İzmir Haberleri

İzmir’de Tarihi Havagazı Fabrikası’nda buluştular: Yeni kıyı anayasası yolda

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Belediyeler Birliği ortaklığında düzenlenen Kıyı Kentleri Politikaları Çalıştayı, sahil şeritlerindeki imar baskısını, iklim krizini ve ortak yaşam alanlarının geleceğini masaya yatırdı.

Abone Ol

Son Mühür/ Osman Günden- Türkiye’nin binlerce kilometrelik sahil şeridi, tarihin en büyük çevre ve imar baskısıyla karşı karşıya. Rant odaklı projeler, deniz seviyesindeki yükselme ve plansız kentleşme, sahilleri halkın elinden koparıyor. Bu gidişata dur demek isteyen İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB), Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde kritik bir zirveye imza attı. "Duhuliye" yok, hedef net: Sahilleri kurtarmak.

"Daha İyi Bir Gelecek Yerelden Gelecek" sloganıyla toplanan Kıyı Kentleri Politikaları Çalıştayı, belediyeleri, akademisyenleri ve sivil toplum kuruluşlarını aynı masada buluşturdu.

Lütuf mu, yoksa büyük bir sorumluluk mu?

Türkiye’nin 8 bin 333 kilometrelik kıyı şeridinin tam yüzde 35’i Ege Bölgesi’nde yer alıyor. İzmir tek başına 629 kilometrelik devasa bir sahil uzunluğuna sahip. Toplantının açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, bu uzunluğun bir lütuf olduğu kadar ağır bir sorumluluk getirdiğini hatırlattı. Küresel ısınmanın Akdeniz Havzası’nı adeta kavurduğunu belirten Yıldır, ani taşkınlar ve kıyı erozyonuna karşı imar süreçlerinde ranta asla geçit vermeyeceklerini açıkladı.

Yıldır, yerel yönetimlerin en büyük görevinin sahillerdeki kaçak yapılaşmayı engellemek, bisiklet ve yaya yollarını artırarak kamusal erişimi kolaylaştırmak olduğunu söyledi. Şehir plancılarının artık ticari kazanç ile doğayı koruma arasındaki dengeye kafa yorması gerekiyor.

Duvarlar yükseliyor, deniz gözden kayboluyor

Çalıştayda en dikkat çeken çıkışlardan biri kıyı ve deniz mühendisi, İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler’den geldi. Güler, sahillerin yüksek duvarlar ve özel işletmeler tarafından işgal edilerek halka kapatılmasına sert tepki gösterdi. Vatandaşın denize ulaşamadığını vurgulayan Güler, meselenin teknik bir planlamadan çıkıp artık bir demokrasi ve kent hakkı mücadelesine dönüştüğünü savundu.

Kıyılar kimin için var?

Bu sorunun yanıtını net veren Güler, sahillerin yüksek gelir grubuna hizmet eden yatırım projelerine kurban edilemeyeceğini, gelecek kuşakların ortak mirası olduğunu ifade etti. Son dönemde alg patlamaları ve koku problemiyle boğuşan İzmir Körfezi’ne de değinen deneyimli mühendis, denizlerin kendi kendine bozulmadığını, kurtuluşun ancak havza genelinde uygulanacak kamucu ve bilimsel politikalardan geçtiğini belirtti.

Türkiye'nin yeni kıyı anayasası yolda

TBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Şengül Altan Arslan ise Mersin’in ardından ikinci durak olarak İzmir’i seçtiklerini, iki hafta sonra ise Trabzon’da toplanacaklarını açıkladı. Bu bölgesel buluşmalardan elde edilen tüm veriler, Türkiye’nin sahil şeridini koruyacak olan "Kıyı Kentleri Politika Belgesi"ne dönüştürülecek. Hazırlanacak bu rehber metin, kıyıların yağmalanmasını önlemek için yerel yönetimlerin elindeki en büyük yasal ve stratejik koz olacak.