İzmir Haberleri

2200 yıllık ihtişamın izleri İzmir'de: Zeus Sunağı’nın bilinmeyen hikayesi

Zeus Sunağı’nın Bergama’dan Berlin’e uzanan 2200 yıllık yolculuğu, Hellenistik dönemin sanat ve inanç dünyasını gözler önüne seriyor.

Abone Ol

Antik çağın en dikkat çeken yapılarından biri olan Zeus Sunağı, sadece bir mimari eser olarak görülmüyor. Aynı zamanda bir zaferin ve inancın sembolü olarak öne çıkıyor. Hellenistik Dönem’de inşa edilen bu yapı, I. Attalos’un Galatlar’a karşı kazandığı zaferin ardından Zeus adına yaptırılmış. Daha sonra II. Eumenes döneminde tamamlanarak dönemin en görkemli anıtlarından biri haline gelmiş.

Taşlara kazınan efsane

Sunağın en dikkat çeken yönlerinden biri üzerindeki kabartmalar. Özellikle Gigantomakhia sahneleri, yani tanrılar ile devler arasındaki savaş, heykel sanatının en güçlü örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu sahneler, dönemin sanat anlayışını oldukça açık bir şekilde yansıtıyor. Romalı yazar L. Ampelius’un da bu yapıyı “Dünya Harikaları” arasında göstermesi boşuna değil. Onun anlatımına göre Bergama’daki bu büyük sunak, mermerden yapılmış ve görkemli kabartmalarla süslenmişti.

1901 yılında bulunan bir sikke de sunağın geçmişine ışık tutan önemli detaylar sunuyor. Roma İmparatoru dönemine ait olduğu belirtilen bu sikke, yapının batı cephesini betimleyen nadir kaynaklardan biri olarak kabul ediliyor. Küçük bir buluntu ama önemli bir ipucu veriyor aslında.

Bergama’dan Berlin’e uzanan yolculuk

1800’lü yılların sonuna gelindiğinde, Alman mühendis Carl Humann tarafından yapılan kazılarla Zeus Sunağı ortaya çıkarıldı. Ardından eser Almanya’ya götürüldü. Bugün ise Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde sergileniyor. Bu durum hâlâ zaman zaman tartışma konusu oluyor ama eser orada ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.

Yapının mimarisi de en az hikayesi kadar ilginç. 36.80’e 34.20 metre ölçülerinde planlanan sunak, kuzeybatıya doğru bilinçli bir şekilde kaydırılmış. Bu sayede güney cephede daha geniş bir alan oluşturulmuş. Yaklaşık 2.30 metre yüksekliğindeki Gigantomakhia frizi ise ince işçiliğiyle dikkat çekiyor.

İç avluda yer alan Telephos Frizi de ayrı bir detay. Bu friz, Pergamon’un efsanevi kurucusu Telephos’un hayatını anlatıyor. Yapının etrafını saran İyon düzenindeki sütunlar ve koyu mermer duvarlar, mimari bütünlüğü tamamlıyor. Üst kısımda ise kurban ritüellerinin gerçekleştirildiği kutsal bir alan bulunuyor.

Sanatın ve inancın buluştuğu nokta

Sunağın çatısında yer alan figürler de yapının ne kadar zengin bir detay dünyasına sahip olduğunu gösteriyor. Dört atın çektiği arabalar, tritonlar, grifonlar ve tanrı figürleri bu bölümde dikkat çekiyor. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde yapı yaklaşık 12 metre yüksekliğe ulaşıyor.

Aradan geçen onca yıla rağmen Zeus Sunağı hâlâ “tek ve benzersiz” olarak anılmaya devam ediyor. Hem sanat hem de tarih açısından önemli bir eser olmayı sürdürüyor.