Son Mühür / Yağmur Daştan - Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, bir dizi ziyarette bulunmak üzere İzmir’e geldi. İzmir’de basın mensuplarıyla bir araya gelen DEVA Partisi Lideri Babacan, ülke ve İzmir gündemine yönelik dikkatleri çeken açıklamalarda bulundu. Toplantın başında değerlendirmelerde bulunan Babacan, “Halkımıza Türkiye’nin en önemli sorunu ne dediğimizde ekonomi ve hayat pahalılığını dile getiriyorlar. Ancak son bir iki yıldır hukuk ve adaletle ilgili sıkıntıları da dile getiriyorlar” dedi.
Daha sonra Türkiye Orta Doğu’da yaşanan İran- ABD ve İsrail savaşına yönelik açıklamalarda bulunan Babacan, “İran’a yönelik bu asgari operasyon uluslararası hukuk normlarına tamamen aykırı. Önleyici savaşın uluslararası hukukta bir yeri yok. İlk defa uydurma bir gerekçeyle operasyon başlatıldı. Bu operasyonu şiddetle kınadığımızı ifade ettik, İran’ın pek çok ülkeyi hedef aldığı saldırıları da doğru bulmadığımızı ifade ettik. Türkiye olarak her zaman diplomasiden ve barıştan yana olmak zorundayız. Tek bir sivilin çocuğun dahi yara alması kabul edilebilir bir şey değildir. Barıştan ve insan onurundan yana bir tutum almamız lazım” mesajı verdi.
“Tuzak ve gri alanlar olmaması lazım”
Daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, ülke gündeminde olan modifiye yasası hakkında açıklamalarda bulundu. “Son iki yıldır cezaların tamamen bütçeye gelir üretmek amacıyla araç olarak kullanıldığını düşünüyoruz” sözleriyle açıklamalarda bulunan Babacan, “Hedeflenen ceza gelirinin kat be kat üstünde bir gelirle Hazine ve Maliye bütçeyi kapattı. Mesele trafik ile ilgili kurallarsa bu kuralların arkasında güvenlik ve can emniyeti olması lazım. Kurallarda gri alan olmaması lazım. Bazen kural koyanlar belirsizlik alanı oluştururlar. Böyle kurallar koyarken tuzak ve gri alan olmaması ve emniyetle ilgili gerekçeleri olması lazım. Egzozda hem hava hem de gürültüyle alakalı bir çevre kaygısı olması lazım. İnsanların gürültüsüz ve temiz hava soluma hakkı var. Bunun da sağlam bir kuralı olması lazım ve kolay ölçülebilir olması lazım. Cezaların makul ve caydırıcı olması lazım. Kuralı koydum, uymasan ne olur… O zaman bu kural uygulanmaz. Cezayı bütçe için bir gelir kaynağı değil; hukuk devletin bir geliri olarak yaptırımın caydırıcı olmasını sağlayan bir perspektifle olması lazım” dedi.
“DEVA Partisi’nde bayrak asla yere düşmez”
DEVA Partisi’nin kurucu il başkanlarından Seda Kaya Ösen’in milletvekili olmasının ardından parti değiştirmesinin hatırlatılması üzerine Babacan, “Partimizden ayrılan arkadaşlarımızın arkasından hiç konuşmuyoruz. Ayrılma gerekçelerine katılmadığımızı da ekliyoruz. Geçmiş emeklerine saygımız vardır, insani ilişkileri de koruyarak… Siyaset bugün böyle olur, yarın başka bir şekilde. Parti değiştirmesini her ilde seçmenlerin değerlendirilmesi gerekiyor. Seçmen oy kullanılıyor. Seçmen milletvekilinin ismine değil, karşısındaki parti logosunun yanına mührü vuruyor. DEVA Partisi’nde bayrak asla yere düşmez, değişimler olur ve bir başkası çalışmaya devam eder. Şu anda il başkanımız Aybar Bey, İzmir’de partiyi güçlü şekilde temsil etmekte. DEVA Partisi İzmir’de büyüyor ve güçleniyor” mesajı verdi.
“Rantı değil, şehri öncelemeli”
İzmir gündeminde öne çıkan başlıkları da değerlendiren Babacan, şunları aktardı:
“Bir şehir tarihi ile kültürü ve insanlarıyla topyekûn değerlidir. Tarihi ve kültür mirasını yok ettiğinizde o şehrin ruhunu yok edersiniz. İzmir ruhunu kaybetme konusunda en çok endişe taşıyan illerden birisi. Bu noktada kararların yerel otoriteler tarafından verilmesi lazım. Ankara’dan gelen talimatlarla değiştirmek mümkün değil. Yerelde olan kararlar ilde alınır ve o bölgedeki insanların iradesiyle şekillenir. Elektrik Fabrikası’nın yıkılan metruk bir hale dönmesine de izin vermemek lazım, kullanış amacında da rantı değil, şehrin kültürünü önceleyen bir şekilde yapmak lazım.
“Alsancak Limanı konusunda büyük hata var”
Liman konusunda büyük hata var, bu da Varlık Fonu’nun ta kendisi. Biz hükümetten ayrıldıktan sonra 2016’nın bir ağustos ayında hızlı şekilde varlık fonu yasası çıkardılar. Bu fon aklına gelen her şeyi yapar, kimse hesap soramaz diyor. Bu fonu kimse denetleyemiyor. İzmir Limanı’nın yarışmasız bir şekilde bir özel sektöre devri de ayrı bir yanlış. Rekabete açık yerlerde özel sektör daha iyi hizmeti, daha kaliteli ürünü daha uygun fiyata üretmesi gerekir. Özelleşme gelirinin nereye harcandığı da önemli. 13 yıl boyunca özelleştirme gelirinin sadece Türkiye’nin yüksek borcunun ödenmesinde kullandık, harcamadık. Özelleştirme gelirlerinin şu anda nereye ve nasıl kullanıldığı tamamen karanlık.”
“Ayrımcılık yapmayan bir tutum sergilemeniz lazım”
İktidarda bulunan AK Parti ve ana muhalefette bulunan CHP’den gelen “Engelleniyoruz” çıkışlarını değerlendiren Babacan, şu ifadeleri kullandı: “Ege’nin incisi güzel İzmir, Türkiye’nin en kıymetli illerinden birisidir. İktidarın ben bir türlü İzmir’de tutunamıyorum, İzmir’den destek alamıyorum bakışı ile İzmir ile ilgili sıkıntılar çıkarması, yapıcı ve destekleyici projelere sıcak bakmaması, inadına işler yapıyor olması çok çok üzücü. Seçimden önce herkesin desteğini istersiniz destek verenler, vermeyenler olur. Ülkeyi yönetmenin gücünü elinde tuttuğu bir dönemde iktidar herkese eşit ve adil hizmeti sunmak, şehirler arasında adaletle hareket etmek zorunda. Yıllarca hazinedeki uygulamalarımız şehirler arasında asla ayrımcılık yapmayan bir tutumla yürüdü. Pek çok belediyenin projesini hangi partinin olduğuna bakmadan yürüdük. Olacak işler oldu, olmayacak işler oldu. Daha önce İZBB’de başkanlık yapan ve hazineyle ilişkisi nasıl olduğunu sorun. Rahmetli Ahmet Piriştina bizi Hazine’de ziyaret etti. Objektif kriterlere göre “Şu şu desteğimiz var, şöyle olduğunda destek olmuyoruz” dedik. Ben 11 yıl bu ülkenin ekonomisinin başında oldum. Bütün belediyelerin yanında oldum. Hatta o zaman Ankara Büyükşehir Belediyesi bu uygulamaya katılmadı ‘Biz farklı bir şey istiyoruz’ dedi. Sert yaptırımlar yaptık, nihayet onlar da Hazine’nin kurallarına uymak zorunda kaldık. Bir diğer önemli konu ilçelerin doğalgaz meselesi… Başbakan baktım ilçelerde söz vermeye başladı. Aradım ‘Böyle olmaz’ dedim. Objektif kriter ve nüfus sınırı koyarak abonelik bedeli şartı getirdik. Yüzlerce ilçede o ilçelerin hangi partiye oy verdiğine bakmaksızın bunu yaptık. Ancak mevcut iktidar bana kim destek verirse ona destek veririm demeye başladı. Böyle bir şey yok. Herkese adil ve eşit hizmeti vermek zorundasınız.”
“İttifakımız genişleyebilir”
Olası bir seçim sürecinde herhangi bir ittifak konusunun gündemlerinde olup olmadığı sorusunu yanıtlayan Babacan, “Cumhur ve Millet İttifakı vardı, Cumhur İttifakı iktidar, yaptıkları yanlışları görüyoruz. CHP’deki yönetim değişikliğinde sonra CHP Türkiye ittifakı üzerinden yürüyor, yani diğer siyasi partilerle işimiz yok, seçmenle ittifak kuracağız diyorlar. CHP ittifak kapısını kendi kapattı, eski modele dönmek isterlerse kendi vereceği karardır. Bundan bağımsız olarak biz 1,5 sene önce, Türkiye 2 kutuplu siyasete hapsedilmemeli. İktidar ve ana muhalefet tekeli var, bunlardan birine mecbursunuz gibi dar bir alana hapsolmamalı dedik, Yeni Yol grubunu kurduk. 3 siyasi parti ortak çalışması… Önümüzdeki dönemde seçim ittifakına dönebilir. Birlikteliğin farklı partilerle genişletilmesi, farklı siyasetçileri bu birlikteliğin içinde görmeniz mümkün. Biz iktidarla da ana muhalefetle de mesafeli Türkiye’nin önüne iddialı bir seçenek koymak” açıklamasında bulundu.
Buca Cezaevi çıkışı: Bu şehir tamamen beton yığınına dönüşmüş durumda
Kentte tartışmalara neden olan ve kendisinin de daha önce açıklamalarda bulunduğu Buca Cezaevi alanıyla ilgili de Babacan, “İzmir’in nefes almaya ihtiyacı var. Bu şehir tamamen beton yığınına dönmüş durumda. İzmir deprem bölgesi. Şehrin nefes alması için insanların çocukları ve ailesiyle yeşili görmesi için mücadele ediyoruz. İmar rantı rüzgarı çevreymiş, toplanma alanıymış bunların hepsini yıkıp geçiyor. Biz bu projenin su olduğu şekilde doğru olmadığını düşünüyoruz. Bunu hem İzmir’de hem de ülkede gündem haline getirmeye devam edeceğiz” dedi.
Konuyla ilgili İl Başkanı Aybar Uygur da şu açıklamayı yaptı: “İzmir’de son dönemlerde Buca Cezaevi, Basmane Çukuru ve tarihi binaların devriyle ilgili kötü bir sonuca gidiyoruz. Depremin olduğu bir fay hattında konuşlanmış bir İzmir kentinin o alanları kullanması gerekiyor. Burada asıl sorun belediye başkanlarının çözüm noktalarını imara dönük koyuyor olması… Oysa yasalar oldukça açık. Bunların kapalı kapılar altında protokol yapılmasını doğru bulmuyorum. Bu alanlar bizim geleceğimize emanet… DEVA Partisi olarak Ankara ve İzmir’de bu sesi yükselttik. Bu anlamda genel başkanımıza bu sesi büyüttüğü için teşekkür ediyorum.”