Son Mühür/ Yağmur Daştan- Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, İzmir’e geldi. Kentte bir dizi programa katılacak olan Babacan, Son Mühür’e özel de açıklamalarda bulundu. Ortadoğu’da ABD-İsrail-İran hattında büyüyen savaş riski ve Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı enerji ve güvenliğe dair endişeler sürerken, “Sizce Türkiye bu yeni küresel çatışma ortamında tarafsız bir denge politikası mı izlemeli, yoksa NATO çizgisinde daha net bir pozisyon mu almalı?” sorusuna yanıt veren Babacan, dikkatleri çeken mesajlar verdi.
Babacan açıklamasında şu ifadelere yer verdi;
"Şu anda NATO bu savaşın bir tarafı değil biliyorsunuz. Bu bir NATO operasyonu değil, bu Birleşmiş Milletler kararıyla başlatılmış bir operasyon da değil. Bu operasyon uluslararası hukuka aykırı bir şekilde İsrail ile Amerika’nın İran’a karşı başlattığı bir operasyon ama aynı zamanda İran’ın da bölgedeki birçok ülkeyi hedefleyerek kendi karşı saldırılarına başladığı bir operasyon. Bunun Türkiye ile çok yakın bir konu olduğunu bilmemiz lazım. Hemen yanı başımızdaki coğrafyada bir savaştan bahsediyoruz. Hemen sınır komşumuz İran’a büyük bir saldırı var; ama İran’ın da bize göre yanlış bulduğumuz karşı, hedef gözetmeksizin yaptığı saldırılar var. Özellikle Türkiye’yi güvenlik açısından ve ekonomik açıdan nasıl etkileyeceğine bakmamız lazım. Yani Türkiye’ye dönük herhangi bir saldırı olduğunda zaten içinde bulunduğumuz ittifak sisteminin sadece ittifak ülkelerini korumayla ilgili bir refleksi var. Silahlı kuvvetlerin diğer muhatap oldukları ülkelerle birlikte yürüttükleri süreç. Bu şu an itibarıyla sadece Türkiye’yi koruma refleksiyle çalışan bir sistemden bahsediyoruz.
Ayrıca Türkiye üzerinde bunun ekonomik etkisi olabilir, bu da savaşın haftalar süreceği mi yoksa aylar süreceğiyle mi alakalı bir konu. Eğer haftalarla ifade edeceğimiz zamanda şöyle ya da böyle geçici bir ateşkeste savaş durursa bunun etkisi daha sınırlı olacaktır, geçici olacaktır ama aylarla ifade edeceğimiz bir süreçte sürekli bir savaş ortamında olursak bunun petrol fiyatları ve tarım ürünleri fiyatlarını olumsuz etkileyeceğini söyleyebiliriz. Belki ondan da öte genel güven ortamının bozulmasında kuşkusuz etkide bulunabilir.
Türkiye hep barıştan yana olmalıdır. Türkiye aklıselimle hareket etmelidir. Türkiye mümkün olduğunca onun ya da bunun tarafında değil uluslararası hukukun tarafında, barışın tarafında olmalıdır. Bu şekilde aklıselimle yönetilirse ülkemize en az zararı verecek şekliyle bu dönemin atlatılması mümkün olabilir"