Son Mühür / Osman Günden - Son Mühür Ankara Temsilcisi Dilek Ataseven Yüzer, CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş'a, "Bugün TBMM'de okullarımızdaki güvensizlik problemi konuşuluyor. CHP olarak ve Milli Eğitim'den sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak sizin bu konudaki değerlendirmeleriniz nelerdir? Alınacak önlemler yeterli mi olacak? " diye sordu.
"Okul saldırıları çok boyutlu bir süreç!"
Son Mühür Ankara Temsilcisi Dilek Ataseven Yüzer'in sorusunu yanıtlayan Özçağdaş, "Sizin de söylediğiniz gibi Türkiye en son Şanlıurfa ve Kahramanamaraş'ta yaşanan olaylardan sonra büyük bir üzüntü içerisinde. Çocuklarımızı, öğretmenlerimizi kaybettik. Tabii bu sadece bir olaydan ibaret değil. Çok uzun zamandır gerek CHP gerekse de diğer muhalefet partileri defalarca iktidarı uyardık. Yasa teklifleri verdik, araştırma önergeleri verdik, soru önergeleri verdik, basında, halk toplantılarında uyardık yani Türkiye'nin ciddi bir güvenlik sorunu var diye. Maalesef iktidarı ikna etmek mümkün olmadı. İktidar bizden gelen bütün teklifleri reddetti. Tabii bu olaylar yaşandıktan sonra da mecliste okul saldırılarının nedenlerini araştırmasına yönelik bir komisyon kuruldu. Çok geç kalmış bir komisyon ama en azından bunun başlamış olmasını da olumlu bir gelişme olarak görüyoruz. Okul saldırıları çok boyutlu bir süreç aslına bakarsanız. Yani bunun içerisinde fiziksel güvenlikle ilgili konular var, öğrencilerin okulla ilişkisine yönelik konular var, velilerle ilgili var, psikososyal destek ve okul sosyal hizmetleriyle ilgili konular var ve ülkenin içinde bulunduğu koşullarla ilgili konular var. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak konuyu en geniş çerçeveden ele almamız gerektiğini düşünüyoruz.
Mecliste de, bu komisyonda da, kamuoyunda da o yönde açıklamalarımızı yaptık. Sorunun çözümünde ilk halka okulun fiziksel güvenliğinin sağlanması. Genel başkanımız da söyledi, güvenlik alanında deneyimli, uzmanlık görevi yapmış, bu ülkeye hizmet etmiş olan devlet görevlilerinden bu alanda okullarımızda bir kalıcı kadro oluşturmak istiyoruz. Bu arkadaşlarımızın her birinin belirli bazı psikososyal testlerden geçerek, görüşmelerden geçerek ardından da uzunca bir süre çocukla çalışma eğitimi almaları, ve her okulda en az bir güvenlik görevlisi teklifimiz var. Böylelikle okullarımızı bir kamusal alan olarak korumak mümkün olacak. Çünkü Türkiye'de diğer bütün kamusal alanlar, örneğin hastaneler, AVM'ler, bakanlıklar, meclis, cumhurbaşkanlığı, il, ilçe müdürlükleri hepsinde bir güvenlik görevlisi var. Dolayısıyla fiziksel güvenliğin alınması lazım. İkincisi, okullarımızda 18 milyon öğrenci var. Bunların her birisi hayatlarında farklı farklı deneyimler yaşıyorlar. Eğer dışarıda bir eşitsizliğe, yoksulluğa, yoksunluğa, ayrımcılığa maruz kalıyorlarsa doğal olarak bunu okula da beraberinde getiriyorlar. O yüzden biz devletin bu sosyal eşitsizlikleri çözeceği bir bakış açısına bir okul sosyal hizmet programına ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.
Yüksek sesle bunu dile getiriyoruz.Okulu da aşan, çocuğu kendi yaşadığı ekosistemle birlikte değerlendiren bir sosyal hizmet programına ihtiyaç var. Üçüncüsü, daha önce Milli Eğitim Bakanı da söyledi seçimlere giderken, okullarımızda rehber öğretmenlerin sayısının artması gerekiyor. Okulda rehber öğretmenleri destekleyen, okul psikoloğu gibi, rehberlik araştırma merkezlerinin güçlendirilmesi gibi güçlü bir psikososyal destek mekanizmasına ihtiyaç var. Bir yandan çocuklar okul sosyal hizmet programıyla topluluk olarak güçlendirilirken, diğer yandan da birey olarak da gerekli psikososyal desteği almalılar. Dördüncü boyut, okul aile birlikleri bugün itibariyle sadece okula para bağışı yapmakla görevli gibi gözüküyorlar. Oysa okul aile birlikleri, okul, veli, toplum üçgeni içerisinde çok kritik bir role sahipler. Özellikle ailelerin çocukla birlikte olan ilişkilerini düzenlemede, onlara sınır koymada, sağlıklı ev ve ebeveynlik pratikleri gerçekleştirmede okullardan alacakları çok şey var. Okullarla birlikte yürütecekleri çok çalışma var. Dolayısıyla okul aile birliklerinin okulun ana işlevleri olan yapılardan biri haline getirilmesini çok önemsediğimizi söylemek isterim. Bir başka mesele okulun temel aslında kadrosu öğretmen ve idarecilerdir.
Okuldaki faaliyetlerde maalesef Bu iktidar döneminde öğretmenlerin itibarları çok zedelendi. Yöneticilerin yetkileri yok ellerinde. Okullarda okul bütçesi yok. Temizlikle ilgili, hijyenle ilgili çok problemler var. Öğretmenlerle ilgili yetersizlikler var. Çok sayıda öğretmen açığı var vs. O yüzden okullarda öğretmenlerin ve idarecilerin güçlendirilmesine yönelik bir takım idari kararlara ihtiyacımız var. Kurumsal kararlara ihtiyacımız var. Bunun yanı sıra da Toplumda şiddete yönelik bir övgü, şiddet uygulayanların bir tür rol modeli haline gelmesi, şiddet uygulayanların cezasızlıkla kurtuluyor olmaları, bireysel silahlanma başta olmak üzere şiddet kültürünün toplumda destekleniyor olması gibi toplumsal meseleler de var. Dolayısıyla çok boyutlu bir sorun okul saldırıları, bir Cumhuriyet Halk Partisi olarak bütün bunların hepsinde bir takım politika önermelerinde, kurumsal önerilerde bulunduk. Maalesef iktidarın iş yapış biçimi hiç değişmiyor. Geçtiğimiz hafta mecliste 100 bin temizlik görevlisi, 65 bin güvenlik görevlisi yasa teklifi vermiştim.
Bu genel kurulda reddedildi. İktidarın bütün bu yaşananlardan ders alması gerekiyor. Bu ülkenin çocuklarına, bu ülkenin gençlerine bir gelecek sunacaksak onları gerçekten hem bugünüyle hem yarınıyla mutlu, sağlıklı, huzurlu, keyifli, neşeli bir ülke haline getirmemiz lazım. Önümüz Gençlik ve Spor Bayramı. Gençlerimiz maalesef bugün geleceklerinden umutsuz haldeler. Biz onlara sürekli şu mesajı veriyoruz. Genel başkanımız da veriyor. Türkiye çok büyük bir ülke, çok büyük bir tarihi var. Sadece kötü yönetiliyor. Bu iktidar gençleri ve çocukları önemsemeyen bir bakış açısına sahip." ifadelerini kullandı.
"Tek bir çözüm gençler için olmaz!"
Son Mühür Ankara Temsilcisi Dilek Ataseven Yüzer diğer sorusunda ise, "Sayın genel başkan az önceki açıklamasında şöyle bir cümle kurdu. Cumhuriyet siyasetçilere emanet edilmedi. Cumhuriyet gençlere emanet edildi. Gençler de bize emanet edildi. Açıklamalarında da iktidara yürüdüğünü söyledi. İktidara gelindiğinde gençler için yapılması gereken en önemli tek madde ne?" diyerek sorusunu yöneltti.
CHP'li Özçağdaş ise bu soruya, "Tek madde olmaz derim. Çünkü Türkiye'de işçi gençler var, işsiz gençler var, üniversite öğrencisi gençler var. Kırsalda yaşayan gençler var, kentte yaşayan gençler var. Dolayısıyla tek bir çözüm bütün bu gençler için olmaz." diyerek yanıt verdi.