İran İslam Cumhuriyeti, en üst düzey isimlerini ardı ardına kaybetmenin yarattığı devasa bir yönetim kriziyle sarsılıyor. Dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in ABD ve İsrail’in ortak operasyonuyla hayatını kaybetmesinin şoku sürerken, askeri kanattan gelen ikinci ölüm haberi Tahran'da taşları yerinden oynattı. İran medyası, Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Abdurrahim Musevi’nin düzenlenen saldırılarda öldürüldüğünü resmen ilan etti.
İkinci Genelkurmay Başkanı öldürüldü
İran askeri tarihinde dikkat çeken ve hafızalarda tazeliğini koruyan "12 Gün Savaşı"ndaki benzer kayıp, bugünkü tabloyla çarpıcı bir paralellik gösteriyor. O dönemde de Genelkurmay Başkanı'nın hayatını kaybetmesiyle savunma hattında ciddi zafiyetler yaşayan İran, Tümgeneral Musevi’nin de devre dışı kalmasıyla stratejik bir çıkmaza girdi. Ordu hiyerarşisinin en tepesindeki ismin, ruhani liderle eş zamanlı olarak hedef alınması, İran'ın savunma ve karar alma mekanizmalarını tamamen felç etmeye yönelik koordineli bir stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor.
ABD-İsrail hattından doğrudan müdahale
Bölgedeki gerilimi tırmandıran temel unsur, ABD’nin İran hedeflerine yönelik doğrudan ve çok boyutlu saldırıları oldu. Hamaney suikastıyla başlayan ve Musevi’nin etkisiz hale getirilmesiyle devam eden bu operasyonlar silsilesi, Washington ve Tel Aviv’in İran’ın bölgesel nüfuzunu kırma konusundaki kararlılığını gösteriyor.
Özellikle askeri tesislerin ve komuta merkezlerinin vurulmasıyla birlikte, İran’ın misilleme kapasitesinin ne ölçüde korunduğu uluslararası kamuoyunda merak konusu haline geldi.
Tahran’da belirsizlik hakim: 40 günlük yas ve tatil
Liderlik makamının boşalması ve askeri komutanın kaybı sonrası Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından ilan edilen 40 günlük milli yas süreci devam ediyor. Ülkede 7 günlük resmi tatil kararıyla devlet işleyişi askıya alınırken, halk arasında geniş çaplı bir işgal veya savaş korkusu giderek tırmanıyor.