Son Mühür/ Gökmen Küçüktaşdemir- Meclis gündeminde olan ve Çevre Kanunu’nda büyük değişiklikler getiren yeni yasa teklifi, özellikle çevre danışmanlık hizmetleri ve denetim süreçlerinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Anayasa Mahkemesi’nin geçtiğimiz yıl verdiği iptal kararının sonrasında oluşan boşluğu doldurmayı planlayan bu düzenleme, sanayiden turizme kadar çok sayıda alanı yakından ilgilendiriyor.
THK Güzelbahçe Şube Başkanı ve Çevre Mühendisi Yakup Ateş, düzenlemenin ayrıntılarını ve olası etkilerini değerlendirdi.
Sürdürülebilirlik odaklı takip edilmesi şart
Yeni yasa teklifi, çevre danışmanlık firmalarının görevlendirilmesi, hizmet standartlarının belirlenmesi ve kurallara uymayanlara yönelik idari işlemler konusunda yeni bir çerçeve çiziyor.
İzmir’in hem bir sanayi şirketini hem de hassas bir kıyı ekosistemini barındırdığının altını çizen Yakup Ateş, sürecin yalnızca kağıt üzerinde kalmaması gerektiğini vurguladı.
Ateş, çevre düzenlemelerinin İzmir gibi yerlerde önemli bir rol oynayacağını belirterek, bu sürecin teknik boyutunun yanında sürdürülebilirlik odaklı takip edilmesinin şart olduğunu ifade etti.
"Çevre yönetimi yalnızca bir evrak ve raporlama süreci değildir"
Teklifin içeriğindeki "yetkilendirilmiş kişi" tanımına dair sorunlarından bahseden Ateş, "Eğer teknik yeterlilik ve mesleki uzmanlık kriterleri net şekilde tanımlanmazsa, çevre yönetimi hizmetlerinde çevre mühendisliği disiplininin etkinliği zayıflayabilir.
Unutulmamalıdır ki çevre yönetimi yalnızca bir evrak ve raporlama süreci değildir; teknik analiz, saha denetimi, derin mevzuat bilgisi ve çevresel risk yönetimi gerektiren bir uzmanlık alanıdır.
İzmir; organize sanayi bölgeleri, liman faaliyetleri, geri dönüşüm sektörü ve yoğun nüfus yapısıyla çevre ve atık yönetimi süreçlerinin en kritik olduğu illerin başında geliyor.
Bu nedenle hizmetlerin sistematik hale getirilmesi, teknik yeterliliğin korunması ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi büyük önem arz etmektedir." ifadelerini kullandı.
"Düzenlemelerin sahadaki yansımaları titizlikle takip edilmeli"
Değişimin ekonomik boyutuna ve sektör üzerindeki yansımalarını da değerlendiren Ateş, "Çevre mevzuatı sadece ceza odaklı görülmemelidir.
Asıl hedef; çevresel risklerin önlenmesi, sürdürülebilir üretim anlayışının yerleşmesi ve çevre yönetimi kültürünün yaygınlaştırılmasıdır.
İzmir gibi hassas ekosistemlere sahip kentlerde, bu düzenlemelerin sahadaki yansımaları titizlikle takip edilmelidir." dedi.