DÜNYA HABERLERİ

O ülke kararını verdi! AB’de Euroya mesafeli ülkeler mercek altında

O ülkenin euroyu resmi para birimi olarak kullanmaya başlamasıyla euro bölgesi 21 üyeye yükselirken, Avrupa Birliği içinde henüz ortak para birimine geçmeyen ülkelerde siyasi çekinceler, bütçe açıkları ve anayasal engeller sürecin önünde temel başlıklar olarak öne çıkıyor.

Abone Ol

Son Mühür- Bulgaristan’ın bugün itibarıyla euroyu resmi para birimi olarak kullanmaya başlaması, Avrupa Birliği içinde ortak para birimine henüz geçmeyen ülkeleri yeniden gündeme taşıdı. Kamuoyunda belirli ölçüde destek bulunsa da, birçok ülkede siyasi tercihler, mali göstergeler ve anayasal düzenlemeler euroya geçiş sürecini yavaşlatıyor.

Bulgaristan, iç kamuoyunda kayda değer itirazlar bulunmasına rağmen euro bölgesinin 21’inci üyesi oldu. Böylece 27 üyeli Avrupa Birliği içinde ortak para birimini kullanmayan ülke sayısı azaldı. Ancak euro bölgesinin yakın vadede yeni genişlemelere sahne olması, mevcut siyasi ve ekonomik tablo nedeniyle zor görünüyor.

Kamuoyu desteği var, siyasi engeller ağır basıyor

Eurobarometer verileri, euroyu henüz benimsemeyen bazı AB ülkelerinde ortak para birimine yönelik toplumsal desteğin dikkat çekici seviyelerde olduğunu ortaya koyuyor. Buna karşın hükümet ortakları arasındaki euroskeptik tutumlar, seçim dengeleri, artan bütçe açıkları ve anayasal sınırlamalar, sürecin ilerlemesini engelliyor.

Macaristan: Yüksek destek, kapalı kapılar

Euroya geçişe halk desteğinin en yüksek olduğu ülke Macaristan. Destek oranı yüzde 72 seviyesinde bulunuyor. Buna rağmen Başbakan Viktor Orban’ın euroskeptik yaklaşımı ve hükümetin politikaları süreci tıkamış durumda. Muhalefet lideri Peter Magyar, seçimleri kazanmaları halinde euroya geçişi hedeflediklerini açıkladı. Ancak yüksek borç oranı, kalıcı bütçe açığı ve forintin anayasal güvence altına alınması, geçişin önündeki temel engeller olarak öne çıkıyor. Mevcut koşullarda euroya geçiş için parlamentoda nitelikli çoğunluk gerekiyor.

Romanya: Mali denge belirleyici olacak

Romanya’da euroya destek yüzde 59 seviyesinde. Buna karşın ülke, Avrupa Birliği’nin en yüksek bütçe açıklarından biriyle karşı karşıya. Yüksek enflasyon ve uygulanan kemer sıkma politikaları nedeniyle euroya geçiş için gerekli mali istikrarın kısa sürede sağlanması zor görülüyor. 2028 seçimleri öncesinde aşırı sağın yükselişi de euro konusunu gündemin alt sıralarına itmiş durumda.

Polonya: Siyasi cepheleşme derin

Polonya’da euroya destek yüzde 45 düzeyinde kalıyor. Maliye Bakanı Andrzej Domanski, euroya geçiş için herhangi bir hazırlık yapılmadığını ve mevcut para biriminden memnun olduklarını belirtti. Ana muhalefetteki Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) lideri Jaroslaw Kaczynski ise euroyu savunanları sert ifadelerle eleştiriyor. Euro bölgesi dışında kalan ülkeler arasında AB’nin en büyük ekonomisi olan Polonya, bu yönüyle dikkat çekiyor.

Çekya: Ulusal para öncelikli

Çekya’da euroya toplumsal destek yüzde 30 seviyesinde bulunuyor. Hükümetin euroya geçişe yönelik bir takvimi ya da resmi hazırlık planı yok. Düşük kamu borcu, euroya geçilmesi halinde daha borçlu ülkelerin mali yükünün paylaşılacağı endişesini beraberinde getiriyor. Ülkede çek kronunun anayasal güvence altına alınması da tartışılan başlıklar arasında.

İsveç: Tartışma teorik düzeyde

İsveç’te euroyu açık biçimde destekleyen parti sayısı sınırlı. Parlamentoda kilit konumdaki İsveç Demokratları euroya karşı duruyor. 2003’te yapılan referandumda halkın yüzde 56’sı euroya “hayır” demişti. Güncel destek oranı yüzde 39’a yükselse de, konu şimdilik somut bir siyasi adım aşamasına ulaşmış değil.

Danimarka: Resmi muafiyet sürüyor

Danimarka, Avrupa Birliği içinde eurodan resmi muafiyet hakkına sahip tek ülke konumunda. Bu nedenle tüm kriterleri karşılasa bile euroya geçme zorunluluğu bulunmuyor. Ülkede euroya destek yüzde 33 seviyesinde seyrediyor. Bu tablo, Kopenhag’ın yakın dönemde euro bölgesine katılmasının olası olmadığını gösteriyor.

Genişleme yavaşlayabilir

Bulgaristan’ın katılımıyla euro bölgesi genişlerken, diğer AB ülkelerinde siyasi çekinceler, ekonomik kriterler ve anayasal engeller sürecin önünde önemli bariyerler oluşturmaya devam ediyor. Mevcut göstergeler, ortak para biriminin Avrupa genelinde yayılmasının kısa vadede sınırlı kalabileceğine işaret ediyor.