Son Mühür / Yiğit Uzun- Kars’ın Susuz ilçesinde belediyenin kanalizasyon ve mezbaha atıklarını arıtma yapmadan dereye boşaltması, Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Belgüzar Çimendeğ ve Memet Erdağöz’ün yaptığı bireysel başvuru üzerine mahkeme, çevre kirliliğinin insanların yaşam alanı ve sağlığı üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirterek “özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği” kararını verdi.
Kirli su, ihlal sayıldı
Dosyaya göre Susuz Belediyesi, uzun yıllar boyunca kanalizasyon sularını arıtmadan Kars Çayı’na bıraktı. Bölgede tarım ve hayvancılıkla uğraşan Bekir Erdağöz, bu durumun yaşam koşullarını olumsuz etkilediğini belirterek belediye aleyhine dava açtı. Ancak idare mahkemesi, davayı reddetti.
Erdağöz’ün vefat etmesi üzerine mirasçıları davayı devraldı ve yargı sürecinin tükenmesi üzerine Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Yüksek Mahkeme, çevresel kirlenmenin yalnızca doğayı değil, bireylerin sağlığını ve özel yaşamını da tehdit ettiğini vurgulayarak belediyenin ihmali nedeniyle anayasal hak ihlali yaşandığına hükmetti.
Mahkemeden çevre vurgusu
Anayasa Mahkemesi kararında şu ifadeler yer aldı:
“Devlet, bireylerin özel hayatını etkileyen çevresel tehditleri önlemek ve denetlemekle yükümlüdür.”
Mahkeme, çevreyi korumanın devletin pasif bir görevi olmadığını, kamu makamlarının aktif denetim ve önlem alma yükümlülüğü bulunduğunu hatırlattı. Bu kapsamda Susuz Belediyesi’nin gerekli arıtma tesisini kurmaması, özel hayata saygı hakkının ihlali olarak değerlendirildi.
Yeniden yargılama kararı
Mahkeme, özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verirken “makul sürede yargılanma hakkı” iddiasını, iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle reddetti.
Karar doğrultusunda dosya, yeniden yargılama yapılmak üzere Erzurum 1. İdare Mahkemesi’ne gönderildi. Başvuruculara 446,90 TL yargılama gideri ödenmesine hükmedildi.
Çevre hakkı artık temel hak olarak korunacak
Kararla birlikte Türkiye’de çevre hakkı, özel hayatın korunmasıyla doğrudan ilişkilendirildi. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, belediyelerin çevreyi kirleten uygulamaları karşısında vatandaşların bireysel başvuru yoluyla hak arayabileceğini ortaya koydu.
Hukukçular, kararın bundan sonraki çevre davalarında emsal teşkil edeceğini ve çevresel zararların artık insan hakları boyutuyla değerlendirileceğini belirtiyor.