İzmir Haberleri

Doğa olayı afete dönüşmesin! İZ-AFED Başkanı Ertaş, "Afetlere karşı en büyük çözüm: Önceden önlem almak"

Tunç Erciyas ile Sıcak Bakış programının konuğu İzmir Çevre ve Afet Bilinci Farkındalığı (İZ-AFED) derneği başkanı Servet Ertaş oldu.İş güvenliği ve sağlığı konularında konuşulan programda afet yönetimi, afet bilinci ve iklim krizi gibi konualar da değerlendirildi.

Abone Ol

Son Mühür/Selda Meşe- İzmir Çevre ve Afet Bilinci farkındalığı İZ-AFED derneği başkanı Servet Ertaş Sıcak Bakış programında, afet yönetimi, afet bilinci ve iklim krizi gibi konular da değerlendirmelerde bulundu. Geçtiğimiz hafta 4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında çeşitli etkinlikler düzenlediklerini belirten Ertaş, "Dernek olarak afet yönetimi, çevre, iklim ve iş sağlığı güvenliği temel faaliyet alanlarımız. Birbirinden farklı gibi görünse de birbiriyle doğrudan ilişkili alanlar. Biz dernek olarak afetler, iş sağlığı ve güvenliği ve diğer konular içinde 'olmadan önce önlem alma' anlayışıyla çalışıyoruz. Toplumu bilinçlendirmek ve farkındalık yaratmak olası zarar ve hasarların azalmasını sağlıyor. İş kazalarının önlenmesinde ve afetlerin etkilerinin azaltılmasında iş sağlığı ve güvenliği kültürünün çok önemli olduğunu düşünüyoruz" dedi.


"Amacımız önlem alma bilincini artırmak"


İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası'nı oldukça önemsediklerini, iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarından, iş yeri hekimlerine, iş makinesi operatörlerinden dernek ve sendika başkanlarına kadar birçok ismin yapılan etkinliklerde konuşmacı olduğunu belirten Ertaş, "İzmir'de ya da Türkiye'de bir sürü kurum ve kuruluş bu haftayı boş geçirdi. Biz bu konuda sessiz kalmak istemedik. Çünkü ülkemizde iş sağlığı güvenliği ve afetler konusunda önceden önlem alma kültürü çok zayıf. Bizde hem buna vurgu yapalım istedik, hem de mümkün olduğu kadar toplumda önlem almayı alışkanlık haline getiren, bir tutum davranış değişikliği oluşturmak amacıyla etkinlikler düzenledik. Çok verimli oldu. Etkinlik sonunda konuşmacılarımız sloganlarla farkındalık videosu çekti. Bu çabalarımızın amacı , toplumu afetlere ve iş sağlığı güvenliğiyle ilgili iş kazalarına karşı koruyacak önlem alma bilincini artırmak" diye konuştu.

"Ülkemizde binalar engelli dostu değil"


Engelliler haftası ile ilgili çalışmalarından bahseden Ertaş, "Engelli vatandaşın normal zamanda zaten en büyük sorunlarından birisi erişebilirlik. Ülkemizde maalesef binalarımız engelli dostu değil. Engelli bireylerin giriş ve erişimine uygun yapılar oldukça yetersiz. Birçok binada asansör birinci kattan başlıyor. Birinci kata kadar engelli vatandaş nasıl çıkacak? Normal hayatta bunun gibi pek çok sorun, afetlerde iki üç kat belki on kat daha fazla artıyor. Afetlerde de yine tahliye en büyük sorun. Bina yıkılmaz bile olsa engellilerin oradan çıkışı çok büyük sorun. İşitme engellilerin sorunları farklı, yürüme engellilerin sorunları farklı, bir yandan otizmli çocuklar var onların farklı. Türkiye'de kamu kurumlarının, belediyelerin farklı çalışmalar yapması lazım. Bu konuya hassasiyetle Yeni bir yaklaşım ve bakışa ihtiyaç var. Biz, dernek olarak afetlerle ilgili engellilerin yaşadığı sorunlara çözümler bulmak için 'afetlerde engelliler' eğitimi ve etkinliği yapmıştık. Bu yönde olumlu gelişmeler de var. Bir iletişim formülü oluşturuluyor. Afetlerde engellilerin hepsinin kullanabileceği bir aplikasyon çalışması yapılıyor. Bir Avrupa Birliği projesi. Umarım yakın zamanda tamamlanır" dedi.


"İzmir Depremi sonrası derneği kurduk"


Derneğin kuruluş sürecine değinen Ertaş, "Derneği 30 Ekim İzmir Depremi sonrasında kurduk. O süreçte de gördük ki bizim toplumda afet bilinci çok az. Eğitimlere gittiğimiz kurum ve kuruluşlarda bize gelen sorulardan anladık ki gerçekten bu konuda toplum olarak ne kadar yol almamız gerektiğini gösterdi. Amacımız güvenlik kültürü oluşturmak. Deprem gibi doğa olaylarını durdurmamız mümkün değil ama onun hasar ve zararlarını en aza indirmek mümkün. Binalar depreme dayanıklı hale getirilerek toplum bilinçlendirilerek doğa olayı afete dönüşmeden atlatılabilir" diye konuştu.

"Kentsel dönüşümün yürümemesinin en büyük nedeni ekonomi"

Kentsel dönüşüm ve güvenli yapılaşma konusuna değinen Ertaş, "İzmir'in yapı stoku yüzde 70 oranla eski, dayanıksız. İzmir'de pek çok semtin yenilenmesi gerekiyor. Buradaki binaların çoğunun kaçak olduğu, mühendislik hizmeti almadığı gibi bir durum söz konusu. Sadece zemin değil mesele. Üç artı birse iki artı bir ev olsun ama en azından yeni ve sağlam bir binada yaşamış olur insanlar. Binaların kentsel dönüşüm hizmeti alması ekonomiye de bağlı. Bazı insanlar ekonomik sıkıntıdan dolayı kentsel dönüşüme sıcak bakmıyor. Binayı dönüştürdüklerinde çıkan farkı ödemekte zorlanmaktan korkuyorlar. Kentsel dönüşümün yürümemesinin en büyük nedeni ekonomi. Devletin teşvik edici destekler sunması gerekiyor. Hiç kimse kendi isteğiyle enkaz altında kalmak, eski binada ölmek istemez. Daha iyi koşullarda daha güvenli binalarda yaşamak ister. Durumu iyi olup da kentsel dönüşüm konusunda inatlaşanlar da var. Konforu güvenliğe tercih ediyorlar. Toplumda bu bilinç yok denecek kadar az" dedi.

"Her eski bina dayanıksız değildir"

Yeni konut alacaklar için tavsiyede bulunan Ertaş , "Bina güvenliği çok önemli. Oturduğun dairede bir deprem olduğunda hayatta kalabilecek misiniz? Binanın yapım yılı, yapan müteahhit, yapılan malzeme, depreme dayanıklılık testi ve risk analizleri mutlaka araştırılmalı. Her eski bina dayanıksız değildir ancak mutlaka teknik raporları incelenmelidir. Mümkün olduğu kadar yüksek mimari yerine yatay mimari tercih edilmeli. Çevre düzenlemesinin olduğu yerler bizim de tavsiyemiz. Kentsel dönüşümde şöyle bir handikapta var. Dönüşümün ada ve parsel bazlı yeni bir yaşam alanına dönüştürmek yerine bir binayı yıkıp aynı şekilde aynı özellikte yapmak kentsel dönüşüm değildir" ifadelerini kullandı.

"Hem eğlendiren hem eğiten oyunlar"

Tiyatro ile toplumu bilinçlendirdiklerini söyleyen Ertaş, "Bizim klasik konferans eğitimlerimizin yanı sıra afet bilincini, iklim değişikliğini hem de çevreyi temiz tutmayla ilgili hatta iş sağlığı güvenliğiyle ilgili tiyatro oyunlarımız var. Teknik anlatımlarla dolu eğitimler bazen insanları sıkabiliyor. Bu yüzden yöntemi değişitirip tiyatroyla anlatmaya karar verdik. Toplumdan dört karakterle afetlere hazırlığı, ne yapmamız gerektiğini anlattığımız on dakikalık bir oyunla izleyenleri hem eğlendiren hem eğiten oyunlar bunlar" dedi.

"İklim değişikliği bir anda etkiisni göstermez"


İklim değişikliğinin afet yönetiminde yavaş gelişen afet olarak tanımladıklarını belirten Ertaş, "İklim değişikliğini kapalı kapılar arasında konuşulan konu olmaktan çıkartmak istedik. İklim değişikliği aslında afet yönetimi biliminde yavaş gelişen afet diye tanımlanır. Bi anda etkisini göstermiyor. Etkileri farklı farklı çeşitlerde, farklı farklı zamanlarda meydana geliyor. Her şey farkında olmakla başlar. Farkında olmadığımız hiçbir şey için önlem almıyoruz. Dayanıklı ve dirençli toplum ancak böyle olacak" dedi.

Derneğe nasıl üye olunur?


İZ-AFED derneğine nasıl üye olunacağı sürecini anlatan Ertaş, "Afetlerle mücadele eğitimlerimize katılmak isteyenler İZ-AFED'in sosyal medya hesaplarını takip ederek, ekibimize gönüllü olarak katılım sağlayabilir. Altı ay gibi bir sürede dernek faaliyetlerinde gönüllü olarak derneğe ve çalışmalarımıza katılan kişilere fayda sağladığımıza kanaat getirdiğimiz arkadaşlarımızı sonraki süreçte üyeliğe dahil ediyoruz. Dernek üyeliğinin avantajı, yönetime katılma hakkı, seçme seçilme hakkı elde edebiliyor. Herkesin doğrudan demokrasi yöntemiyle yönetime katılma hakkı var" diye konuştu.

"Basın kuruluşlarına da eğitim düzenliyoruz"


Yerel basının afet bilincine katkısına değinen Ertaş, "Yerel basın bu konuda çok önemli. Afetlerde haber yapmak çok önemli. Habercinin hem afet yerinde kendini koruması hem de yaptığı haberde doğru terimleri kullanması gerekiyor. Basın kuruluşlarına da bu nedenle eğitim düzenliyoruz. İzmir Gazeteciler Cemiyeti ile iş birliği protokolümüz var. Basının bu şekilde afetlerle ilgili bilgiyi daha nitelikli halde taşıması sağlanıyor. Toplumu aydınlatmak konusunda hem televizyonlar, hem gazetelerin doğru bir şekilde aktarması, toplumun bu konuda bilinçlenmesinde en az bizim çalışmalarımız kadar önemli" dedi.