Son Mühür / Yağmur Daştan - Yeni Yol Grup Başkan Vekili Selçuk Özdağ, ABD’nin Türkiye’nin Güneydoğu bölgesine yönelik yayımladığı seyahat uyarısından bölgedeki füze hareketliliğine, Türkiye-İran ilişkilerinden küresel hukuk düzenine kadar geniş bir yelpazede çarpıcı açıklamalarda bulundu. ABD’nin seyahat uyarısı üzerinden Türkiye’nin egemenlik haklarının ve sınır güvenliğinin hedef alındığını savunan Özdağ, bölge ülkeleri arasında kurulacak güçlü bir ittifakın hayati önem taşıdığını vurguladı.
“Haksızlık ve hadsizlik yapıyorlar”
ABD’nin kendi vatandaşını uyarmasının kendi tasarrufunda olduğunu ancak kullanılan dilin iyi niyetli olmadığını belirten Özdağ, Türkiye Cumhuriyeti'nin sınır güvenliğini sağlama kudretine sahip olduğunu ifade etti. Güneydoğu Anadolu’nun ayrı bir coğrafyaymış gibi takdim edilmesine tepki gösteren Grup Başkan Vekili Özdağ, “Evet, Güneydoğu Anadolu’da İran’a sınırız. Ama sanki Türkiye’nin o bölgesini de savaş alanı olarak değerlendirip haksızlık ve hadsizlik yapıyor. Daha önce Barack Obama da yaptı, ‘Ulus devletlerine gerek yok’ dedi. Onun için mi Osmanlı’yı yıkmak için uğraştınız? Bu yaptıkları Dicle’den Fırat’a olan bölgeyi göstermek hadsizlik ve terbiyesizlik. Güneydoğu Anadolu bölgesini ayrı bir coğrafyaymış gibi takdim ediyorlar. Şu anda yaptıkları savaşlar da hukuksuzdur ve meşruiyeti yoktur. Devletler hukuku dediğimiz şey yırtıcı orman yasalarının kravatlı hali. Yırtıcı orman yasaları; sinek, örümceğin, örümceğin kurbanı, kurbağa, kertenkele, kertenkele fare, fare, kartalın, kartal, tilkinin, tilkinin avlanma etkisinde. Türkiye’nin de İran’ın da tarihini ve konumunu biliyorlar. Pers’in, Pars’ın, Acem’in tarihini biliyorlar. Son zamanlarda bölgedeki Türkler’in ağırlığını da biliyorlar. Bu nedenle ben herkesi duyarlı olmaya davet ediyorum. Dışişleri Bakanlığı’nı, milletimizi ve sivil toplum kuruluşlarını duyarlı olmaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.
“İran atıyorsa bunu Türkiye’ye atmaz”
Türk hava sahası, 1 hafta içerisinde ikinci kez balistik füze tehdidine maruz kaldığının hatırlatılması üzerine de Özdağ, “Onların İran’dan atılıp atılmadığı belli değil. İran atıyorsa bunu Türkiye’ye atmaz. Bu şekilde durdurulmasının nedeni de Kürecik Radar Üssü’nden yapılan müdahaledir. Bu müdahaleler sonucunda Türkiye üzerinden müdahale edildiği için parçalar Türkiye’ye düşüyor. Yoksa İran beş bin yıllık devlet. Mesele İran’ın oradaki meselesi değil; onlar geride kaldı. Bunlar ABD’nin yaptıkları… İran’ın da Arap ülkelerine yaptığı saldırıları, Arap ülkelerine yapılmış saldırı olarak düşünmüyorum. Arap ülkelerindeki ABD üslerine yapıyorlar. Bu sırada yanlışlıklar da yapılıyor, onlardan ötürü komşularından da özür dilediler. Bu İran ne yapacak? ABD açık ve net şekilde meselelerinin petrol olduğunu söylüyor. Bunların nükleer silahı falan da yok. İran’ın nükleer enerjiye kavuşmasını istemiyorlar” dedi.
“Yüksek teknolojiye kavuşmak lazım”
“Nükleer enerji demek, yüksek teknoloji demektir. Yüksek teknoloji, milletleşme demektir” sözleriyle devam eden Özdağ, “Burada bir ila iki kişiyle ya da partiyle, şahısla, mezheple bir ülkeyi yönetememek demektir. Aynısı Türkiye için de geçerlidir. Türkiye de bugün nükleer santral yapıyor güya Ruslar yapmıştır, bizim değildir. Ruslar’ın, bize elektrik satıyorlar, teknoloji de onların. Türkiye’nin de yüksek teknolojiye kavuşması lazım ama ABD bunu istemez. İsrail’in nükleer silahı ile niye uğraşmıyor? Nükleer silahı, Dünya Atom Enerjisi hiçbir zaman denetletmiyor bile. 1977’den beri Birleşmiş Milletler Kararı’nı dinlemeyen bir İsrail ile karşı karşıyayız. Bunlar adam öldürüyorlar, savaş ilan ediyor, liderleri öldürüyorlar; ellerinde zeytin dalı var. Fakat gerek Filistinliler, Gazzeliler, Suriyeliler kendilerini savunmaya kalktığında terörist oluyor. Ne ala… Bundan daha güzel bir şey olabilir mi?” diye sordu.
“Türkiye ve İran dövüşmemeli!”
Dünyada geçerli olan hukuk için ‘Orman yasalarının kravatlı hali’ benzetmesi de yapan Özdağ, “Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Türkiye, İran asla savaşmayacak. Geçmişte FETÖ de bununla ilgili çok çalıştı, Amerika adına çalıştı. Yazılar yazdılar, rüyalar gördüler, “Peygamberimizi gördük. İran'la Türkiye savaşıyordu. Türkler savaşmak istemedi. Peygamberimize dedi ki savaşın, şehit olacaksınız” dedi diyerek bunun hikayelerini yazdılar gazetelerinde. Türkiye ve İran dövüşmemelidir. Türkiye, İran, Irak, Suriye ve bu bölgedeki Suudi Arabistan ve Mısır çok dostane ilişkiler içinde olmalıdır. Çünkü Türkiye çekişle örs arasında bir ülkedir. Çekiç örs arasındadır. Türkiye'nin coğrafi yeri, tarihin dünya düzenine savurduğu en acı nüktelerden biridir. Ve Türkiye'de ‘Yari güzel olanın gözüne uyku girmez’ derler. Benim tabirimde de ‘Yari güzel olanın başı dertten kurtulmaz.’ Türkiye böyle bir yerdir. İran'ın yanında olmalıdır. Ve bunu yaparken de döne döne diplomasi yapmalıdır. Döne döne demokrasi inşa etmelidir. Döne döne insan hakkını inşa etmelidir. Ve İran bugün Amerika'nın güdümüne girdiği zaman sırada da Türkiye vardır. Türkler mandacı mandaya kabul etmezler. Bugüne kadar da etmediler zaten. 100 yıl önce de etmediler. ‘Ya istiklal ya ölüm’ dediler. Şimdi de ya istiklal ya ölüm derler. Türkiye'nin çok hızlı şekilde parti devletinden millet devletine evrilmesi lazım” diye konuştu.