Son Mühür/ Gökmen Küçüktaşdemir- Küresel gıda kriziyle mücadelede alternatif çözüm arayışları sürerken, İzmirli lise öğrencileri mutfağa girerek ezber bozan bir deneye imza attı. "Yeşil Altın" olarak adlandırılan deniz yosunlarını Türk mutfağının vazgeçilmez lezzetleriyle harmanlayan gençler, sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının sınırlarını test etti.
Sürdürülebilir gelecek için alternatif protein arayışı
Dünya nüfusunun hızla artması ve iklim değişikliğinin tarım alanları üzerindeki baskısı, bilim dünyasını yeni besin kaynakları aramaya itiyor. Birleşmiş Milletler’in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda "sıfır açlık" vizyonuna katkı sunmayı amaçlayan İzmir Türk Koleji Fen Lisesi öğrencileri, yüksek karbon ayak izine sahip hayvansal proteinlere karşı çevreci bir alternatif geliştirdi. Özellikle hayvancılık sektörünün neden olduğu çevresel tahribata dikkat çeken genç araştırmacılar, geleceğin süper gıdası olarak görülen algleri (deniz yosunu) mercek altına aldı.
Algli Bulgur Pilavı ve deniz esintili cacık
Proje kapsamında teorik bilgilerini pratiğe döken öğrenciler, okulun deneyimli gıda mühendisi Yılmaz Çamanka rehberliğinde mutfak atölyesi gerçekleştirdi. Geleneksel damak tadından kopmadan sürdürülebilirliği tabağa taşımayı hedefleyen çalışmada, Türk mutfağının kültleşmiş öğeleri olan bulgur pilavı ve cacık yeniden yorumlandı. Hazırlanan özel menüde bulgur pilavı Nori algi ve soğanla zenginleştirilirken; cacık tarifinde ezber bozularak salatalık yerine tamamen deniz yosunu kullanıldı. Ortaya çıkan bu inovatif tabaklar, okul ekosistemindeki öğrenci, öğretmen ve yöneticilerin beğenisine sunuldu.
Gençlerin tercihi: Lezzet mi yoksa alışkanlık mı?
Tadım etkinliğinin ardından 15–17 yaş grubundaki 183 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilen kapsamlı anket, çarpıcı sonuçları ortaya koydu. Hazırlanan algli menüyü lezzet açısından geçer not almasına rağmen, genç neslin yerleşik beslenme kültüründen kopmakta zorlandığı gözlemlendi. Katılımcıların büyük bir çoğunluğu, protein ihtiyacını karşılamak adına kırmızı etten vazgeçip deniz yosununa yönelme fikrine henüz hazır olmadıklarını beyan etti. Ayrıca ankete katılan bazı öğrencilerin, su altı tarımına kıyasla geleneksel tarım yöntemlerini stratejik açıdan daha avantajlı bulmaları, tarım algısı üzerine yapılan tartışmaları da derinleştirdi.
Çevrenin genç sözcüleri iklim için ses veriyor
Proje yürütücüsü öğrenciler, elde edilen verilerin toplumdaki beslenme alışkanlıklarının ne denli dirençli olduğunu kanıtladığını ifade ediyor. Ancak asıl gayelerinin bu direnci kırmak değil, alternatif gıda sistemleri üzerine kamusal bir farkındalık oluşturmak olduğunu vurguluyorlar. Seslerini daha geniş kitlelere duyurmak amacıyla TÜRÇEV Çevrenin Genç Sözcüleri yarışmasına katılan ekip, hazırladıkları makale ile iklim değişikliğiyle mücadelenin mutfaktaki tercihlerle başladığının altını çiziyor. Geleceğin gıda sisteminde küçük dokunuşların büyük dönüşümler yaratacağına inanan gençler, makalelerine erişim imkanı sağlayarak akademik platformlarda da görünürlük hedefliyor.