GÜNDEM HABERLERİ

Akademisyenlerden ve eski Bakanlardan ortak bildiride siyasete çağrı!

Türkiye'nin önde gelen akademisyen, eski bakan ve kanaat önderlerinden oluşan geniş tabanlı bir grup, yayımladıkları ortak bildiriyle mevcut siyaset kurumunun çözüm üretemediğini ve derin bir krizde olduğunu ilan etti.

Abone Ol

Son Mühür- Türkiye'nin önde gelen hukukçu, siyasetçi, akademisyen ve kanaat önderlerinden oluşan önemli bir grup, yayımladıkları ortak metinle mevcut siyaset kurumunun derin bir krizde olduğunu ve çözüm üretemediğini belirtti.

Çoğulcu demokrasinin temel ilkelerinde uzlaşma eksikliği, gelecek kaygıları ve toplumsal sorunlardan kopuk yönetim kavgası görünümü taşıyan mevcut siyaset anlayışının, devlete saygınlık ve yurttaşlara güven kazandırmasının imkansız olduğu vurgulandı. Bildiride, Türkiye'nin geleceği için öncelikle siyasetin bu tıkanmış yapısını kökten sorgulayıp yeni bir anlayış geliştirme zorunluluğunun altı çizildi.

Hukuk devleti mi, otoriter yönetim mi?

Metinde, Türkiye siyasetinin yanıtlaması gereken temel ve acil soru net bir şekilde ortaya konuldu: Türkiye Cumhuriyeti, Anayasasında yazılı olduğu gibi demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti mi olacak, yoksa çevredeki birçok örnekte görüldüğü gibi halktan kopuk, otoriter ve totaliter bir "sözde" cumhuriyet mi?

Bu hayati yol ayrımında Anayasal niteliklerden biri olan Hukuk Devleti'nin gerçeklik kazanmasının öncelikli ve ivedi olduğu belirtildi. Hukukun üstünlüğü ilkesinin sağlanmaması durumunda, birey, toplum ve devletle ilgili hiçbir şeyin sağlıklı işlemeyeceği ifade edildi.

Yargı bağımsızlığı ve siyasi müdahalenin sınırlandırılması

Hukuk Devletinin tesisi için atılması gereken en kritik adımın siyasetin hukuka müdahalesinin sonlandırılması olduğu belirtildi. Çağrı metninde şu somut öneriler yer aldı:

  • Yüksek mahkemelerden başlayarak yargı organlarının seçim ve atamalarında (Cumhurbaşkanı ve TBMM dahil) siyasetin etkisi en aza indirilmelidir.
  • Yargı mensupları, sübjektif değerlendirmelerden uzak, birikim, deneyim ve liyakat ölçütleri esas alınarak seçilip atanmalıdır.
  • Ayrıca, siyasi parti genel merkezleri tarafından belirlenen milletvekillerinden oluşan mevcut sistemin kuvvetler ayrılığını ve yasamanın saygınlığını koruyamayacağı ifade edildi. Milletvekillerinin siyasi parti genel merkezleri yerine, seçmen katılımına imkân veren sistemlerle belirlenmesi gerektiği önerildi.

Temiz siyaset ve yolsuzlukla mücadele vurgusu

Yeni siyaset anlayışının temel hedeflerinden birinin, merkezi ve yerel yönetimlerde “temiz siyaset” uygulamasını geçerli kılmak olduğu belirtildi. Uluslararası Şeffaflık Örgütü verilerine dikkat çekilen metinde, Türkiye'nin 2013'te 53. sırada iken 2024'te 180 ülke arasında 110. sıraya gerilemesinin vahim bir bozulmayı sergilediği ifade edildi. Bu gerilemenin ekonomik ve sosyal sorunların kaynağını oluşturduğu, yolsuzluğun toplumsal yozlaşma ve çürümeye neden olduğu belirtildi.

Bu bağlamda; kamu kaynağı kullanan tüm yönetimlerde saydamlık kural haline gelmeli ve siyasetin finansmanını şeffaflığa kavuşturacak “Siyasi Ahlak Yasası”nın mutlaka çıkarılması gerektiği çağrısı yapıldı.

Güçlendirilmiş parlamenter sistem ve Cumhurbaşkanlığı

2017 Anayasa değişikliğiyle getirilen “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin Türkiye’nin sorunlarına çözüm olamadığı tespiti yapılırken, eksiklikleri giderilmiş ve güçlendirilmiş bir parlamenter sisteme mutlaka geçilmesi zorunluluğu dile getirildi.

Cumhurbaşkanlığı makamının yeniden yapılandırılması da önerilerek:

  • Cumhurbaşkanı, TBMM tarafından, bir kez ve 7 yıllık bir süre için seçilmelidir.
  • Seçildikten sonra varsa parti üyeliği sonlandırılmalı ve tarafsızlıkla Anayasanın üstünlüğünü gözetme yükümlülüğünü yerine getirmelidir.

Ortak çağrı ve iletişim dili

Çağrıda; Anayasa’nın üstünlüğünü tanımaya, AYM ve AİHM kararlarına uymaya, parti içi demokrasiyi sağlayacak yeni Seçim ve Partiler Yasası yapmaya, Siyasi Ahlak Yasası çıkarmaya ve ülkeyi yönetilemez hale getiren 2017 Anayasa değişikliklerini kaldırmaya davet edildi.

Bu kapsamlı çağrı metni, Türkiye'nin siyasi ve akademik yaşamının önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Çağrıcılar arasında, Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı Haşim Kılıç, Milli Eğitim Eski Bakanı Hüseyin Çelik, Kültür ve Turizm Eski Bakanı Ertuğrul Günay ve Başbakan Eski Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır gibi deneyimli siyasetçiler ve hukukçular bulunuyor. Listede ayrıca Prof. Dr. Mehmet Altan (İktisatçı), Prof. Dr. Doğu Ergün (Sosyolog), Nesrin Nas (İktisatçı, Eski Milletvekili) ve Hakan Tartan (Eski Bakan, Gazeteci) gibi farklı uzmanlık alanlarından isimler yer aldı.

Son olarak, bütün siyasi tarafların ayrımcılıktan, kin ve nefret söyleminden uzak, temiz ve birleştirici bir dille konuşması ve topluma, özellikle de gençlere olumlu örnek olması gerektiği vurgulandı. Bildiri, toplumun siyasete olan inanç ve güveninin tükendiği bu ortamda, hukuk devleti, katılımcı demokrasi ve şeffaf yönetim ilkelerinin öncelik haline gelmesi gerektiği tespitiyle sonuçlandırıldı.