Perşembe sabahı gerçekleştirilen gizli iade işlemi, meselenin siyasi hassasiyetini gözler önüne serdi. Tayland medyası, erken saatlerde Uygurların tutulduğu Suan Plu gözaltı merkezinden camları siyah filmle kaplanmış kamyonların ayrıldığını bildirdi. Uçuş takip sitesi Flightradar24’e göre, saat 04:48'de Bangkok’tan kalkan özel bir uçak, Sincan’ın güneyindeki Kaşgar kentine indi. Habere göre, Çin Dışişleri Bakanlığı, iadenin Tayland ve Çin yasalarına uygun bir şekilde gerçekleştirildiğini belirtti. Çin Kamu Güvenliği Bakanlığı ise Uygurların, “suç örgütleri tarafından kandırılarak” yasa dışı yollarla Çin’den ayrıldığını öne sürdü. Devlet haber ajansı Xinhua’ya konuşan isimsiz bir Çinli polis yetkilisi, “Aileleri, Çin hükümetinden onları bir an önce anavatanlarına geri döndürmesini ve sevdikleriyle yeniden birleştirilmesini defalarca talep etti,” ifadelerini kullandı.
İnsan hakları grupları: ''Endişeliyiz...''
Diğer yandan, insan hakları grupları, bu bireylerin Çin’in kuzeybatısındaki Sincan bölgesinde güvenlik baskısı altında hapis veya işkence riskiyle karşılaşabileceğini vurguluyor. Birleşmiş Milletler (BM), 2022 yılında Sincan’da yürütülen kitlesel gözaltı ve ideolojik indoktrinasyon programlarının insanlığa karşı suç teşkil edebileceğini açıklamıştı. Orta Asya ile sınırı olan bu bölgedeki uygulamalarını savunan Pekin, hak ihlali iddialarını reddederek bunların “aşırılıkla mücadele” için gerekli olduğunu ileri sürüyor. 2010’ların sonlarında zirveye ulaşan baskılar azalmış olsa da insan hakları örgütleri, Uygurlar, Kazaklar ve diğer çoğunluğu Müslüman azınlıkların hâlâ kapsamlı gözetim altında yaşadığını, seyahat özgürlüklerinin kısıtlandığını ve Çinli yetkililer tarafından keyfi olarak gözaltına alınma riski taşıdıklarını ifade ediyor.
''Uygurlar 'yüzüstü' bırakıldı''
Washington Post’a konuşan Dünya Uygur Kongresi yürütme komitesi başkanı Rushan Abbas, "Dünya bir kez daha Uygurları yüzüstü bıraktı," şeklinde değerlendirdi. "Tayland’ın, Çin hükümetinin baskısı altında aldığı bu karar, diğer ülkelere Uygurların hiçbir yerde güvende olmadığına dair korkutucu bir mesaj iletmekte." İnsan hakları grupları, 10 yılı aşkın süredir Bangkok'ta tutulan Uygurların, Çin'e geri gönderilmeleri durumunda Çinli yetkililer tarafından kötü muameleye uğrayacakları konusunda uyarılarda bulundu.
''En güçlü ifadelerle kınıyoruz"
ABD Dışişleri Bakanlığı, Rubio'nun Tayland'dan Uygur Türklerinin sınır dışı edilmesine ilişkin bir yazılı açıklama yaptı. Rubio, açıklamasında, "Tayland'ın en az 40 Uygur'u, yasal süreç haklarından yoksun oldukları ve zulüm, zorla çalıştırılma ile işkenceye maruz kaldıkları Çin'e zorla göndermesini en güçlü şekilde kınıyoruz." değerlendirmesinde bulundu. Tayland'ın Uygur Türkleri'ni sınır dışı etmesinden endişe duyduğunu ifade eden Rubio, Bangkok yönetiminin bu eyleminin Birleşmiş Milletler'in (BM) "İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşmesi" ve "Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme" kapsamındaki yükümlülükleriyle çelişme riski taşıdığını belirtti. Rubio, Tayland'ın bu eyleminin "insan haklarını koruma taahhüdüyle uyumsuz olduğunu" vurgulayarak, Uygurların sığındığı tüm ülkelerdeki hükümetlere etnik grup Uygurları zorla Çin'e göndermeme çağrısında bulundu.
Tayland'taki muhalifler de tepki gösterdi
Tayland'daki muhalif milletvekili Kannavee Suebsang, iade kararına tepki göstererek bu kişilerin 10 yıldır gözaltında tutulduğunu hatırlattı ve "Onların insan haklarını çok uzun süre ihlal ettik" ifadelerini kullandı. Yıllarca ülkeye vizesiz giriş suçlaması dışında başka bir suçlama yöneltilmeden gözaltında kalan Uygurlar, aşırı kalabalık ve hijyenik olmayan ortamlarda zorunlu olarak tutulmuştu; bu süre zarfında beş Uygur gözaltında hayatını kaybetmişti.
Türkiye Türkçesine oldukça benzeyen bir dil konuşan Uygurlar, günümüzde Sincan bölgesi nüfusunun yarısından daha azını temsil ediyor. Son yıllarda, Çin hükümeti, ülkenin çoğunluğunu oluşturan Han etnik grubuna mensup kitleleri Sincan ve Tibet gibi özerk bölgelere yerleştirerek bu bölgelerin etnik yapısını değiştirmekle eleştiriliyor. Ayrıca, Sincan'da camilerin yıkılması, Uygurların büyük toplama kamplarına götürülmesi ve bazı Uygurların köle olarak çalıştırılması gibi suçlamalarla karşı karşıya kalıyor.