İZMİR HABERLERİ

Yağış çiftçiye beklenenden sert geldi! İzmir’de sağanak taşkına, kuraklık endişeye dönüştü

İzmir’de iki günde yaşanan yoğun sağanak yağış yer yer su baskınlarına yol açarken, tarım arazileri de nasibini aldı. Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Dr. Hakan Çakıcı, “Asıl ihtiyaç duyduğumuz şey, suyun depolanabilmesi. Kış boyunca dengeli yağış alınamazsa yaz döneminde, özellikle yazlık tarımsal üretimde ciddi sıkıntılar yaşanması kaçınılmaz olur” dedi.

Abone Ol

Son Mühür / Yağmur Daştan - İzmir’de son iki gündür etkili olan kuvvetli sağanak yağış, kent merkezinde su baskınlarına yol açarken, tarım alanlarında da ciddi riskleri yeniden gündeme taşıdı. Meteoroloji verilerine göre bazı bölgelerde metrekarede 60 ila 70 kilogramı aşan yağış, altyapı yetersizliklerini ve suyun depolanamaması sorununu bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, düzensiz ve kısa sürede yağan yağışların kuraklık sorununa çözüm üretmediğine dikkati çekerken, iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki baskısının da her geçen yıl daha belirgin hale geldiğine işaret edildi. Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Dr. Hakan Çakıcı, yağışların şiddeti, su yönetimi, ürün deseni ve iklim değişikliğinin etkileri konusunda önemli uyarılarda bulundu.


“Altyapının dayanması zor”

Yağış miktarının kısa sürede çok yüksek seviyelere ulaştığını vurgulayan Çakıcı, “Metrekareye düşen yağış miktarı 60 ila 70 milimetreyi buldu. Bu düzeyde bir yağış şehir merkezlerini doğrudan etkiliyor. Şehir dışındaki alanlarda bile altyapının bu kadar kuvvetli yağışa dayanması son derece zor. Yağmurun toprakla buluşamaması, özellikle yüksek kesimlerden hızla akarak aşağı bölgelere yönelmesi sorunları daha da büyüttü” dedi. Aşırı yağışların yalnızca kentsel alanlarda değil, tarım arazilerinde de ciddi hasarlara yol açtığını ifade eden Çakıcı, “Bu tür yağışlar her koşulda olumsuz sonuçlar doğuruyor. Tarım arazilerinde yüzey akışı arttı, toprak yapısı zarar gördü ve bazı alanlarda üretimi doğrudan etkileyen sıkıntılar yaşandı. Yağışın miktarından çok, ne kadar sürede ve nasıl düştüğü belirleyici oluyor” diye konuştu.


“Geçmişten gelen eksi bakiyemiz var”

Yağışların devam etmesinin önemli olduğunu ancak şiddetinin kontrolsüz boyutlara ulaşmaması gerektiğini vurgulayan Çakıcı, “Biz yağış istiyoruz ama bu şekilde değil. Yağan yağmurun büyük bir bölümü hızla akıp denize ulaşıyor. Oysa geçmişten gelen ciddi bir su açığımız, eksi bir su bakiyemiz var. Bu kış döneminde iyi yağışlar alınsa bile barajların tam doluluk oranına ulaşması şu an için oldukça zor görünüyor” ifadelerini kullandı.
Kış yağışlarının düzenli ve zamana yayılmış olmasının hayati öneme sahip olduğunu dile getiren Çakıcı, “Asıl ihtiyaç duyduğumuz şey, suyun depolanabilmesi. Kış boyunca dengeli yağış alınamazsa yaz döneminde, özellikle yazlık tarımsal üretimde ciddi sıkıntılar yaşanması kaçınılmaz olur. Bugün yaşanan ani ve şiddetli yağışlar, uzun vadede su sorununa çözüm üretmiyor” değerlendirmesinde bulundu.


“Bu tür müdahalelerin ciddi riskleri var”

İklim değişikliğinin etkilerinin artık net biçimde hissedildiğini belirten Çakıcı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın gündeme getirdiği ve kentte çeşitli tartılmalara yol açan ‘Bulut tohumlama’ projesini de değerlendirdi. “İklim değişikliğinin en temel göstergelerinden biri, yağışsız geçen gün sayısının giderek uzaması” sözleriyle açıklamalarına devam eden Çakıcı, “Geçen yıl bu süre 150 günü aştı ve bu durum artık olağan hale gelmeye başladı. Zaman zaman bu süreçlerle ilgili komplo teorileri gündeme geliyor ancak şu aşamada bunlara gerek yok. Bildiğimiz kadarıyla bu tür müdahalelerin ciddi riskleri var ve yağışları kontrol altına almak mümkün değil” dedi.


“Suyu mutlaka ekonomik kullanmalı”

Kuraklık gerçeğinin tarımsal üretimde yeni bir planlama anlayışını zorunlu kıldığını ifade eden Çakıcı, “Kurak bir dönemden geçiyoruz ve suyu mutlaka ekonomik kullanmak zorundayız. Yaz döneminde ürün seçimi yapılırken suyun sınırlı olabileceği gerçeği göz önünde bulundurulmalı. Modern sulama sistemlerine geçiş artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Damla sulama ve benzeri yöntemlerle su tasarrufu sağlanmalı” dedi.

Ürün deseninde yaşanan değişime de değinen Çakıcı, “Son dönemde ayçiçeğine doğru bir yönelim var, pamuk üretim alanları ise giderek azalıyor. Mısır gibi bazı ürünler artık desteklenmiyor. Ayçiçeği bu bölgelerde eskiden yaygın değildi ancak artık üretimi başladı. Yağlık tohumlarda ülke genelinde ciddi bir açığımız bulunuyor. Çiftçi, bulunduğu bölgede suyun azaldığını hissediyorsa üretim desenini buna göre belirlemek zorunda” ifadelerini kullandı.

Sebze üretiminde de dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Çakıcı, üretim planlamasının su kaynaklarıyla doğrudan bağlantılı olması gerektiğini belirterek, “Hangi bölgede olursa olsun, su kaynaklarının durumu dikkate alınmadan yapılan üretim sürdürülebilir değil” dedi.


“Umutlarımızı yüksek tutmaya çalışıyoruz”

Çiftçinin yaz dönemine yönelik beklentilerine de değinen Başkan Çakıcı, “Hava koşullarıyla birlikte umut etmeye devam ediyoruz. İyi ve dengeli bir yağışlı dönem yaşanması halinde barajlar dolabilir. Kar yağışıyla birlikte İzmir’in dağları bereketlenir, yer altı su kaynakları beslenir. Yaz dönemi için umutlarımızı yüksek tutmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.