İZMİR HABERLERİ

Sayaçsız tarım, kör sulama! “Saldım çayıra, Mevlam kayıra…”

Sayaçsız sulama, tarımda suyun nereye gittiğini görünmez kılıyor. İzBB Tarım Komisyonu üyesi Erdal Karagöz, “Fazla su bitkiye zarar, sayaç ise kontrol demektir” diyerek ölçümün zorunluluğuna dikkati çekti. Karagöz, acil damlama sistemine geçmesi gereken yerleri de açıkladı.

Abone Ol

Son Mühür / Yağmur Daştan - Tarımda kullanılırken büyük bölümünün açık ve denetimsiz yöntemlerle kaybedildiği, iklim krizi ve artan kuraklıkla birlikte ‘su’ Türkiye’nin en kritik yapısal sorunlarından biri haline gelmiş durumda. Uzman raporları ve resmi veriler, tarımsal su kullanımında kapalı, borulu ve sayaçlı sulama sistemlerine geçilmeden su tasarrufu ve verimlilik sağlanamayacağını ortaya koyarken, mevcut uygulamaların sürdürülemezliği her geçen gün daha görünür hale geliyor. İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Tarım Komisyonu üyesi ve Menemen Belediye Meclis Üyesi Erdal Karagöz, tarımda suyun plansız ve denetimsiz kullanımının ciddi bir kriz yarattığını belirterek, özellikle salma (cazibe) sulama yöntemlerinin su israfına yol açtığını vurguladı. Sulama ruhsatlarında damlama şartı bulunmasına rağmen etkin bir denetim yapılmadığını ifade eden Karagöz, Devlet Su İşleri başta olmak üzere ilgili kurumları kapalı ve sayaçlı sulama sistemlerine geçilmesi konusunda sorumluluk almaya çağırdı.

“Yüzde 50’yi kaçırıp yüzde 50’yi tarıma veriyorsun”

Tarımda sulama yapan çiftçilerin de vatandaş olduğunu hatırlatan Karagöz, suyun sağlanmasının devletin sorumluluğu olduğunu ancak kullanım biçiminin ciddi bir sorun yarattığını dile getirerek, bu tablonun yaygın olduğuna dikkati çekti. Karagöz, kontrolsüz bırakılan suyun hem kayba yol açtığını hem de toprağa ve ürüne zarar verdiğini söyledi. Tarımın su tüketimindeki payına dikkat çeken Karagöz, sorunun neden yapısal olduğunu şu sözlerle anlattı: “1 bardak suyunuz var, bunun yüzde 70’inin tarıma gittiğini artık herkes biliyor. Bu suya dikkat edersiniz, değil mi? Tarım düzgün çözüm bulamazsan bu sıkıntı devam ediyor. Cazibe ve salma sulama yapıyorsun, yüzde 50 kaçırıp yüzde 50’yi tarıma veriyorsun.”

“Hem verim yükseliyor hem de toprak bereketleniyor”

Damlama sulama sistemlerinde sayaç kullanımının zorunlu hale geldiğini belirten Karagöz, “Damlama usulünde mutlaka sayaç sistemi gelir. Kaç litre su harcamışsın belli olur. Öteki sefer bir kere sulasan da 10 lira, 100 kere sulasan da 10 lira. Fazla su hem bitkiye zarar veriyor hem de su tükenmiyor” dedi. Salma sulama ile damlama arasındaki farkı anlatan Karagöz, “Cazibe sulama ‘salma sulama’, tarlaya salıp bırakıyorsun. Öteki türlü damlamayla bitkinin köküne bırakıyorsun damla damla; hem verim yükseliyor hem toprak bereketleniyor hem de suyun tükenmiyor” ifadelerini kullandı.

“Yüzde 80’i cazibe sulama”

Sayaçlı ve kapalı sistemlerin çok sınırlı kaldığını, yaygın uygulamanın hâlâ cazibe sulama olduğunu söyleyen Karagöz, “Sayaçlı olan yerler var ama yüzde 80’i cazibe… Menemen’de de durum aynı. Burada damlama su yok diyebilirim, hepsi salma sulama. Bakanlık bunu yapabilir ama yapmak istemiyor” dedi. Cazibe ve damlama sulama arasındaki farkın çok net olduğunu vurgulayan Karagöz, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Cazibe ve damlama sulama farkını görseniz hayret ederseniz; birisi Osmanlı işi saldım çayıra Mevlam kayıra diğeri ise uygulanması gerektiği bilimsel olarak kanıtlanmış bir teknoloji… Suyu açıyorsunuz, nereye gittiği belli oluyor.”

Önemli yerleri tek tek işaret etti

Devlet Su İşleri’ni açık cazibe sistemlerinden vazgeçmeye çağıran Karagöz, borulu, kapalı ve sayaçlı sulama sistemlerine geçilmesinin zorunlu olduğunu belirtti. Cazibe sulamanın ciddi kayıp ve kaçaklara yol açtığını örneklerle anlatan Karagöz, “Örnek olarak Demir Köprü Barajı’ndan bırakılan su cazibe sulamaya yönlendirilmiştir; Salihli, Turgutlu, Alaşehir, Ahmetli, Saruhanlı, Muradiye, Menemen tamamı damlama sistemine dönüştürülmelidir. O zaman suyun ne şekilde kullanıldığı tespit edilecektir, bilinir ve sayaç takılabilir” diye konuştu.