YAŞAM HABERLERİ

İran savaşı neden çıktı? ABD neden İran'a saldırıyor?

Orta Doğu bir kez daha ateş çemberine döndü. 28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail'in İran'a ortak askeri operasyon başlatması, yıllardır birikmiş gerilimlerin patlama noktasına ulaştığını gösterdi. Peki bu savaş bir anda mı çıktı, yoksa yılların birikimi mi? İşte ABD İran savaşının arka planı ve tüm kırılma noktaları.

Abone Ol

ABD İran savaşı, tek bir nedene bağlanamayacak kadar karmaşık bir sürecin ürünü. Nükleer kriz, başarısız diplomasi girişimleri, bölgesel vekil savaşları ve rejim değişikliği hesapları bu çatışmanın temel dinamikleri arasında yer alıyor.

ABD İran arasındaki gerilimin kökeni nereye dayanıyor?

ABD ve İran arasındaki düşmanlık aslında yarım asra yakın bir geçmişe sahip. 1979 İran Devrimi sonrası Batı ile ilişkiler tamamen koptu. Ancak krizi bugünkü noktaya taşıyan asıl kırılma, nükleer program meselesi oldu. 2002 yılında İran'ın gizli nükleer tesislerinin ortaya çıkması, krizi uluslararası boyuta taşıdı. 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) ile bir süreliğine gerilim kontrol altına alındı. Ancak Trump, ilk başkanlık döneminde 2018'de bu anlaşmadan çekildi ve İran'a ağır yaptırımlar uyguladı. İran da buna karşılık uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdı.

7 Ekim 2023 saldırısı neden dönüm noktası oldu?

7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e düzenlediği saldırı, Orta Doğu'daki dengeleri kökten değiştirdi. İsrail, İran destekli Hamas ve Hizbullah'ı ciddi şekilde zayıflattıktan sonra doğrudan İran'a yönelme planları yapmaya başladı. Nisan ve Ekim 2024'te iki ülke karşılıklı saldırılarda bulundu. Lübnan'daki Hizbullah'ın askeri yapısı büyük darbe aldı, Aralık 2024'te ise İran'ın en önemli bölgesel müttefiki Esed rejimi devrildi. Bu gelişmeler İran'ın bölgesel nüfuz ağını parçaladı ve rejimi savunmasız bıraktı.

Haziran 2025'te ne yaşandı?

Haziran 2025, bugünkü savaşın provası niteliğinde bir çatışmaya sahne oldu. Trump, İran'a nükleer anlaşma için iki aylık süre tanımıştı. Bu süre dolduğunun ertesi günü, 13 Haziran 2025'te İsrail geniş çaplı saldırı başlattı. Fordo, Natanz ve İsfahan'daki nükleer tesisler vuruldu, üst düzey askeri komutanlar hedef alındı. 12 gün süren çatışmada bin kişiyi aşkın kayıp verildi. İran ise 550'den fazla balistik füze ve binin üzerinde kamikaze İHA ile karşılık verdi. 24 Haziran'da ABD baskısıyla ateşkes sağlandı, ancak kalıcı barış gelmedi.

28 Şubat 2026 saldırısının nedeni ne?

ABD ve İsrail, İran'daki İslami rejimin zayıfladığını hesapladı. Ekonomik kriz, 2025 sonu ve 2026 başındaki kitlesel protestolar ve Haziran savaşında alınan askeri darbeler rejimi kırılgan bir konuma itmişti. Washington ve Tel Aviv bu durumu "kaçırılmaması gereken bir fırsat penceresi" olarak değerlendirdi. Saldırılarda İran'ın dini lideri Hamaney hayatını kaybetti.

28 Şubat 2026 sabahı başlayan operasyonda Tahran'daki hükümet binaları, Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Savunma Bakanlığı ve dini liderin konutu dahil stratejik hedefler vuruldu. ABD bu operasyona "EPIC FURY" adını verdi. İsrail ise kendi payına "Aslan'ın Kükremesi" dedi. Operasyonun Haziran 2025'teki saldırıdan farkı, hedefin sadece nükleer tesisler değil, doğrudan İran liderliği olmasıydı.

ABD'nin resmi gerekçeleri neler?

Washington yönetimi saldırının gerekçelerini birkaç başlık altında sıralıyor. İlk olarak İran'ın nükleer silah eşiğine ulaşması ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurmaması gösteriliyor. İkinci olarak İran'ın bölgedeki silahlı gruplarla ilişkisi ve bu yapıların İsrail ile Körfez ülkeleri için oluşturduğu tehdit vurgulanıyor. Trump ise açıklamalarında İran halkına seslenerek bunun "nesiller boyunca yakalayacakları tek fırsat" olduğunu söyledi.

Savaşın perde arkasında başka hesaplar var mı?

Analistler, savaşın yalnızca nükleer programla açıklanamayacağını belirtiyor. İsrail Başbakanı Netanyahu için bu operasyon, yıllardır en büyük tehdit olarak gördüğü İran rejimine darbe vurmak anlamına geliyor. İsrail'de bu yıl genel seçim yapılması da kararı etkileyen faktörler arasında. Trump ise İran'ın seçim süreçlerine müdahale etmeye çalıştığını iddia ederek kişisel motivasyonlarını da açıkça ortaya koydu. Dikkat çeken bir diğer detay ise her iki saldırının da (Haziran 2025 ve Şubat 2026) diplomatik müzakereler sürerken gerçekleşmesi. Bu durum, diplomasinin askeri operasyonlar için paravan olarak kullanıldığı eleştirilerine yol açtı.

İran nasıl karşılık verdi?

İran, saldırılara saatler içinde misilleme başlattı. İsrail, Bahreyn, Katar, Kuveyt ve BAE'deki ABD askeri üsleri hedef alındı. Yüzlerce balistik füze ve insansız hava aracı fırlatıldı. Katar'daki El-Udeyd Hava Üssü'ne iki balistik füze isabet etti. Devrim Muhafızları komutanlarından İbrahim Cebari, canlı yayında "Bugün sadece en eski füzelerimizi ateşledik. Yakında hiç görmediğiniz silahlarla tanışacaksınız" açıklamasını yaptı. Bölgedeki birçok ülke hava sahasını kapattı, THY de Orta Doğu uçuşlarını askıya aldı.

Türkiye'nin tutumu ne yönde?

Türkiye, ABD'nin İran'a saldırmasına başından itibaren karşı çıktı. Hava ve deniz sahasını taraflardan hiçbirinin lehine ya da aleyhine kullandırmadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile telefonda görüştü. Ankara, hem müttefikleri hem de komşularıyla kriz yönetim kanallarını açık tutarak diplomatik çözüm çağrısını sürdürüyor.