Son Mühür/ Gökmen Küçüktaşdemir- Çağdaş resim sanatının uluslararası arenadaki önemli temsilcilerinden Seçil Erel, varoluşun katmanlarını ve bilincin derinliklerini sorguladığı en yeni çalışmalarıyla başkent Ankaralı sanatseverlerin karşısına çıkıyor. Küratörlüğünü duayen sanat tarihçisi Prof. Dr. Kıymet Giray’ın üstlendiği “İçsel Manzaralar / Emotional Landscapes” başlıklı kişisel sergi, 25 Mart – 16 Nisan 2026 tarihleri arasında Ziraat Bankası Kuğulu Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilecek. Sanatçının İstanbul ve Londra arasındaki çift yönlü üretim hattından süzülen bu seçki, insanın zaman, mekan ve aidiyet ile kurduğu hassas dengeyi tuval yüzeyinde somutlaştırıyor.
Varoluşun estetik dili: Anda olma hali ve farkındalık
“İçsel Manzaralar”, Seçil Erel’in uzun yıllardır felsefi bir disiplinle sürdürdüğü varoluş araştırmalarının olgunluk dönemi meyvelerini topluyor. Sergi, izleyiciyi sadece görsel bir şölene değil, aynı zamanda yaşam deneyiminin anlam katmanları arasında düşünsel bir yolculuğa davet ediyor. Sanatçının bilinçli bir farkındalıkla kurguladığı eserler, "anda olma" hâlinin getirdiği dinginliği ve coşkuyu yoğun bir plastik dille yansıtıyor. Erel’in resmi, doğaya göndermeler yapan renk spektrumu ve derinlikli doku katmanlarıyla, sergileme mekanını adeta ütopik ve huzur dolu bir atmosfere dönüştürerek yaşama dair güçlü bir varlık alanı inşa ediyor.
Renklerin duyumsal ritmi: Pembeden derin kırmızılara
Seçil Erel’in bu sergi için özel olarak ürettiği eserlerde renk, yalnızca bir tasarım ögesi değil, duygunun en aktif taşıyıcısı olarak konumlanıyor. Yoğun pembe alanlar ve derin kırmızılar, kontrollü boşluklarla birleşerek izleyicinin ruhsal dünyasında doğrudan karşılık bulan bir spektrum sunuyor. Yüzeyde fiziksel bir yoğunluk kuran dokular, her bir fırça darbesiyle zamanın birikimini ve deneyimin dönüşümünü temsil ediyor. Sanatçının soyut ekspresyonları, tuval üzerine eklenen her yeni katmanla zamansallığın izini sürerken, izleyiciyi dinginlikten harekete uzanan geniş bir hissiyat alanında ağırlıyor.
Mekansal odaklar ve boyutlar arası ilişki
Serginin kurgusu, farklı boyutlardaki eserlerin yarattığı ritmik bir yapı üzerine temelleniyor. Çalışmaların büyük bölümünü oluşturan 100x120 cm ölçülerindeki tuvaller, üç adet 120x150 cm boyutundaki büyük ölçekli eserle birlikte mekanda belirgin odak noktaları oluşturuyor. Bu ana aksa eşlik eden 60x50 cm boyutundaki modüler işler ise büyük yüzeylerle diyalog kurarak parçalı ve bütünsel algı arasındaki gerilimi güçlendiriyor. Her bir resim kendi içinde kapalı bir sistem olarak tamamlanmış olsa da galeride bir araya geldiklerinde izleyiciyi kuşatan daha geniş ve kapsayıcı bir "içsel manzara" atmosferi meydana getiriyor.
İstanbul’dan Londra’ya: Coğrafi değişim ve kimlik dönüşümü
Sanatçının akademik geçmişi ve Londra’ya uzanan yaşam yolculuğu, pratiğinde belirgin bir kırılma noktası yaratmıştır. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ndeki eğitim disiplini, Londra’daki Royal College of Art’ta devam eden yüksek lisans süreciyle evrensel bir vizyona kavuşmuştur. İstanbul ve Londra arasındaki bu yer değiştirme deneyimi; aidiyet, mekan ve kimlik gibi temel kavramların resim yüzeyinde katmanlaşma, yoğunlaşma ve seyrelmelerle yeniden kurgulanmasını sağlamıştır. Bu çift yönlü üretim hattı, yerel referansları uluslararası bir sanat diliyle birleştirerek çağdaş resmin güncel dinamiklerini zenginleştirmektedir.
Sanatla dönüştürücü Güç: Kolektif bilinç ve paylaşım
Seçil Erel, sanatın bireysel bir yaratıcılık olmanın ötesinde, kolektif bilinç üzerinde dönüştürücü bir gücü olduğuna inanıyor. Pandemi sürecinde hayata geçirdiği Seçil Erel Art Club gibi oluşumlarla sanat üretimini bir paylaşım ve birlikte düşünme zeminine taşımıştır. Royal College of Art’taki güncel araştırmalarıyla üretim pratiğini her geçen gün daha dinamik bir yapıya kavuşturan sanatçı, "İçsel Manzaralar" ile bireysel deneyimin evrensel bütünlükle nasıl kucaklaştığını renkler aracılığıyla kanıtlıyor. Sergi, sanatın anlamlı değişime ilham veren gücünü hissetmek isteyen tüm başkentlileri Kuğulu Sanat Galerisi’ne bekliyor.