarına da değinen Çelik, yıllardır dile getirilen “derinlik” tartışmalarının abartıldığını savundu. “13 yıldır ‘derinleştirelim’ deniyor. İzmir’e gelmesi gerekirken Nemrut’a yönelen kaç gemi var bilen var mı? 355 gemi Alsancak yerine Nemrut’a gitmiş. Bunların sadece 73’ü derinlik nedeniyle gitmiş. Alsancak Limanı’nın ana liman olma durumu yok, Çandarlı’nın alternatifi de değil. Operasyonel verimlilik ve hız sağlanamadı” ifadelerini kullandı.

Devlet limanlarının çalışma koşullarına da değinen Çelik, “Devlet limanının bir hatla ortak çalışma ihtimali yok. Bütün bölge limanları tarifelerini açıklasın. Devlet limanı olunca ‘beyan edelim’ deniyor, özel liman olunca ‘ticari sır’ oluyor. İzmir’in doğusu ve güneyine gidecek bir geminin Nemrut’a gitmesi, karayolunda adet başına 120 dolar maliyet demek. İzmir Limanı 1 milyon TEU kapasiteli bir liman. 1 milyon konteyner 120 milyon dolar yapar. Hepsi gitmiyor desek bile yılda en az 30 milyon dolar mazot ve otoyola ödüyoruz. Lojistik avantaj varken ‘kapatalım’ diyoruz” şeklinde konuştu. Çelik ayrıca, “Çeşme Ulusoy dışında Ro-Ro rampası olan liman yok. Rivayet odur ki 850 milyon dolar harcanacak ve her 5 yılda bir tarama yapılacak. 25 yıldır taranmadan çalışan bir limandan bahsediyoruz” dedi.

Sosyal medyada video paylaşarak gerçeği değiştiremezsiniz”

İzmir Körfezi’nin kirliliğinin liman faaliyetleriyle ilişkilendirilmesine de sert tepki gösteren Çelik, uluslararası sözleşmelere dikkat çekti. “Küçük gemiler gelmesin, denizi kirletiyor deniyor. Deniz kirlenmesin diye MARPOL Sözleşmesi var. Bu sözleşmeye göre 1 grosluk gemi kirletirse 1 milyon Euro ceza öder. Kaptan istese bile bilerek o kiri basamaz. Instagram’da fotoğraf ve video yayınlayarak bu gerçeği değiştiremezsiniz” diye konuştu.

Körfez kirliliğinin asıl nedenlerinin bilindiğini savunan Çelik, “45 yıldır Melez’e kireç döküyoruz, kireç fabrikası zengin oldu. Tershanenin döner sermayesinin sivil gemilere açılması için yıllarca uğraştık, bugün İZDENİZ bakım-onarımlarını burada yaptırıyor. Cümle arasında kullanırken dikkatli olalım” dedi.

Liman kimin önünü açacak, buna bakmak lazım”

“Liman şehrin önünü kapatıyor” söylemlerine de yanıt veren Çelik, “2008 yılında bu limanı satacaktık. O zaman satsaydık ‘kapansın’ diyebilecekler miydi? Liman şehrin önünü kapatıyor diyorlar ama limanın kimin önünü açacağı belli. Limanın arkasında kim varsa onun önü açılacak. Danışmanlarda bir zafiyet mi var anlamıyorum. Şehri ona teslim ettik ama onu kime emanet ettik?” ifadelerini kullandı.

“Sanki yolcu gemileri sırada bekliyor”

Yük gemileri yerine kruvaziyer gemilerinin alınması önerilerine de değinen Çelik, “Yük operasyonu kapansın, yolcu gemileri gelsin diyorlar. Gelsinler, biz zaten gelsinler diye uğraşıyoruz. Ama sanki yolcu gemileri kuyruk olmuş gibi konuşuluyor. Kruvaziyerin iki ana noktası var: Galataport ve Kuşadası. Bu iki destinasyon arasında belki tali olarak İzmir’e uğrarlar diye bekliyoruz” dedi.

Tarihi evler yıkılsın, daha çok rant olsun diye beklersen kimse gelmez”

Turizm politikalarına da eleştiriler yönelten Çelik, “Çöp kamyonlarını ‘atık toplama merkezi’ diye dört yıldır limanın önüne koydunuz. Bornova Sokağı’nı kış ortasında kazarsanız, tarihi evler yıkılsın da daha çok rant olsun derseniz kimse gelmez. TARKEM dediler, kaç yıl oldu? Turizmi artırın. Yolcu gemileri yer bulamasın, o zaman yükçüler tası tarağı toplayıp gider” diye konuştu.

“ETİK Başkanı limanla değil, Hilton Oteli’yle ilgilensin

ETİK Başkanı’na da eleştiriler yönelten Çelik, “ETİK Başkanı’ndan limana ne? Önce Hilton Oteli’ni hayata geçirin. Hilton binası niye boş? Fuar oluyor, kalacak yer yok. Beş yıldızlı otel var, kaldırımda lobisi var, birinci kordonda kahvaltı salonu yapmış. Turizmci olarak bunlarla uğraşın” dedi.

Bazı açıklamaların gerçekçi olmadığını savunan Çelik, “Biri çıkıyor Ro-Ro hattı açacağım diyor, olmuyor. Biri feribot hattı açacağım diyor, olmuyor. Herkes kendi işine baksın. Biz hiç okumuyor muyuz?” ifadelerini kullandı.

Devekuşu gibi otellerimiz var”

Konuşmasının sonunda turizm sektöründeki yapılaşma sorunlarına dikkat çeken Çelik,“Devekuşu gibi otellerimiz var. Son 10 yılda türedi. Otele giderken ev eşyası taşıdığımız yerler var. Otel gibi yapılıp ev gibi kullanılan binalar var. Kapısında ‘otel’ yazıyor, ruhsatında ‘konut’ yazıyor. Bunlarla uğraşın. Herkes kendi sektörünü düzeltsin, fikir beyan etmesin. Ya söylediklerini yapsınlar ya da yaptıklarını söylesinler” dedi.