YAŞAM HABERLERİ

İşten ayrılırken yapılan o hata işçiyi borçlu çıkarıyor: Bu imzayı atmayın!

Bir çalışan istifa dilekçesini verirken çoğu zaman sürecin teknik detaylarını düşünmüyor. Oysa İş Kanunu’ndaki bildirim süresi kuralı ihmal edilirse, işçi de işverene ihbar tazminatı ödemek zorunda kalabiliyor.

Abone Ol

Bir çalışan işten ayrılmaya karar verdiğinde, çoğu zaman yeni başlangıcın heyecanını yaşıyor. Ancak belirsiz süreli sözleşmeyle çalışan biri için süreç sadece dilekçe vermekle bitmiyor. İş Kanunu’na göre sözleşme feshedilmeden önce karşı tarafa bildirim yapılması gerekiyor. Bu yükümlülük, sözleşmeyi fesheden taraf için geçerli.

Yani istifa eden işçi de, işten çıkaran işveren de aynı kurala tabi.

Bildirim süresi kıdeme göre değişiyor

Bildirim süresi işçinin aynı işyerindeki çalışma süresine göre belirleniyor.

  • 6 aydan az çalışan için 2 hafta.
  • 6 ay ile 1,5 yıl arası çalışan için 4 hafta.
  • 1,5 yıl ile 3 yıl arası çalışan için 6 hafta.
  • 3 yıldan fazla çalışan için ise 8 hafta.

Bu süreler kanunen azaltılamıyor. Ancak taraflar isterse daha uzun bir süre üzerinde anlaşabiliyor. Çoğu çalışan bu detayı bilmiyor ya da önemsemiyor. Sonra da beklemediği bir ödeme talebiyle karşılaşabiliyor.

İşçi de ihbar tazminatı ödeyebilir

Toplumda yaygın düşünce, ihbar tazminatını sadece işverenin ödediği yönünde. Oysa kanun açık. Bildirim süresine uymayan taraf, karşı tarafa bu sürenin ücretini ödemek zorunda.

Yani bir çalışan “yarın bırakıyorum” diyerek ayrılırsa ve yasal süresini beklemezse, işveren ondan ihbar tazminatı talep edebiliyor. Bu durum bazen çalışan için ciddi bir maddi yük oluşturabiliyor. Kimi zaman yeni işe geçme telaşıyla bu risk gözden kaçabiliyor.

Haklı nedenle fesihte durum farklı

Kanun bazı durumlarda taraflara haklı nedenle fesih hakkı tanıyor. Böyle hallerde bildirim süresine uyma zorunluluğu yok. Dolayısıyla ihbar tazminatı da söz konusu olmuyor.

İşçi açısından; sağlığı tehdit eden iş koşulları, bulaşıcı hastalık, şeref ve namusa yönelik söz ve davranışlar, işyerinde cinsel taciz, ücretin eksik ya da geç ödenmesi ve zorlayıcı sebepler haklı fesih nedenleri arasında yer alıyor.

İşveren açısından ise; işçinin kastı, düzensiz yaşamı, uzun süren devamsızlık, tedavi edilemeyecek hastalık, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlar haklı fesih sayılabiliyor.

Önemli bir ayrıntı var. İşçi haklı nedenle ayrılırsa ihbar tazminatı ödemez. Ancak işverenden de ihbar tazminatı isteyemez. Bu detay çoğu zaman karıştırılıyor.

Askerlik ve emeklilikte bildirim şartı aranmıyor

Askerlik ya da emeklilik nedeniyle işten ayrılan işçi için bildirim süresi zorunluluğu bulunmuyor. Bu durumda işverene ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğmuyor.

Askerlik nedeniyle sözleşme sona eriyor. Dönüşte aynı işyerinde çalışılacaksa yeni bir sözleşme yapılması gerekiyor. Uygulamada önceden haber verilmesi faydalı görülse de bu yasal bir zorunluluk değil.

İhbar tazminatı hesabında sadece maaş yok

İhbar tazminatı hesaplanırken yalnızca çıplak maaş dikkate alınmıyor. İşçiye sağlanan düzenli para ve para ile ölçülebilen menfaatler de hesaba katılıyor.

Yemek yardımı, yol ücreti, yakacak yardımı gibi ödemeler tazminat tutarına dahil ediliyor. Bu nedenle hesaplama bazen sanılandan daha yüksek çıkabiliyor.

Sonuç olarak, istifa etmeyi düşünen bir çalışanın sadece yeni işine odaklanması yetmiyor. Bildirim süresini hesaba katması gerekiyor. Aksi halde iyi niyetle atılan bir imza, aylarca ödenecek bir borca dönüşebiliyor. Çoğu kişi bunu iş işten geçtikten sonra öğreniyor. O yüzden karar vermeden önce detaylara bakmakta fayda var.