Son Mühür- Jeffrey Epstein’a ait dava belgeleri kamuoyuna açıldıkça yeni ayrıntılar gündeme gelmeye devam ediyor. Son olarak dosyalarda yer alan bir e-posta, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

28 Kasım 2013 tarihli yazışmada, John Brockman’ın Epstein’a gönderdiği mailde şu ifade yer alıyor:

“A party with a dozen beautiful East Side girls (well, a dozen one-year olds!!)”

Belgede bu cümle açık şekilde görülüyor.

İfade özellikle parantez içindeki “a dozen one-year olds” bölümü nedeniyle tartışma konusu oldu. Sosyal medyada birçok kullanıcı bu satırın ne anlama geldiğini sorgularken, bazıları bunun açık bir skandal olduğunu savundu.

Ancak hukuki tablo farklı.

Ancak hukuki tablo farklı.

Brockman hakkında bu yazışma nedeniyle açılmış bir pedofili davası bulunmuyor. Epstein dosyalarında ismi geçen herkes hakkında suç isnadı yapılmış değil. Söz konusu e-postanın bağlamı ve içeriği, resmi makamlar tarafından suç kanıtı olarak değerlendirilmiş değil.

Yine de Epstein dosyalarının kamuoyunda yarattığı güvensizlik ortamında bu tür ifadeler yeni soru işaretleri doğuruyor.

Belge gerçek.
İfade dosyada var.
Ancak şu aşamada resmi bir suçlama ya da mahkeme kararı yok.

Tartışma ise büyüyor.

John Brockman kimdir?

John Brockman kimdir?

1941 doğumlu Brockman, bilim insanlarını ve düşünürleri bir araya getiren “Edge” platformunun kurucusu. Uzun yıllar boyunca teknoloji, yapay zekâ, fizik ve felsefe alanındaki isimlerin temsilciliğini yaptı. Steven Pinker, Daniel Dennett gibi akademisyenlerle çalıştı. ABD entelektüel çevrelerinde etkili bir figür olarak biliniyor.

Epstein’ın da bir dönem akademik çevrelerle yakın ilişkiler kurduğu ve çeşitli projelere finansman sağladığı biliniyor. Brockman’ın adı da bu temas ağında geçen isimlerden biri.

Epstein dosyalarında karanlık detaylar

Epstein dosyalarında karanlık detaylar

Söz konusu e-postadaki tartışmalı ifadeler buzdağının sadece görünen ve "kodlanmış" olduğu iddia edilen kısmını oluştururken, mağdurların ifadeleri çok daha somut ve dehşet verici bir tablo çiziyor. Epstein’in dünyasında yaşananlar sadece dijital yazışmalardan ibaret değildi; hayatta kalanların anlatımları, sistematik bir işkence mekanizmasına işaret ediyor. Kurtulanların aktardığı kan dondurucu detaylara göre, bazı kız çocukları metal varillerin içine kilitleniyor ve kapakları üzerlerine kapatılıyordu. Saatlerce o dar alanda mahsur kalan çocukların çığlıklarını dışarıdan dinleyen Epstein-Maxwell çetesinin, bu acı ve çaresizliği adeta bir "ritüel" gibi izleyerek keyif aldığı belirtiliyor.

Bu vahşet sahneleri, son dönemde sosyal medyada "Megan Is Missing" filminden alınan kesitlerle tekrar gündeme geldi. Filmdeki kurgusal sahneler, Epstein davasındaki gerçek tanıklıklarla paralellik gösterdiği için kamuoyunda infial yaratmaya devam ediyor. Her ne kadar Brockman gibi isimlerin yazışmaları hukuki olarak henüz bir mahkumiyete dönüşmemiş olsa da, kurbanların bu fiziksel ve psikolojik işkence anlatıları, dosyanın karanlık yüzünü tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ