Son Mühür- Türkiye genelinde kamu düzenini sağlamak ve düzensiz göçle mücadeleyi kararlılıkla sürdürmek amacıyla dün 81 ilin tamamında eş zamanlı kapsamlı denetimler gerçekleştirildi. İçişleri Bakanlığı koordinesinde yürütülen operasyonlar kapsamında, göçmen kaçakçılığı yapan organizatörlere ve yasa dışı yollarla ülkede bulunan düzensiz göçmenlere yönelik büyük bir darbe indirildi. Stratejik bir anlayışla yürütülen bu geniş çaplı uygulama, Türkiye’nin düzensiz göç rotası olmaktan çıkarılması hedefindeki kararlılığını bir kez daha tescilledi.
81 ilde kapsamlı kimlik ve bölge denetimi
Operasyonun saha ayağında, Göç İdaresi Başkanlığı koordinasyonunda devasa bir personel gücü görev aldı. Jandarma Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticaretiyle Mücadele Daire Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurlarının ortaklaşa yürüttüğü çalışmalarda; tam 27 bin 697 personel sahaya indi. 8 bin 702 ekipten oluşan güvenlik güçleri, ülke genelinde belirlenen 5 bin 531 hassas noktada denetim gerçekleştirdi. Toplamda 14 bin 261 lokasyonun mercek altına alındığı uygulamada, umuma açık yerlerden terminallere kadar her nokta titizlikle kontrol edildi.
Yüz binlerce kimlik sorgusu
Denetimlerin sayısal verileri, operasyonun ulaştığı boyutun büyüklüğünü ortaya koydu. Gün boyunca yapılan çalışmalarda 372 bin 409 kişinin kimlik kontrolü gerçekleştirilirken, bu taramalar sonucunda 478 düzensiz göçmen yakalanarak muhafaza altına alındı. Operasyonun en kritik hedeflerinden biri olan göçmen kaçakçılığı şebekelerine yönelik operasyonlarda ise 19 organizatör gözaltına alındı. Yakalanan düzensiz göçmenlerin sınır dışı edilme ve ülkelerine geri gönderilme işlemleri, Göç İdaresi birimleri tarafından ivedilikle başlatıldı.
Loading...
Medeniyet değerlerine uygun göç yönetimi modeli
İçişleri Bakanlığı, Türkiye’nin göç yönetimini sadece güvenlik eksenli değil; insan hakları, hukuk ve medeniyet değerlerini önceleyen bir çerçevede ele aldığını vurguluyor. Düzenli göçten gönüllü ve onurlu geri dönüşe kadar her başlıkta dünyaya örnek teşkil eden bir politikanın izlendiği belirtilirken, entegre sınır yönetimi sayesinde Türkiye’nin bir "hedef ülke" veya "transit geçiş güzergahı" olma özelliğinin kırıldığı ifade ediliyor. Kamu düzeninden taviz verilmeden yürütülen bu mücadele, düzensiz göçle kararlı savaşın süreceği mesajını net bir şekilde veriyor.