Son Mühür- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanma sürecine giden siyasi ve hukuki tartışmaların birinci yıl dönümünde, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından organize edilen "Büyük Saraçhane Mitingi" görkemli bir katılımla gerçekleştirildi. 19 Mart’ın sembolik önemine vurgu yapılan buluşmada, Türkiye’nin dört bir yanından gelen vatandaşlar meydanı hıncahınç doldururken, sahneden yükselen mesajların odağında "milli iradeye saygı" ve "hukuk devleti" ilkeleri yer aldı.
Mansur Yavaş’tan dayanışma mesajı
Mitingin en dikkat çeken anlarından biri, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın kürsüye çıkmasıyla yaşandı. Konuşmasına "Cumhuriyetin başkentinden sizlere dayanışma duygularıyla selam getirdim" diyerek başlayan Yavaş, belediye başkanlarının arkasında dimdik durduklarını tüm dünyaya ilan etmek için toplandıklarını belirtti. Yavaş, bir yıl önce yaşanan irade gaspına karşı bugün de aynı kararlılıkla durduklarını ifade ederek, haksızlık ve hukuksuzlukların bir an önce son bulması gerektiği çağrısında bulundu.
"Halkın memnuniyeti operasyonları beraberinde getirdi"
Hizmet süreleri boyunca halkın refahını artırmaya odaklandıklarını dile getiren Yavaş, yerel yönetimlerdeki başarıların iktidar nezdinde bir rahatsızlık yarattığını savundu. Yerel yönetimlerdeki memnuniyet oranının yüzde 58’e ulaştığı anketlerin ardından siyasi operasyonların başladığına dikkat çeken Mansur Yavaş, asıl amacın halka hizmeti engellemek olduğunu vurguladı. Yavaş, sosyal yardımların daha adil yapıldığını görenlerin, kamu gücünü kullanarak bu başarıyı gölgelemeye çalıştığını ancak halkın bu durumu net bir şekilde analiz ettiğini söyledi.
Gözaltı yöntemlerine ve yargıdaki çifte standartlara sert eleştiri
Hukuk sisteminin uygulanış biçimine dair sert eleştirilerde bulunan Yavaş, kendi çıkardıkları yasaları dahi çiğneyen bir yönetim anlayışıyla karşı karşıya olduklarını belirtti. "Gece vakti kimse evinden alınmayacak" vaatlerine rağmen belediye başkanlarının sabahın ilk ışıklarında yaka paça gözaltına alınmasını "itibarsızlaştırma çabası" olarak niteledi. Ayrıca hazırlık soruşturmalarının gizliliğinin ihlal edilerek ifadelerin yandaş basına servis edilmesinin suç olduğunu hatırlatan Yavaş, kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan insanların peşinen suçlu ilan edilmesinin anayasaya aykırı olduğunu hatırlattı.
"Siyasiler servetlerinin hesabını vermek zorundadır"
Adalet sistemindeki eşitsizlikleri somut örneklerle eleştiren Yavaş, geçmiş dönemlere ait yolsuzluk dosyalarının adliyelerde bekletilmesine tepki gösterdi. Bir yanda hayatında hiç çalışmamış kişilerin milyonluk villalarının hesabının sorulmadığını, diğer yanda ise halkın oyuyla seçilmiş başkanların mesnetsiz iddialarla hapsedildiğini söyleyen Yavaş, "Gökçek ailesi yargılanmadan hiçbir belediye başkanını yargılayamazsınız" çıkışıyla meydandakilerden büyük alkış aldı. Siyasette şeffaflığın esas olması gerektiğini belirten Yavaş, kamu zararlarına yol açanların ifadeye dahi çağrılmamasını "hukuk garabeti" olarak nitelendirdi.
Yarının Türkiye’si: Korkusuzca açılan kapılar
Konuşmasının sonunda manevi değerlere de atıfta bulunan Mansur Yavaş, adaletsizliğin hiçbir topluluğa duyulan kinle meşrulaştırılamayacağını ifade etti. Türkiye’ye gerçek hukukun üstünlüğünü getirme sözü veren Yavaş, "Sabaha karşı kapınız çalındığında polis mi geldi diye korkmayacağınız, ihtiyacı olan bir komşunuzun geldiğinden emin olduğunuz bir Türkiye inşa edeceğiz" dedi. Tutuklu yargılamaların bir cezalandırma yöntemine dönüştüğünü savunan Yavaş, delillerin toplandığı bir süreçte insanların özgürlüğünden çalınmaması gerektiğini belirterek hasta tutukluların durumuna vicdani bir pencereden dikkat çekti.