Son Mühür/Hüseyin Demir Yeşilay verilerine göre; kumar bağımlılığının Türkiye ekonomisine yıllık doğrudan zararı 2026 yılı itibarıyla da 40 milyar dolar seviyesinde yer alıyor. “Bahis Çukuru” kitabının yazarı gazeteci Ayhan Şensoy, Son Mühür’e sosyolojik değerlendirmelerde bulunurken; yasa dışı bahisi ve kumarı Türkiye için "terörden daha büyük bir güvenlik sorunu" olarak nitelendiriyor. Yasa dışı bahis baronları, çocuklarımızı ve gençlerimizi hedef alırken ahlaki çürümeye, yozlaşmaya ve derin psikolojik yıkımlara neden oluyor.

“Bahis Çukuru'nun yazarı Son Mühür’e konuştu”
Yasa dışı bahis, kumar ve dijital bağımlılığı gazetemize değerlendiren gazeteci yazar Ayhan Şensoy, dijital esarete karşı denetimlerin üst seviyede olması gerektiğini belirtirken dijital mafya ağlarına ve bahis baronlarına karşı toplumsal bilincin önemine dikkat çekti. Ülkemizin geleceğini oluşturan gençlerimizin bahis çukurunda yer aldığını söyleyen Şensoy, bu bataklıktan kurtulmak için herkesin harekete geçmesi gerektiğini belirtti. Yazar Şensoy, sporun zihnini esir alan tüm bahis sponsorlarının liglerimizde ve kulüplerimizde meşru hale geldiğini söyledi.

“Dağılan yuvalar, parçalanan evlilikler”
Kumar bağımlılığının aile kurumlarını hedef aldığını, kolay yoldan para kazanma hırsının suç örgütlerinin tuzağına düşürdüğünü belirten gazeteci yazar Ayhan Şensoy, “Yasadışı bahis ve dijital kumar ağları, milyarlarca doları kayıt dışına itiyor. Bu devasa ekonomik delik, eğitime, sağlığa ve istihdama ayrılacak bütçelerin buharlaşması anlamına geliyor. Toplumun dişinden tırnağından artırarak kazandığı paralar, uluslararası organize suç şebekelerinin ve yasadışı sitelerin merkezlerine akıyor. Kumar bağımlılığı sadece bireyi değil, tüm sosyal çevrelerini ve özellikle aile kurumunu hedef alıyor. Dağılan yuvalar, parçalanan evlilikler ve geleceği karartılan gençler, bu krizin en acı faturasıdır. Kolay yoldan para kazanma hırsı ve borç sarmalı, bireyleri kısa sürede suç örgütlerinin tuzağına sürüklüyor” diye konuştu.

“Dijital mafya ağlarına karşı toplumsal bilinç oluşmalı”
Yasa dışı bahis ve kumar bağımlılığına karşı eğitimin önemine dikkat çeken “Bahis Çukuru” kitabının yazarı Ayhan Şensoy, “Sürekli kazanma umudu ve hemen ardından gelen kaybetme stresi, bireylerde ağır depresyon ve anksiyete yaratıyor. Borçlarını kapatmak için yeniden oynayan, oynadıkça daha büyük bir bataklığa saplanan insan zihni, bir süre sonra çıkış yolu bulamayarak tükenmişlik sendromuyla ve ne yazık ki trajik sonlarla karşı karşıya kalıyor. Yeşilay'ın 2026 yılını ‘bağımsızlık yılı’ ilan etmesi bu yüzden hayati bir adımdır. Gerçek bağımsızlık; sadece sınırların korunması değil, zihinlerin ve ceplerin bu dijital mafya ağlarından kurtarılmasıyla mümkündür. Okullardan başlayarak toplumsal bilincin oluşturulması, bu sessiz ama yıkıcı felakete karşı verilecek en büyük savunma hattıdır” şeklinde konuştu.

“Dijital kumar milli güvenlik sorunudur”
Kitabına atıf yaparak yasa dışı bahisin ve dijital kumarın “milli güvenlik” sorunu olduğunu vurgulayan gazeteci Ayhan Şensoy, “ ‘Bahis Çukuru’ kitabını kaleme alırken de ısrarla vurguladığım gibi, bugün yasa dışı bahis ve dijital kumar, klasik anlamda bir amme kavgası ya da basit bir adli vaka olmaktan çoktan çıkmıştır. Sınırlarımızın ötesinden yönetilen, milyar dolarlık servetleriyle devlet yapılarını bile zorlayan bu organize ağlar, açık bir millî güvenlik sorunudur ve etkileri bakımından terör örgütlerinin yarattığı tahribattan asla aşağı kalır yanı yoktur” dedi.

“Dijital esarete karşı denetimler üst seviyede olmalı”
Dijital esarete ve bağımlığa karşı denetimlerin üst seviyede olması gerektiğini söyleyen gazeteci Ayhan Şensoy, “Milyonlarca insanımızın özellikle de çocuklarımızın ve gençlerimizin akıllı telefonlar aracılığıyla cebinde birer kumarhane taşıdığı bu dijital esaret düzenine karşı, bütüncül, tavizsiz ve seferberlik ruhuyla ele alınması gereken şu acil önlemlerin hayata geçirilmesi şarttır. Bu işin kalbi para akışındadır. Sadece internet sitelerine engel getirmek artık bir çözüm değildir. Bankacılık sistemi, PAPARA gibi dijital cüzdanlar ve özellikle kripto varlık transferleri üzerindeki denetimler en üst seviyeye çıkarılmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Bahis baronları, fenomenler bataklığı parlatıyor”
Bahis baronlarının, sosyal medya fenomenlerinin ve popüler yüzlerin bahis bataklığını parlattığını söyleyen gazeteci Ayhan Şensoy, “Sokaklarda ‘bankamatikçi’ veya ‘hesap kiralayan’ yoksul gençleri avlayan çete yöneticilerinin finans kaynakları tamamen dondurulmalıdır. İç İşleri Bakanı Mustafa Çiftçi bu yılın temmuz ayında yaptığı açıklamada Türkiye’de son 20 yılda 500 binin üzerinde yasa dışı bahis ve kumar sitesinin tespit edilip kapatıldığını açıkladı. 3 milyonun üzerinde vatandaşımız soruşturma geçirmiş durumda. Yasa dışı bahis baronları, sosyal medya fenomenleri ve popüler yüzler aracılığıyla bu bataklığı parlatıyor, masumlaştırıyor. Sosyal medya platformlarında bu sitelerin reklamını yapan, teşvik eden veya özendiren kim varsa, dolandırıcılık ve suç örgütüne üyelik kapsamında çok ağır, tavizsiz hapis ve mal varlığına el koyma cezalarıyla karşılaşmalıdır” dedi.
“Mesele siyaset üstü, ülkenin istikbal meselesidir”
Bahis çukurunda kaybolup giden gençleri kurtarmak için herkesin seferber olması gerektiğini, meselenin önemine dikkat çekerek konunun istikbal meselesi olduğunu belirten gazeteci yazar Ayhan Şensoy, “Mücadele sadece kolluk kuvvetleriyle kazanılamaz. Liselerden üniversitelere kadar müfredatta ya da rehberlik saatlerinde dijital bağımlılığın ve kumar tuzaklarının gerçek yüzü anlatılmalıdır. Gençlerimize ‘kolay yoldan köşe dönme’ hayalinin aslında nasıl bir modern kölelik olduğunu, hayatları kararan insanların gerçek hikâyeleriyle gösterilmelidir. Bu yükü sadece İçişleri Bakanlığı’nın veya emniyet güçlerinin omuzlarına yıkamayız. Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, RTÜK, BDDK ve Yeşilay gibi tüm paydaşlar ortak bir stratejik akılla hareket etmeli; bağımlılık tedavi merkezlerinin kapasitesi acilen artırılmalıdır. Unutmayalım ki; bugünün gençlerini bu çukurda kaybetmek, yarının Türkiye’sini kaybetmek demektir. Bu mesele siyaset üstü, ülkenin istikbal meselesidir” diye konuştu.

“Bahis firmalarının sponsor olması akıl tutulmasıdır”
Türkiye’de alt liglerde yer alan organizasyonların isimlerinin bahis firmaların isimleri olduğunu, bu durumun tamamen bir akıl tutulması olduğunu söyleyen “Bahis Çukuru” kitabının yazarı Şensoy, ‘’Bu konu, Türk futbolunun üzerine çöken en koyu gölgelerden biridir ve bence son dönemin en hassas, en çok tartışılası meselesidir. Adını koyalım: Yasal bile olsa, bir kumar veya bahis şirketinin futbolun, hele ki alt liglerin ve masum kitlelerin merkezinde yer alması tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır. Bir yanda devlet kurumları, Yeşilay ve sivil toplum ‘kumar ve yasadışı bahis bir millî güvenlik sorunudur, neslimizi tüketiyor’ diye çırpınıp seferberlik ilan ederken; diğer yanda futbol federasyonlarının ve kulüplerin alt liglere bahis şirketlerinin adını vermesi, formalarına logo basması devasa bir çelişkidir. Özellikle maddi imkânsızlıklarla boğuşan alt lig kulüpleri için bu sponsorluklar ‘nefes’ gibi sunuluyor. Oysa bu durum, gençlerin zihninde kumarı zararsız, hatta futbolun ayrılmaz ve meşru bir parçası olarak normalleştiriyor” dedi.
“Sporun zihnini esir alan sponsorlar yasaklanmalı”
Spor organizasyonlarında zihni esir alan tüm sponsorların yasaklanması gerektiğini belirten Şensoy, “Kendi geleceğimizi, geleceğimizi karartan sektöre finanse ettiriyoruz. İngiltere ve Hollanda gibi birçok ülke bahis reklamlarını kulüplere yasaklarken, bizim de bu yönde çalışmalar yapmamız lazım. Eğer devlet gerçekten ‘bağımsızlık yılı’ gibi vizyonlarla bağımlılıkla mücadele edecekse, sadece yasadışı olanı değil, yasal kisve altında sporun zihnini esir alan tüm bahis sponsorluklarını da sınırlandırmak veya tamamen yasaklamak zorundadır. Kulüplerin ekonomik çıkmazı, ahlaki ve toplumsal bir çöküşe kurban edilemez” diye sözlerini sonlandırdı.





