İran Devrim Muhafızları Ordusu, “Gerçek Vaad 4” adı verilen askeri operasyon kapsamında yeni bir açıklama yayımladı. Açıklamada, operasyonun yedinci ve sekizinci dalgalarının ABD ve İsrail hedeflerine yönelik füze atışları ile geniş çaplı insansız hava aracı (İHA) saldırılarıyla gerçekleştirildiği bildirildi.
İran tarafı, saldırıların hem kara hem de deniz hedeflerini kapsadığını duyurdu.
Kuveyt ve Bahreyn’deki üsler hedef alındı
Yapılan açıklamada, Kuveyt’te bulunan ABD’ye ait Ali el-Salem Deniz Üssü’nün son saldırılar sonrası faaliyet dışı kaldığı öne sürüldü. Ayrıca ABD’ye ait bazı deniz altyapı tesislerinin imha edildiği iddia edildi.
Bahreyn’in Selman Limanı’ndaki ABD Deniz Üssü’nün de dört İHA ile hedef alındığı ve komuta ile destek merkezlerinde ciddi hasar oluştuğu belirtildi.
Söz konusu iddialara ilişkin ABD makamlarından henüz resmi bir doğrulama yapılmadı.
Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda tanker iddiası
Açıklamada, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı çevresindeki deniz hedeflerine yönelik saldırıların sürdüğü ifade edildi. ABD ve İngiltere’ye ait olduğu belirtilen üç petrol tankerinin füze saldırısına uğradığı ve yangın çıktığı öne sürüldü.
Bu iddiaların doğru olması halinde küresel enerji arzı açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.
“560 ABD askeri etkilendi”
İran Devrim Muhafızları, Bahreyn’de ABD askerlerinin konuşlandığı bölgenin iki balistik füze ile hedef alındığını ve diğer üslerin de art arda saldırıya uğradığını ileri sürdü.
Açıklamada, saldırılar sonucunda 560 ABD askerinin öldüğü ya da yaralandığı iddia edildi. Ancak bu rakamlar bağımsız kaynaklarca doğrulanmış değil.
“Saldırılar kesintisiz sürecek” mesajı
İran tarafı, füze ve İHA operasyonlarının aralıksız devam edeceğini vurguladı. ABD ve İsrail üslerinde alarm sistemlerinin devreye girdiği ve bölgede psikolojik baskının arttığı iddia edildi.
Bölgede karşılıklı açıklamalar ve askeri hareketlilik sürerken, gelişmeler Orta Doğu’daki gerilimin daha da tırmanabileceğine işaret ediyor.
Uzmanlar, taraflardan gelecek resmi doğrulama ve sahadaki somut verilerin krizin seyrini belirleyeceğine dikkat çekiyor.