Son Mühür- AK Parti'ye yakın kaynakların 7 Ekim tarihinde AK Parti rozeti takacağını öne süren paylaşımlarının yoğunlaştığı süreçte CHP kanadından Cemil Tugay'a yönelik tepkiler dinmiyor.
''Seçilmişlerin, kendilerini seçenlere karşı büyük bir sorumluluğu vardır'' hatırlatmasında bulunan CHP eski Parti Meclisi üyesi Hüseyin Saygılı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ı hedef alarak ''Bu kadar yalpalayan bir siyasetçi görmek kolay değildir'' değerlendirmesinde bulundu.
''Sizi seçen insanlara sırtınızı dönemezsiniz. Seçim döneminde gece gündüz çalışan partilileri, örgütü ve gönüllüleri yok sayamazsınız'' vurgusunda bulunan Saygılı,
''Bütün bunlar sadece siyasi tercih değil, aynı zamanda karakter ve ahlak meselesidir.
Bugün yaşanan tablo, ne yazık ki sürekli değişen söylemler ve tutarsız davranışlar nedeniyle ciddi bir güven erozyonuna dönüşmüştür.
Birkaç gün önce SDD ve ADD’den istifa etmesi gideceğini kesinleştiren hareketler olarak değerlendirildi.
Bu saatten sonra AK Parti’ye geçmeniz ya da geçmemeniz artık çok şeyi değiştirmeyecektir'' sözleriyle Cemil Tugay'a seslendi.

''Asıl kaybedilen, siyasi inandırıcılıktır. Bir siyasetçi için bundan daha büyük bir kayıp yoktur'' vurgusunda bulunan Saygılı,
''Kanımca Cemil Tugay, İzmir seçmeninin gönlünden çoktan çıkmıştır.
Ortaya koyduğu siyasi tutarsızlıklar ve kişisel tavırları, ciddi bir karakter ve yönetim sorunu bulunduğu yönünde güçlü bir kanaat oluşturmuştur.
AK Parti’nin ne yapacağını bilemem.
Yeni kurulan Yeni Parti’yi bilmem.
Özgür Özel'in özür borcu var...
Yeni parti Genel başkanı sayın Özgür Özel’in İzmir halkına özür borçu vardır.
“Sütte leke var Cemil Tugay’da yoktur” demişti.
“Değişimi anlamak için İzmir’e bakın”demişti.
Seçimlerde kaç belediye kazandığınız değil, kaç belediye elinizde kaldı ona bakmanız gerekir.
Çünkü siyaseti böylesine değersizleştiren, güveni aşındıran ve toplumu sürekli belirsizlik içinde bırakan anlayışların ne İzmir’e ne de Türkiye’ye sağlayacağı bir katkı vardır.
Son olarak bir çift sözüm de Cumhuriyet Halk Partisi’nin geçmiş ve gelecek genel merkez yöneticilerinedir.
Bugün yaşananların sorumluluğu yalnızca bir kişiye yüklenemez.
Aday belirleme süreçlerinde parti sadakati, siyasi geçmiş, mücadele birikimi, liyakat ve başarı öyküsü yeterince dikkate alınmadığında, kişisel yakınlıklar, dar çevre ilişkileri ve günübirlik hesaplar öne çıktığında ortaya maalesef bu sonuçlar çıkmaktadır.
Siyasette en büyük sermaye güvendir.
Güven ise ancak ilkeyle, tutarlılıkla ve emekle kazanılır.
Bu nedenle yaşananlardan herkesin ders çıkarması gerekir'' uyarısında bulundu.





