GÜNDEM HABERLERİ

Ekonomist İris Cibre'den hem destek, hem uyarı: İyi niyetli çabalar da boşa gider!

Mali Suçları Araştırma Kurumu (MASAK) son dönemde artan Cumhuriyet savcılarına mahkeme kararı olmadan el koyma yetkisi verileceğine yönelik iddiaları yalanladı. Yatırım danışmanı ekonomist İris Cibre, ''Mülkiyet hakkı çok önemli bir konudur ve bu konuda şüpheye düşülmesi, büyük sermaye kaçışına neden olabilir.'' hatırlatmasında bulundu.

Abone Ol

Son Mühür- İktidara yakın Yeni Şafak Gazetesi'nin, "Mülkiyet hakkını tehdit eden yetki" manşetiyle gündeme taşıdığı konuya bir yalanlama da Mali Suçları Araştırma Kurumu MASAK'tan geldi.
Yapılan açıklamada söz konusu yetkinin sadece nitelikli dolandırıcılık, nitelikli hırsızlık ve banka/kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarında, Cumhuriyet savcıları Başsavcılıklar veya ilgili diğer kurumlardan rapor alınmaksızın el koyma yetkisi verilecektir.'' hatırlatmasında bulunuldu.


Bu yetki kötüye kullanılırsa...


MASAK'tan yapılan açıklamaya dikkat çeken yatırım uzmanı ekonomist İris Cibre,
''Mülkiyet hakkı açısından bu açıklama önemli;
Mülkiyet hakkı çok önemli bir konudur ve bu konuda şüpheye düşülmesi, büyük sermaye kaçısına neden olabilir.
Son dönemde ülkemizde bu konuda önemli şüpheler oluştu. Zaten, uzun süredir bir sermaye kaçışı da var.
Fakat, kara para ile mücadele ve dijital kanallarla dolandırıcılık açısından, günümüz teknolojisinde, hızlı müdahale de çok önemli. Sürekli banka hesaplarının kötüye kullanımını, kredi kartı hırsızlıklarını duyuyoruz. Mahkeme kararı çıkana kadar, soyulan soyulmuş, çalınan çalınmış oluyor.'' hatırlatmasında bulundu.


İşin ucu güvene dayanıyor...


''Bu yetkinin kötüye kullanılma ihtimaline gelince;
Aynı kötüye kullanım zaten, eğer yetkili kişi kötü niyetliyse, mahkeme kararında da söz konusu olabilir.'' diyen İris Cibre,
''Eğer, yetki sadece bu tip hırsızlık vs'de kullanılacaksa ne ala.
Ama, yine işin ucu güvene dayanıyor.
Kaybedilmiş güven, amaç iyi olsa bile, aksiyonun kötü sonuçlarına odaklanıyor ve bu sonuçlar da gayet mümkün görülüyor.
Dolayısıyla, vatandaş ve kamu arasındaki güvenin inşasına odaklanılmalı. Kaybın nedenlerine ve sonuçlarına dair çıkarım yapılmalı ve düzeltilmeli.
Aksi halde, iyi niyetli çabalar varsa da boşa gidecektir.'' değerlendirmesinde bulundu.