Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde meydana gelen ve Türkiye’nin hafızasına kazınan büyük fabrika yangınına ilişkin yürütülen yargı sürecinde çok kritik bir gelişme yaşandı. Toplamda 7 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, 6 kişinin ise yaralandığı kozmetik tesisi faciasına dair hazırlanan iddianame, yargı makamı tarafından kabul edilmeyerek savcılığa geri gönderildi. Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 16 şüpheliye yönelik hazırlanan suç dosyası, Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yapılan incelemeler neticesinde, maddi gerçeğin ortaya çıkmasına engel teşkil edecek nitelikteki ciddi usul hataları ve delil noksanlıkları nedeniyle reddedildi.
Yangın faciasının hukuki sürecinde usul engeli
8 Kasım 2025 tarihinde Mimar Sinan Mahallesi'nde bulunan parfüm üretim merkezinde çıkan ve aralarında 16 ile 18 yaşlarındaki gençlerin de bulunduğu yedi canın yitip gitmesine neden olan olayın hukuki boyutu derinleşiyor. Mahkeme heyeti, sunduğu iade gerekçesinde, suçun işlenip işlenmediğine dair kanaat oluşturacak temel dayanakların henüz tam anlamıyla olgunlaşmadığını vurguladı. Özellikle davanın seyrini değiştirebilecek kapasitedeki HTS analiz raporlarının dosyaya eklenmemiş olması, mahkemenin en sert eleştiri odaklarından birini oluşturdu. Şüphelilerin iletişim trafiklerini ve konum bilgilerini içeren bu verilerin, Bilgi Teknolojileri Kurumu’ndan talep edilmesine rağmen, analiz sonuçları beklenmeksizin kamu davası açılması hukuka aykırı bulundu.
Kritik tanıklar ve HTS kayıtları eksik kaldı
Mahkemenin iade kararındaki en çarpıcı ayrıntılardan biri, "suçluyu kayırma" iddiasıyla yargılanan sanıkların durumuna ışık tutacak olan teknik incelemelerin yetersizliğidir. Kararda, emniyetin teknik personeli tarafından hazırlanması gereken HTS analiz raporlarının, soruşturmanın aydınlatılması için vazgeçilmez bir unsur olduğu hatırlatıldı. Bunun yanı sıra, olay günü güvenlik mekanizmasında görevli olan kritik isimlerin kimlik tespitlerinin yapılmaması ve ifadelerine başvurulmaması da davanın esasına yönelik büyük bir eksiklik olarak kayda geçti. Güvenlik amiri sıfatıyla ismi geçen Ali D. ve onunla irtibata geçen diğer personelin beyanlarının alınmamış olması, adaletin tesisi önünde bir engel olarak nitelendirildi.
Şirketlerin hukuki sorumluluğu ve SGK maddesi
İddianamenin iadesine neden olan bir diğer önemli faktör ise ticari işletmeler üzerinde talep edilen yaptırımların yasal zeminden yoksun olmasıdır. Savcılığın, Ravive ve LYKKE isimli kozmetik şirketleri hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 60. maddesi uyarınca güvenlik tedbiri uygulanmasını istemesine rağmen, isnat edilen suçlarla bu tedbirler arasında kanuni bir bağ kuramadığı anlaşıldı. Mahkeme, şirketlerin neden "malen sorumlu" tutulduğuna dair somut bir delil sunulmadığını ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) dosyada hangi gerekçeyle "zarar gören" sıfatıyla yer aldığının açıklanmadığını belirtti. CMK 170/4 maddesine aykırı bulunan bu durumlar, iddianamenin hukuki standartları karşılamadığını tescilledi.
Loading...
Firari şüphelinin savunma hakkı ve geçmiş süreç
Yargılamanın sağlıklı ilerleyebilmesi adına, hakkında yakalama kararı bulunan Abdurrahman B.’nin savunmasının alınması için gerekli makul sürenin beklenmediği de kararda yer alan bir diğer noksanlık oldu. Hatırlanacağı üzere soruşturma kapsamında, fabrika sahibi Kurtuluş Oransal da dahil olmak üzere birçok isim "olası kastla öldürme" ve "suçluyu kayırma" iddialarıyla tutuklanmış, ancak firma sahibi Oransal cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirmişti. Olayın idari boyutu da sarsıcı olmuş; SGK ve İŞKUR’un bölge müdürleri ile yöneticileri görevden uzaklaştırılmıştı. Gelinen noktada mahkeme, dosyadaki tüm bu karanlık noktaların aydınlatılması ve savunma haklarının korunması amacıyla topu yeniden savcılığa attı.