Son Mühür- Amerika Birleşik Devletleri siyasetinde ve küresel piyasalarda deprem etkisi yaratan bir gelişme yaşandı. ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump’ın "acil durum yetkilerini" dayanak göstererek hayata geçirdiği geniş kapsamlı gümrük vergilerini yasa dışı ilan etti.
Cuma günü açıklanan bu tarihi karar, Beyaz Saray’ın ekonomik stratejisinin merkezinde yer alan ve ticaret savaşlarının fitilini ateşleyen en önemli girişime ağır bir darbe indirmiş oldu. Karar, Trump’ın ikinci başkanlık döneminde uygulamayı planladığı mali yapının sarsılmasına yol açtı.
1,5 trilyon dolarlık kayıp
WSJ tarafından aktarılan verilere göre, mahkeme tarafından iptal edilen bu tarifeler, Trump yönetiminin vergi gelirlerinin çok büyük bir kısmını oluşturuyordu. Tax Foundation’ın analizleri, bu vergilerin önümüzdeki on yıllık süreçte yaklaşık 1,5 trilyon dolar gibi devasa bir gelir üretmesinin beklendiğini ortaya koyuyor. Trump’ın yeni dönem ticaret vizyonunun yüzde 70’ini temsil eden bu mali planın hukuk duvarına çarpması, yönetim için sadece prestij kaybı değil, aynı zamanda ciddi bir bütçe açığı riski anlamına da geliyor.
Fentanil ve "Kurtuluş Günü": Tarifelerin gerekçesi neydi?
Süreç, Şubat 2025’te Trump’ın Kanada, Çin ve Meksika’ya yönelik sert hamleleriyle başlamıştı. Başkan, bu ülkeleri fentanil başta olmak üzere uyuşturucu kaçakçılığına karşı pasif kalmakla suçlamış ve sınır güvenliğini gerekçe göstererek ek vergiler getirmişti. Takvimler Nisan ayını gösterdiğinde ise Trump, kendi deyimiyle "Kurtuluş Günü" ilan ederek dünya genelinden ithal edilen neredeyse tüm ürünlere yüzde 10 oranında genel tarife uygulayacağını duyurdu. Ticarette "kötü aktör" olarak nitelenen ülkelere ise çok daha yüksek vergi oranları belirlenmişti.
Ulusal acil durum mu, yoksa yetki aşımı mı?
Trump yönetimi, fentanil kaynaklı can kayıplarını ve kronikleşen ticaret açıklarını "ulusal acil durum" olarak tanımlayarak, bu krizlerle mücadele için Kongre onayına ihtiyaç duymadan vergi koyma hakkına sahip olduğunu savundu. Ancak bu hamle, demokrat eyaletler ve küçük işletmelerin sert direnişiyle karşılaştı. Açılan davalarda, uygulanan tarifelerin doğrudan Amerikan halkı üzerinde ek bir vergi yükü oluşturduğu ve anayasal olarak vergi koyma yetkisinin sadece Kongre’ye ait olduğu vurgulandı. Tarihsel süreçte hiçbir ABD başkanının tarifeler için acil durum yasalarına bu denli geniş çaplı başvurmamış olması, tartışmaların odağını oluşturdu.
Yargıdan oy çokluğuyla gelen "dur" ihtarı
Dava süreci boyunca üç farklı alt mahkeme ve özel federal temyiz mahkemesi, Trump’ın adımlarını mercek altına aldı. Toplamda 15 farklı yargıç tarafından değerlendirilen dosyalarda, 11 yargıç başkanın yetkilerini açıkça aştığı yönünde görüş bildirdi. Yargı organları, acil durum yetkileri yasasının, başkanlara bu denli geniş bir ekonomik müdahale alanı tanımadığına hükmetti. Hükümetin, kararın yaza kadar bekletilemeyeceği yönündeki "hızlandırma" taleplerine rağmen Yüksek Mahkeme, nihai sözü söyleyerek Trump’ın ticaret kalesini yıktı.