İZMİR HABERLERİ

Eğitim-Bir-Sen İzmir’den 8 Mart mesajı: "Güçlü kadın, güçlü toplum"

Eğitim-Bir-Sen İzmir 1 Nolu Şube Kadınlar Komisyonu Başkanı Gülüzar Şahin, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kadının aile ve toplum hayatındaki belirleyici rolüne dikkat çekerek güçlü toplumun ancak güçlü ailelerle mümkün olacağını vurguladı.

Abone Ol

Son Mühür / Osman Günden - Eğitim-Bir-Sen İzmir 1 Nolu Şube Kadınlar Komisyonu Başkanı Gülüzar Şahin, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle yayımladığı mesajda, kadınların hak ve özgürlük yolundaki kararlılığının aslında topyekun bir insan hakları mücadelesi olduğunu dile getirdi. Şahin, yaptığı değerlendirmelerde kadınların hem aile yapısındaki hem de toplumsal düzendeki kilit konumuna işaret etti. Kadın hakları arayışının kökeninde tarihsel bir "ekmek ve onur" mücadelesinin yattığını kaydeden Şahin, bu sürecin günümüzde cinsiyet temelli her türlü eşitsizliğe karşı küresel bir boyuta ulaştığını hatırlattı. Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında 8 Mart’ın resmen kabul edilmesinin, bu evrensel dayanışmanın en güçlü sembolü haline geldiğini belirtti.

“İnsan onurunu merkeze alan anlayışla mümkün”

Modern çağda, Batı menşeli maddeci bakış açısının kadını bir değer öznesi olmaktan uzaklaştırıp tüketim kültürünün bir parçası haline getirdiğini savunan Şahin, “Sanayileşmeyle birlikte üretim ve kazanç merkezli bir hayat anlayışı ortaya çıkmış, bu süreçte insanı anlamlı kılan ahlaki, manevi ve kültürel değerler geri plana itilmiştir. Kapitalist sistem, kadını çoğu zaman üretim ve pazarlama mekanizmalarının bir aracı haline getirmiştir. Oysa gerçek anlamda güçlü toplum, değerleriyle barışık ve insan onurunu merkeze alan bir anlayışla mümkündür” dedi.

“Kadın güçlü olursa aile güçlü olur”

Toplumun temel direği olan ailenin korunmasının stratejik bir öneme sahip olduğunu ifade eden Şahin, “Kadın güçlü olursa aile güçlü olur; aile güçlü olursa toplum güçlü olur. Aileyi koruyan ve destekleyen sosyal politikalar aynı zamanda toplumsal istikrarı da güçlendirir. Kadınların hem çalışma hayatında hem de aile hayatında karşılaştıkları zorlukları azaltacak düzenlemeler, toplumsal dayanışmayı ve refahı artıracaktır” ifadelerini kullandı.

Tarihten de örnekler verdi

İslam medeniyetinin kadına bahşettiği saygınlığa vurgu yapan Şahin; bilimden sanata, sosyal yaşamdan siyasi mücadeleye kadar tarihin her döneminde kadınların öncü roller üstlendiğini hatırlatarak şöyle devam etti:

“Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir çağda, cenneti annelerin ayakları altına seren ve ilim öğrenmeyi kadın-erkek herkese farz kılan bir medeniyetin mensuplarıyız. Bu anlayış sayesinde tarih boyunca toplumumuza yön veren birçok değerli kadın yetişmiştir. Nene Hatun gibi kahramanlar, Kurtubalı Lübna gibi bilim insanları, Mihrî Hatun gibi şairler ve Fatma Bacı gibi üretim hayatına yön veren isimler bunun en güzel örnekleridir.”

“8 Mart bir çözüm ve farkındalık platformudur”

8 Mart’ın sadece kutlamalarla geçiştirilen sembolik bir tarih olmaması gerektiğini, bilakis emekçi kadınların yaşadığı kronik sorunların çözümü için bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini belirten Gülüzar Şahin, “8 Mart, çalışma hayatında emek veren kadınların sorunlarının konuşulduğu ve çözüm yollarının üretildiği bir bilinç tazeleme günü olmalıdır. Emekçi kadınların ve çalışan annelerin karşılaştığı zorlukları azaltacak politikalar geliştirilmesi, daha adil ve güçlü bir toplumun inşasına katkı sağlayacaktır. Bugün dünyanın birçok yerinde kadınlar savaşın, işgalin ve yoksulluğun ağır yükünü taşımaktadır. Filistin başta olmak üzere zulme uğrayan, hayatını kaybeden, göç etmek zorunda kalan tüm kadınları da hatırlamak insanlık görevimizdir. Eğitim-Bir-Sen olarak Dünya Kadınlar Günü’nün; kadınların emeğinin değerinin hatırlandığı, haklarının teslim edildiği ve toplumsal farkındalığın güçlendiği bir gün olması gerektiğine inanıyoruz. Bu vesileyle başta eğitim çalışanı kadınlarımız olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, aile ve çalışma hayatlarında başarılar diliyoruz” diye konuştu.