Son Mühür / Yağmur Daştan- İzmir’in tarım potansiyeli en yüksek bölgelerinden Kemalpaşa ve Ödemiş’te üreticiler, her geçen yıl derinleşen su kriziyle daha fazla karşı karşıya kalıyor. Yağışların azalması, iklim koşullarındaki değişim ve sanayinin yoğun su tüketimi nedeniyle yeraltı kaynaklarının hızla tükenmesi, hem tarladaki üretimi hem de bölgenin geleceğini tehdit ediyor. Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Bülent Oray ile Ödemiş Ziraat Odası Başkanı Ahmet Kocaağa yeraltı sularının desteklenmesi, yeni su kaynaklarının devreye alınmasının bölge için hayati bir ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Oda başkanları, tarıma can suyu olacak projelerini de tek tek sıraladı.
‘Fabrikalar yeraltı sularını ciddi şekilde etkiliyor’
İzmir’in bereketli toprakları Kemalpaşa’da yaşananları anlatan Ziraat Odası Başkanı Bülent Oray, “Bölgemizde şu anda tarla ziraatı olmadığı için sulama yapılmıyor. Normalde de burada baraj ve gölet olmadığından dolayı sulamalarımız yeraltından yapılıyor. Yaz döneminde su seviyelerinin ciddi şekilde azaldığına şahit olduk ve bunun da sıkıntılarını yaşadık. Sezonumuz geçti ancak her geçen gün durumumuz daha da kötüye gidiyor. Çünkü her geçen yıl yağışlar biraz daha azalıyor. Şöyle bir durum da var; bölgemiz tarım alanı olduğu kadar bir sanayi bölgesi de. Sanayide yeraltı kaynakları ciddi şekilde kullanılıyor. Bölgemizdeki OSB’lerde 800’e yakın fabrika var. Bunların çoğu da yoğun miktarda su kullanan fabrikalar. Bugün bir fabrikanın bir ayda kullandığı suyu biz sezon boyunca tarımsal sulamada kullanmıyoruz. Bölgedeki üreticilerin büyük çoğunluğu da damlama sulamaya geçti yani vahşi sulama yöntemleri de kullanılmıyor. Kooperatifler aracılığı ile sulandığı için ücret karşılığında ödeniyor. İnsanlar kendi imkanlarıyla sulasa dahi elektrik parası çok geleceğinden boşa atacak bir suyu yok. Fakat fabrikaların çokluğu yeraltı suyunu ciddi şekilde etkiliyor” ifadelerini kullandı.
‘Sanki hepsini çiftçiler tüketiyor’
Tarımda vahşi sulama yönünden bir algı da yaratıldığının altını çizen Başkan Oray, “Sanki yeraltı kaynaklarının tümünü çiftçiler bitiriyormuş gibi davranıyorlar. Sermaye gücü olan insanların fabrikalarında kullandığı suyu da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yıllardır söylüyorum, en azından bir kota konulmalı. Suları bu şekilde heba etmenin anlamı yok. Nif Çayı’na baktığımızda burada bir su akıyor, bunlar fabrikalarda kullanılıp sonrasında arıtmadan geçirilip dereye bırakılan sular. O kadar su boşa gidiyor. Geçtiğimiz hafta Tarım ve Orman Bakanlığı’nda randevumuz vardı, bu durum orada da gündeme getirildi. Üreticilerimizin sıkıntılarını anlattık. Havza kapalı, sondaj açamıyorsunuz ama bu sadece üreticiler üzerine bırakılıyor. Bugün sanayi kuruluşları istediği şekilde fabrika kurabiliyor. 600 metrelere yakın sondajların açıldığını duyuyoruz. Bunlarla ilgili bir önlem alınacaksa sadece üretici kesiminde değil, sanayi kesiminin açtığı kuyular ve kullandığı sular da ciddi şekilde denetlenmeli. Sadece çiftçi ve üretici tarafının tasarruf etmesi yeraltı kaynaklarının çoğalmasına sebep olmaz. Şapkayı önümüze koyduğumuzda buradan herkesin etkilendiği malum. Bunun sebepleri ve sonuç noktasında neler yapılabileceği ciddi şekilde düşünülmeli” dedi.
‘Tek temennimiz yağışların artması”
“Bölgemizdeki Yiğitler Barajı’nın bir an önce tamamlanması şart” sözleriyle devam eden Oray, şunları aktardı: “Burada sanayiye olduğu kadar tarıma da destek olunursa yeraltı suyu kaynaklarını daha az tüketmiş oluruz. Şu ana kadar beklenen yağmurlar ne yazık ki olmadı ancak yağışlar yeni başlıyor. İklim nedeniyle yağışlar geçe kalıyor, açıkçası kasım ayındayız bence hava sıcaklığı da normal değil. Havanın soğuması, yağmur ve karın daha fazla olması yeraltı sularını besleyecektir düşüncesindeyiz. Fakat gidişat da çok iyi görünmüyor. Umarız en kısa sürede bu açık kapanır. Tek temennimizin yağışların artması.”
Ödemiş Ziraat Odası’ndan ‘Çaldağ’ önerisi!
Ödemiş’te de çiftçinin en büyük sorununun su olduğunun altını çizen Ziraat Odası Başkanı Ahmet Kocaağa, “Allah’tan gelen bir kuraklığımız var, yağmur bekliyoruz. Ödemiş’te şu anda ürünlerimizde sıkıntı yaşamıyoruz ama önümüzdeki günlerde bekleniyor. Yeraltı suları yetmiyor, yok oluyor ve sıkıntılar da baş göstermeye başlıyor. Gölcük Yaylası’ndan Manisa’ya uzanan noktada Çaldağ Yaylası var. Oradan akan yağmur ve kar suları Manisa Salihli’ye gidiyor. Suyu göle döndürüp gölden tekrar tahliye ederek Gölcük’ün altında İnce Pınar Mahallesi var. Orayı çevirerek gölet yapılabilir. Böylelikle hem gölün suyu tahliye olacak, doğa kurtulacak. Bunun dışında da Ödemiş’e büyük bir katkı sağlayacak” dedi.
‘Üç projemiz var, inşallah hayata geçer’
Bozdağ’dan akan kar ve yağmur sularının hızlı şekilde yine Manisa’ya gittiğini söyleyen Başkan Kocaağa, “Oranın doğa dengesi bozulmasın, Çatak Deresi’ne akıtılarak Beydağ Barajı’na doğru devam etsin istiyoruz. Kış aylarında yağış durumuna göre oradan su alınarak yine Beydağ Barajı’nın beslenmesi konusunda da önerilerimiz oldu. Suyun hepsini değil, kar sularını ila ay alsak çiftçimiz yazın çok rahat eder. Dinar’dan çıkan Büyük Menderes’in bir ayağı var, Nazilli hattından kış aylarında denize gidiyor. Kışın denize giden sudan 5 ila 6 ay daha Beydağ Barajı’na su çevrilirse Kiraz, Beydağ, Ödemiş, Bayındır, Tire, Torbalı ve Selçuk’a kadar kullanırız. Yeraltı suları böylelikle yükselir ve diğer bölgelere de katkımız olur. Bölgeye hitap edecek üç projemiz var, inşallah hayata geçer” diye konuştu.