Son Mühür/Osman Günden- Son Mühür Televizyonu’nda yayımlanan Sıcak Bakış programına konuk olan Jale Büyükdemir kahvecilerin durumu ile ilgili Tunç Erciyas’ın sorularını yanıtladı.
Çıraklık... Kalfalık... Ustalık...
Geçmiş dönem başkan, şu anda rakibiniz İsmail Hakkı Kırdı’nın geçen gün söylediği çıraklık, kalfalık, ustalık gibi kavramlardan bahsederek. “Bir işin ustası olmadan başkanı olamazsınız” demişti. Jale Büyükdemir bu konu hakkında bilgi verdi.
“Eski başkanımız ustalık, çıraklık demiş ama odacılığın ustalığı, çıraklığı nedir? Onu önce sorgulamak gerekiyor. Bugüne kadar hiçbir şey yapmamış bir oda başkanının, sadece faturaları nasıl sokulur ama çıraklığını ya da ustalığını öğreneceğim. Ben bu işin ustalığını da, çıraklığını da mutfağında yaşadım. Kendi ocağımda çalıştım. Kahvecinin sorunu, esnafın sorunlarını en iyi bilenim. Çünkü ben meydanda, sahadayım. Makamlardan yönetilen ustalık mı oluyor? Kendi çay demlemeyi bilmediği, nargile yapmadığı bir işin nasıl ustası olur.
Perdecilikten geldi kendisi. Direkt makama oturdular. Hangi ustalığı, hangi çıraklığı yapmışlar? Ne yapmışlar bugüne kadar? Ustalık, çıraklık konusuna gelince işimde usta olduğumu, çırak olmadığımı Tüm İzmir değil, Türkiye geneli biliyor. Bu anlamda asla bunu kabul etmiyorum. Şöyle ki, odacılıkta evet, ilk def, 2022'de aday oldum. Çıraklık dönemini o zaman atlattık. Çünkü sandıklarımıza sahip çıkamadık. Çok tecrübesizdik. 17 oy gibi bir farkla yenilgiyi kabul ettik ve çekildik. Hiç arkasını, önünü aramadık. Tabii şimdi deneyimlendik. Bu seçimde çırak olduğumuzu düşünmüyorum. Gayet ustalıkta 160 oy farkıyla seçimimizi aldık.
Fakat teknik bir düzeltilebilir bir hata üzerinden giderek itiraz dilekçelerini verdiler. İl ve ilçe de bunu kabul etti. Yönetim 11 kişi. Denetimimiz var 3 kişi. Asıldır bunlar. Bir de yedek listemi vardır. Ben oraya 10 yazdım. 11 değil. Başkanın yedeği olmaz. 10 yazdım. yine denetiminde yedeklerini yazdım. Fakat oradaki bir eksik yedekteki bir eksiklikle Türkiye'de bir ilk yaşandı. YSK'da iptal etti. Bu da tartışılabilir bir konu aslında. Oradan yürüyerek direk çevirildi. Hani il ve ilçe seçim kurulu iptal etmedi.
İptal ettirmek için sebep yaratıldı. Oysa ki bu bizim sunduğumuz listeler zaten divandan geçiyor. Doğru mu? Orada bir divan var Ve bunlar... Divan kontrol ediyor. Tabii ki bunlar yıllardır bu işi yapan uzmanlar. Bizler yeni olabiliriz. . Ama maalesef zateni nasıl döndürülebilirize gidildi. Ve döndürdüler. YSK'dan da red geldi. Esnafın da iradesine ipotek koyularak tekrar seçim dendi. Ama çok ilginç bir şey daha var. 30 Ocak'ta Antalya'da sanıyorum çok emin olmamakla birlikte Fırıncılar Odası'ydı. Yine yedek listeden eksik gidildi ve seçim kurulu seçim sonucunu değiştirecek bir sebep olmadığından dolayı seçim iptal kararı çıkmadı. Türkiye'de biz bir ilki yaşadık.”
Hakem hatası...
11 Ocak'ta yapılan seçim bir tek yedek listeye de isim yazmasından dolayı iptal etti. Orada tükenmez kalemle bile o isim eklenebilinirdi. Ama bu yapılmadı. Jale Büyükdemir seçimin aynı yerde sadece oy kullanma şeklinde yapılacağının bilgisini verdi.
“Aynen öyle isim eklenebilirdi ve bunun yaşanmışlığı da var. Ödemiş’te bir seçimde divan bunu fark ediyor hemen elle yazılıyor. Yazılmasa bile yedekten eksik bir kişiyle seçim sonucunu etkilemez. 160 oy farkı var sonuçta... Tutanak tutunabilir baştan. Öyle girilecek denir. Problem çözülürdü ama bir daha ek masraf, yani seçim kolay değil ki o salonun kirasını da o da karşılıyor, odanın parasını. Her şeyi, odamız karşılıyor. Ben zaten bu konuda da çok serjenişte bulunmuştum. Bir de esnaf iş gücünden kalıyor. İş gücünden kalıp, işini bırakıp seçime geliyor. Zaten esnafın odaya inancı olmadığı için seçimlere de gelme gereği hissetmiyorlardı normalde. Eskiden baktığımızda çok yoğun seçmen sayıları yoktu. Giderek çoğalacak. Çünkü neden? Esnaf odaya inandığı zaman o seçime gelecek. ‘Ne işe yarıyor ki oda?’ diyor.
"Odamızda bütçe yok"
“Sorduğunuz için söyleyeyim, odamızda bütçe yok. Kayyımın iki gün içerisinde seçim kurulunun yerini belirleyip, yazışmalarını yapıp, kopyalarını yatırıp, ilçe seçim kuruluna, resmi gazetede yayınlanıp, Resmileştirilmesi lazım. Kayyım Bey beni arıyor. Diyor ki odamızda para yok, nasıl yapacağız başkanım? Nasıl yok? Koskoca 25, yani 25 yıldır hakkı kırdı başkan ve son seçimde artı gelir tablosu bütçede sunulmuştu. Çok şaşırdık. Kaporayı kendimiz ödedik. Oda borç batağının içinde maalesef. Maalesef öyle. Hatta Kırdı Başkan kendisi de söylemiş 400-500 bin lira gibi bir alacak rakamı varmış. Peki o zaman bizim paralarımız nerede? Bunca yıl esnafın ödediği paralar nerede? Bunu sorgulayacağız zaten... “
Kahveciler 1 Mart’ta yine İktisat Kongre Merkezi’nde buluşacak...
“1 Mart Pazar günü yine 11 Ocak'ta yapılan yerde, İzmir İktisat Kongre Merkezi’nde seçim yapılacak. Ama bu sefer divan yok. Konuşma yok. Üyemiz gelecek. Sabah saat 10'da sandık açılacak. İlçe Seçim Kurulu yapacak zaten bunu. Kimsenin yetkisi yok. Sandıklarımız açılacak, oylarımız kullanılacak, geri dönülecek. Üye beklemek zorunda kalmayacak. Yani geldiğinde sırasına girip oyunu kullanıp hemen gidebilecek. Bu önemli bir şey. Çünkü 11 Ocak'ta yapılan seçimde, esnaf arkadaşlarımızın hepsi çok zor bir zaman geçirdiler. Saat: 15.30'a kadar oylama başlamadı. Uzattılar, uzattılar, uzattılar. Mevcut başkan elinden gelen her şeyi yaptı ama yine sonuç değişmedi. Şu anda da yapıyorlar ama yine Allah'ın izniyle sonucumuz değişmeyecek.
25 yıllık Başkan Kırdı, gönülleri kırdı...
Jale Büyükdemir, İsmail Hakkı Kırdı’nın 25 senedir odada başkanlığı devam ettiğini, kendisini ağabey olarak görürken 11 Ocak sonrası yaptıklarına kırıldığını söyledi.
“Bir dostluğumuz vardı bitti, artık ona abi demeyeceğim. Eski başkan diyeceğim. Çünkü bu dedikodular, iftiralar yara bırakıyor. Gereksiz, çirkin şeyler bunlar. 25 yıldır, tam çeyrek asırdır o makamın gücüne aşık olmuş olabilirsin. Esnafın iradesine ipotek koyup da adayı bu kadar karalamanın, manipüle etmenin çok çirkin olduğunu düşünüyorum. 01 Mart'ta esnaf da cevabını verecektir. Çünkü güneş balçıkla sıvanmaz”
Kahveci esnafın sorunlarını çözeceğiz...
Büyükdemir, sorunları bildiğini ve bu sorunları çözmek için hazır olduğunu ifade etti.
“Kahvecilerin sorunu çok fazla... Korona sürecinde, pandemide İlk zaten çatlağımız orada başladı Siz devlete karşı bizi koruyacaksınız ama siz aidatlarınızı silmediniz. Ben yapmıyorum. Siz federasyonda yönetimdesiniz. Toplantılar yapıyorsunuz. Gidin orada bir karar alın. Siz bizi devlete koruyacaksınız. Önce kendinizden koruyun. Önce bir kapalı olan dükkanların aidatlarını silin. İlk orada başladı benim uyanışım. Kapalı olan dükkanlarının aidatlarının alınmasıyla odayı sorgulamaya başlamıştım ben Tunç Bey. Sonra ne yaptıklarına baktım. Baktım ki maaş almanın ötesine geçmediler. O yüzden bu oda var ise çalıştırmak için aday oldum. Bu kemikleşmiş yapıların gidip şeffaf yönetime dönüp bu odanın esnafa dönmesi gerekiyor. Neler yapılabilir? Bir defa esnaf çok terk edilmiş durumda. 25 yıllık başkanını bile tanımayan insanlar var. Hatta şöyle bir şey yaşadık. Üye beni aradı. Biz hakkı kırdı ya, aday zannettik. Çünkü gitmemiş ki, üyeye dokunmamış ki. O sadece para alma kısmıyla ilgilenmiş. Katı atık bedelleri çok büyük bir sorun. 12 yıl öncesi ya da 15 yıl öncesi, tam net tarihini hatırlamıyorum, bizim suda indirimimiz vardı Yüzde 50 gibi... Bu hak bizden alındı, hiç kimse sesini çıkartmadı. Üzerine belediyelerin katı atık bedelleri geldi. Oranlar çok yüksek.
Katı atık bedelleri kaldırılamaz ama oranlar düşürülebilir. Bizim çünkü ham maddemiz su. Suyla ilgili acil bir çözüm bulmamız lazım. Katı atık bedelleri ve indirimle ilgili 1 Mart'tan sonra çalışmalar yapacağız.
Her şey artıyor. Kiralar arttı, vergilerimiz arttı, stopajlarımız, çayın, şekerin, suyun. Bununla ilgili tabii ki bir çalışma yapmak istiyorum. Çünkü kahveci nereden ucuza alabilirimin derdinde? Ama bir kahveciler odası olarak anlaşmalar yapsak, suyumuzu, çayımızı, bardağımızı, şekerimizi, okeyimizi, tavlamızı, en ucuza hizmeti sunsak olmaz mı? Haksız rekabet var. Onun başına geçilmesi gerekiyor. Ben ruhsatlı kahvehaneyim ya da çay ocağı ya da internet kafe. Bir yığın kaçak yerlerimiz var. Bizim rızkımızı çalıyorlar. Ama bununla ilgili hiçbir çalışma yapılmıyor. Ruhsatsız yerlerin ya ruhsatlaştırılması ya da kapatılması gerekiyor. Fiyat tarifelerinde problemler var. Sahada çok problem var. Hiçbir şey yapılmamış kahveci esnafına...
Üyelerinize, fiyat tariflerimizi parayla satıyorlar. Tabii ki biz de vereceğiz. Bunun bir maliyeti var. Bir de odanın bir geliri olarak düşünülüyor herhalde fiyat tarifesi. İşte bu gelir olmamalı. Biz zaten aidatlarımızı alıyoruz. Hatta mümkünse bunu içinde verebiliyorsak vermeliyiz. Bir maliyeti varsa bu odanın boyunu aşıyorsa bunun Neyse gideri, çünkü bununla ilgili Ankara'da alıyor, birlikte alıyor. Maliyeti neyse o yansıtılmalı... Biz esnafı para olarak görmemeliyiz. Biz esnafa hizmet sunmalıyız. Ama biz odamıza gittiğimizde sadece para ödüyoruz. Ya da geliyorlar, İban üzerinden yatırılması gerekirken hala da şu dönemde makbuzla para toplanıyor. Bu çok ilginç değil mi?”
Koltuk neden değerli?
“Bakın ben bir seçim sürecindeyim, sahadayım, insanları dinliyorum. Benim işim 1 Mart odayı aldıktan sonrası da benim o sorumluluk korkutuyor biliyor musunuz? Çalışan oda için çok büyük bir sorumluluk. Ama makama alışmış, güce alışmış, hayatının tüm geçim kaynağını buraya adamış olan insanlar inmek istemiyorlar. Çünkü onlar belli bir sisteminiz. Bir yapı var içeride kemikleşmiş Sadece paradan ibaret görünüyor. 2021 yılında makam arabamız satıldı mesela. 2021 yılından beri eski başkan yine bir makam aracına biniyor, leasingli görünüyor. Her ay şu anda 15.000 lira civarı bir para ödeniyor. Bunu esnaf ödüyor.
Bu araçta ne yapılıyor? Bu kira niye ödeniyor? Ben niye, biz niye onun saltanatlığını ödüyoruz? Onun benzinini ödüyoruz? Ne iş yapıyor bu Hakkı Kırdı? Niye ben onun 15.000 lira bindiği her ay parasını ödüyorum? Bunu sorgulamak gerekmiyor mu? Bizler bunları sorgulayacağız, biz esnafız. Bizim nasır tutmuş parmaklarımızla biz çalışıyoruz, sabahın beşinde açıyoruz o kahvemizi, gecenin seyrinde kapatıyoruz. Bizlerden parayı toplayıp da kendilerine bir saltanatlık kurmalarına dur diyoruz şu anda. Bu odayı esnafın odası haline getirmek istiyorum. Makamdan, güce aşık olmuş olanlardan kurtarmak istiyorum”
Esnafın ihtiyacını biliyorum...
“Bakın bizim lokallerimiz yok. Bizim birlikteliğimizi sağlayacak hiçbir yerimiz yok. Hiçbir zaman bir araya getirilmedik. Hep ayrıştırıldık biz. Esnaf bundan da çok şikayetçi. Esnafa katılan hiçbir şey yok. Mesela çocuklarımız evleniyor değil mi? Ne kadar zor. Zorlanıyoruz. Çocuklarımızı evlendirirken. Belediyelerle anlaşma yapılıp ayda iki sefer çocuklarımız için indirim alsak... Bölgede evlenecek olan çocuklarımıza destek versek o da olarak olmaz mı? Çok da güzel olur.
Çok güzel olur değil mi? Sonra ilaçlamalarımız var bizim. 6 ayda bir tüm sektör yani bu sadece kahveci esnafı için değil çay ocakçısı, internet kafecisi, tarım bakanlığı der ki 6 ayda bir ilaçlama istiyorum. Biz nereden ucuza neyi yaptıracağız en iyisini diye bakıyoruz. Bunu o da yapamaz mı? Anlaşamaz mı? Özel hastanelerden indirim alamaz mı? Yapılır. Bizim ocaklarımız var. Ocakları arıza yapıyor. Biz servis yazdırıyoruz. 2000 lira servis ücreti ödüyoruz. O da bir yerle anlaşsa da, odayı arasalar, bir servis yazdırsalar, o da hizmeti getirse. Kalifiye eleman sorunumuz var. Şimdi ustalık çıraklığa gelelim. Biz işin içinde olduğumuz için, esnaf olduğumuz için bizim neye ihtiyacımız var? Biz biliriz. Makama aşık olmuş olanlar bilmezler. O yüzden değişim şart. Ben bir milat yapmak istiyorum kahveci odasıyla birlikte. Şeffaf yönetime geçireceğim. Esnaf girdiğinde ne gelmiş ne gitmiş her şeyi oradan kendisi takip edecek. Bu yapılmalı, bu nereye gidiyor, ne yapılıyor sorgulanmalı...”
25 yıllık başkanı tanımayan kahveci var...
“Maalesef. 25 yıllık başkan ama sahaya indiğimde görüyorum esnafa hiç dokunulmamış. Zaten pandemide bunu fark ettim ben. Abi dediğim insanın üyelerini nasıl çaresiz bıraktığını gördüm. Yapacak bir şey yok, yapacak bir şey yok, yapacak bir şey yok. Katı atık bedellerinin dahi kaldırılmasıyla ilgili Karabağlar Belediyesi'ne kendim gidip yazı verdim. Kapalı dükkanların katı atık bedellerinin kaldırılması gerekiyor diye. Kaldırıldı mı evet. Hakkı Bey de çıktı şovunu yaptı. Bize çalışan insan lazım. Bize makamdan talimat verecek. Yalan yanlış beyanlar verecek. İşi takip edecek insan lazım.”
Odanın bir mülkü var mı?
“Vardı. Şu anda da var. Şimdi orası bölüm bölüm. Küçük bir bölüm alındı. Orası Kahveciler Odası adı altında, kredi kooperatifi yeri yapıldı. Fakat bu mülk de 2025 yılında satılmış. Şu anda odayı almadan içeride ne olup ne bittiğini göremiyoruz. Ama bu kimden izin alınmış? Neye göre satılmış? Esnafın haberi var mı? Yönetimin haberi var mı? Bu paralar nereye gitmiş? O mülk de satıldı 2025 yılında hiçbir açıklama yok. Arabanın satışındaki açıklamanın olmadığı gibi... Onlar sadece karalama yoluyla tekrar nasıl dönebiliriz derdindeler. Biz de esnafımızdan çıkan her kuruşun bedelini onlara soracağımız için o yüzden zaten kalkmak da istemiyorlar.”
Sıcak bir yuva...
“Kahveler hem öğrencinin, hem emeklinin, hem normal vatandaşın, hem pazarcının mekanıdır, dinlenme yeridir. Çok özel bir yerdir kahvehaneler. Çünkü kahvehane mahallenin ışığıdır. Bizler pandemide kapattığımız zaman mahalleli sürekli ne zaman açılacak bu ne? Çünkü in cin top atıyor. Düşünebiliyor musunuz? Işığın olmadığı bir sokak. İnsanın olmadığı bir sokak. Herkes işine gidip geliyor ama düşünsenize o mahallede bir kahvehane var. Orada bir sosyalleşme var. Orada insanların düğünlerinin birlikte yaptığı cenazelerini üzüntülerini paylaştıkları bir yer var. Bizler mahallenin psikologlarıyız, öyle diyoruz biz. Kuryeleriyiz. Bu yerler kapatılmamalı, ayakta kalmalı ve biz bunları yukarıya taşımamız gerek. Emeklinin gidebileceği hiçbir yer yok. Sosyalleşebileceği tek yer kahvehaneler. “
Kahvehaneler, Ramazan’da bir başka güzeldir...
Ramazan ayındayız. Ramazan ayınızda hayırlı olsun. Biraz daha renkli olur kahvehaneler Ramazan'da. Sahur'a kadar açık sanıyorum değil mi?
“Eski başkanımız, Jale Hanım emeğe saygı yapmıyordur diyerek bir yazı yazmış kendisi. Bizim emeğe saygımız var. Biz sadece işimizi takip ettik. O kadar biz yaptık demedik ama Bir baktık ki ne Bornova Belediyesi'ne dilekçe yazılmış ne de Karşıyaka Belediyesi'ne dilekçeler yazılmış. Dilekçeler ayın 16'sında verildi. Bornova Belediyesi'nin encümen kararı Salı günü olduğu için Perşembe günü, Ramazan'ın ilk gününde olağanüstü Toplantı yapıp, encümen kararı alıp, esnafımıza, üyelerimize, Bornova'ya mesaj atılabildi. Hani işimizin takibindeyiz diyorlar ya. Aslında iş takibi falan da yok orada. Esnaf ne yaparsa yapsın.
Ramazan, Ramazan'ınız mübarek olsun bu arada. Cümlemize hayırlı, uğurlu, bol, bereketli olsun. Eskiden Ramazanlarımız çok güzeldi. Bir coşku vardı. Çünkü maliyetler bu kadar yüksek olmadığı için akşamları orada sahur yemekleri olurdu kahvehanelerde. İftar yemeklerimiz olurdu. Şimdi 30 günde bir gün iftar yemeği verebiliyorsak ne mutlu bize diyoruz. Ama sabaha kadar açık mıyız? Evet. Ama bakıyorum bazı kahvehanelere indiğimde özellikle Basmane tarafında bir kahvehaneye girdim. Küçük tüpün üzerine koymuş çorbasını... Esnafımız kendi orada pişiriyor. Her gelene bardaklarıyla dağıtıyor. Ama şimdi bizim mahallemizde öyle bir yer yok. Ama bazı yerlerde, bazı noktalarda bunlar yapılıyor. Hala daha devam ediyor. Ben istiyorum ki Ramazan gecelerimiz hep birlikte böyle güzelliklerle geçsin. Biz başa gelirsek bölgelerde bu güzellikleri yaşatalım istiyorum.
Kahvelerde topuk sesleri...
“Artık kadınlar da erkekler bir arada kahveye gelebiliyorlar, oyun oynayabiliyorlar, çay kahve içebiliyorlar. Bu da bir renk. Bu da olması gereken. Çok güzel bir renk. Evet. Çünkü kadının olduğu yerde saygınlık artıyor. Önce çocuğumuzu eğitiriz, sonra toplumu eğitiriz. Ben böyle bakıyorum. Kadının olduğu yerde temizlik olur. Kadının dokunduğu yer güzelleşir. Kadın üretkendir. Kadın başladığı işi takip eder, sonuca kadar götürür. Mücadeleyi sever. Yani o çok önemli bir şey...”
Jale Büyükdemir kimdir?
İzmir'de doğdum, İzmir'de büyüdüm. Kahvenin ekmeğiyle büyüdük. Kahveci kızıyım. Ama kendi mesleğim çocuk gelişimi eğitimi öğretmeniyim. 7 yıl öğretmenlik yaptım. 18 yıldır da baba mesleğim olan kırahathanecilikle devam ediyorum.