İZMİR HABERLERİ

Bakırçay Kız KYK Yurdunda güvenlik krizi! Yurt müdürü görevden alındı

Bakırçay Kız KYK Yurdunda yaşanan olayının ardından kamuoyunun ve öğrencilerin tepkisi üzerine yurt müdürü görevden alındı, soruşturma başlatıldı.

Abone Ol

Son Mühür / Erkan Doğan - İzmir Çiğli’deki Bakırçay Kız Kredi Yurtlar Kurumu Yurdu’nda yaşanan güvenlik ihmalleri nedeniyle yurt müdürünün görevden alındığı bildirildi.

Yaşanan olay ve güvenlik krizi hakkında açıklama yapan Eğitim Sen İzmir 3 No’lu Üniversiteler Şubesi yetkilileri, “İzmir Çiğli’de bulunan Bakırçay Kız KYK Yurdu Ek Blok’ta yaşanan ve kamuoyuna yansıyan olay, üniversite öğrencilerinin barınma koşullarının ne denli güvencesiz hale getirildiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Basına yansıyan bilgilere göre, bir şahsın yangın merdivenlerini kullanarak gece saatlerinde yurda girip öğrencilerin bulunduğu alana kadar ulaşabilmesi; öğrencilerin can güvenliğini doğrudan tehdit eden, fiziksel saldırı, taciz ve benzeri ağır sonuçlara yol açabilecek son derece ciddi bir güvenlik zafiyetidir. Olayın ardından yurt müdürünün görevden alınmış olması, yaşanan ihmalin kabulü açısından önemli olmakla birlikte, tek başına yeterli değildir. Sorunun münferit bir idari değişiklikle çözülemeyeceği açıktır. Asıl ihtiyaç duyulan; yurtların güvenlik, erişilebilirlik ve çevresel riskler açısından kapsamlı biçimde değerlendirilmesi ve etkin, sürekli denetim mekanizmalarının işletilmesidir. Bu durum, yalnızca idari bir eksiklik değil; aynı zamanda kamu otoritelerinin koruma ve gözetim yükümlülüğünün ihlali anlamına gelmektedir. Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında güvence altına alınan yaşam hakkı ve maddi-manevi varlığın korunması hakkı ile 56. maddede düzenlenen sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşama hakkı, bu tür ihmaller karşısında doğrudan ihlal riski altındadır” dedi.

Mağdur suçlayıcı yaklaşım!

Açıklama şu ifadelere yer verildi, “ Daha da çarpıcı olan ise öğrencilerin güvenlik taleplerine karşı sergilenen mağdur suçlayıcı yaklaşımdır. Kamusal sorumluluk taşıyan kurumların asli görevi, öğrencileri suçlamak değil; onların can güvenliğini sağlamak, insan onuruna yaraşır barınma koşullarını temin etmek ve ortaya çıkan riskleri ortadan kaldırmaktır. Öte yandan kız öğrencilerin dile getirdiği, yurt çevresinde yaşanan sözlü ve fiziksel taciz vakaları münferit olarak değerlendirilemez. Bu vakalar, kadınların kamusal alanda maruz bırakıldığı sistematik şiddetin ve cezasızlık kültürünün bir yansımasıdır. Bu tablo, kadın öğrencilerin en temel haklarından biri olan güvenli yaşam hakkına erişimde ciddi engeller bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, söz konusu binanın yurt olarak kullanımına onay veren idari makamların ve denetim mekanizmalarının da sorumluluğu bulunmaktadır. Apartman dönüşümü yapıların yurt olarak hizmet vermesi; yangın güvenliği, giriş-çıkış kontrolü, çevresel güvenlik ve özellikle kadın öğrencilerin korunması açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Yurt izni verilirken bu kriterlerin ne ölçüde dikkate alındığı kamuoyu açısından ciddi bir soru işaretidir. Bu bağlamda yetkilileri; yalnızca idari görev değişiklikleriyle yetinmeyip, yurtlara ilişkin ruhsatlandırma ve denetim süreçlerini şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşmaya, düzenli ve bağımsız denetimleri hayata geçirmeye ve gerekli standartları sağlamayan yapıların yurt olarak kullanılmasına izin vermemeye davet ediyoruz”

Yurt müdürünün görevden alınması ile sınırlı kalmamalı

Sendika yetkilileri şu çağrıda bulundu, “Yurt müdürünün görevden alınmasıyla sınırlı kalınmamalı; olayda sorumluluğu bulunan tüm idari ve kurumsal yapı hakkında kapsamlı idari ve adli süreçler işletilmelidir.Yetkililer, mağdur suçlayıcı tutum ve söylemleri derhal terk etmelidir. Tüm yurtlarda güvenlik, erişilebilirlik, yangın önlemleri ve çevresel riskler açısından acil denetimler yapılmalı; sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Özellikle kadın öğrencilerin korunmasına yönelik somut, ölçülebilir ve denetlenebilir güvenlik politikaları hayata geçirilmelidir Öğrencilerin şikâyetlerini bastıran değil; dinleyen, çözüm üreten ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı benimsenmelidir. Toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddetle mücadele ve kriz yönetimi konularında zorunlu eğitim programları yaygınlaştırılmalıdır. Üniversite öğrencilerinin barınma hakkı, yalnızca bir hizmet değil; devletin güvence altına almakla yükümlü olduğu temel bir haktır. Bu hakkın ihlaline yol açan her türlü ihmal ve sorumsuzluk karşısında sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz”