TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, son yağışların baraj seviyelerine beklenenden çok daha güçlü yansıdığını belirten Yaşar, “Son yağışlarla birlikte rekor seviyelere ulaşıldı. Yılın ilk 45 gününde, geçen yılın toplam yağışına yakın bir miktar düştü. İzmir’in yıllık ortalama yağışı 710 kilogram civarında. Ancak sadece ocak ve şubat aylarında yaklaşık 500 kilogram yağış alındı. Bu hızla devam ederse, nisan ayının ortasında yıllık ortalama yağış miktarı aşılabilir” ifadelerini kullandı.

“Yer altı suları tükeniyor: Kuyular dinlendirilmeli”

Prof. Dr. Doğan Yaşar, kuraklık döngüsünün kaçınılmaz olduğuna dikkat çekerek su yönetiminde yapılan hatalara işaret etti. 2025 yılının oldukça kurak geçtiğini, ancak 2026’da yağış rekorlarının kırıldığını belirten Yaşar, geçmişte yaşanan kurak dönemlerin unutulmaması gerektiğini vurguladı. 2008 yılında Tahtalı Barajı’ndaki doluluk oranının yüzde 2’ye kadar düştüğünü hatırlatan Yaşar, “2009’da yeniden bol yağış aldık. Ancak bu döngü devam edecek, kuraklık yine gelecek. Bu yüzden yağışlı dönemleri doğru değerlendirmek zorundayız” dedi. Barajlar doluyken dahi suyun büyük bölümünün yer altı kaynaklarından çekildiğine dikkat çeken Yaşar, “En büyük hata burada yapıldı. İçme ve kullanma suyu öncelikle barajlardan sağlanmalı, yer altı kaynakları ise korunmalı. Aşırı çekim nedeniyle akifer seviyeleri 70 metrelerden 400 metreye kadar geriledi” ifadelerini kullandı. Yaşar ayrıca, Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi’nden çıkan suyun tarımsal sulamada değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Eğer bu suyu yeniden kullanır ve yer altı sularını rezerv olarak saklarsak, gelecekte ciddi bir su sorunu yaşamayız” dedi.

Izmir Baraj 2035

“Her uygun noktaya baraj yapılmalı, yer altı depolama güçlendirilmeli”

Prof. Dr. Doğan Yaşar, su kaynaklarının sürdürülebilirliği için baraj yatırımlarının artırılması gerektiğini vurguladı. Yaşar, “Baraj sayısı artırılmalı, aynı zamanda yer altı barajları da inşa edilmeli. Uygun olan her noktada suyu tutacak projeler hayata geçirilmeli” dedi. Barajların yalnızca yüzey suyunu depolamakla kalmadığını, aynı zamanda yer altı su kaynaklarını da beslediğini belirten Yaşar, yağışların etkisinin anında yer altına yansımadığını ifade etti. “Yağmur suları hemen yer altına ulaşmaz, bu süreç yıllar alır. Şu an sadece toprağın üst katmanlarında bir doluluk artışı var. Ancak derin akiferlerin dolması için çok daha uzun zamana ihtiyaç duyuluyor” diyerek zamana ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

“Gördes, Tahtalı’yı geçti: Su miktarı daha yüksek seviyede”

Prof. Dr. Doğan Yaşar, uzun yıllar tabanındaki sorunlar nedeniyle su tutmakta zorlanan Gördes Barajı’nın, yapılan iyileştirme çalışmalarının ardından önemli ölçüde toparlandığını belirtti. Yaşar, “Gördes Barajı, Tahtalı’dan yüzde 50 daha büyük bir kapasiteye sahip. Bugün gelinen noktada ise Gördes’teki su miktarı, Tahtalı’nın üzerine çıkmış durumda” dedi. Baraj tabanındaki çatlakların giderilmesiyle birlikte su seviyesinin yükselmeye başladığını ifade eden Yaşar, son yağışların da etkisiyle doluluk oranının yüzde 35 seviyelerine ulaştığını kaydetti.

Önümüzdeki yıllara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yaşar, kuraklık döngüsüne dikkat çekerek, “Bir sonraki ciddi kurak dönemin 2035’li yıllarda yaşanmasını öngörüyoruz. Önümüzdeki en az 7 yıl yağışların ortalamanın üzerinde seyretmesi bekleniyor. Kalan birkaç yıl ortalamanın altında geçse bile, önümüzdeki 10 yıl boyunca barajlarda ciddi bir kuruma riski görünmüyor. Bu tabloya göre 2035’e kadar su kaynaklarımızın büyük ölçüde dolu kalması bekleniyor” diye konuştu.

Kaynak: DHA