Gündem Haberleri

Türkkan’dan Ağıralioğlu’na ağır suçlama: "İhale peşinde koşmaktan görevine vakit ayıramıyordu"

Lütfü Türkkan ile Yavuz Ağıralioğlu arasındaki ipler tamamen gerildi. Türkkan hem 'ihale' iddialarını ortaya saçtı hem de o meşhur küfür olayının aslında nasıl bir provaksyon olduğunu anlattı.

Abone Ol

Son Mühür- Siyaset gündemi, Yavuz Ağıralioğlu ve Lütfü Türkkan arasındaki "istifa ve ihale" polemiğiyle fena karıştı. Yıllar önce yaşanan o küfür olayı, Türkkan’ın bomba açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi. Ağıralioğlu’nun dile getirdiği, “Hiçbir gerekçe bu çirkin sözü meşrulaştıramaz, yanlışı yapanı görevden çekmeyi biliriz” şeklindeki çıkışı çok konuşulmuştu. Türkkan’dan yanıt gecikmedi. Ancak Türkkan bu sefer sadece savunma yapmadı, çok konuşulacak iddiaları arka arkaya sıraladı.

Lütfü Türkkan, Ağıralioğlu’nun kendisi hakkında karar verecek bir mevkide hiç olmadığını savunarak şu ifadeleri kullandı:

“Yavuz Ağıralioğlu, o dönemde benimle ilgili karar alabilecek bir konumda hiç olmadı. Ama benim Yavuz Ağıralioğlu’nun bulunduğu Grup Başkan Vekilliği görevinden alınması konusunda Genel Başkan’dan talebim oldu ve Grup Başkan Vekilliğinden alındı. Zira kendisi bir taraftan Belediyelerden aldığı ihaleleri takip etmekten, yeni ihalelere dair girişimlerde bulunmaktan, tevdi edilen görevleri ihmal etmek zorunda kalıyordu. Kendisinin ‘istifa ederim’ tehdidine karşı, kısa bir süre parti sözcüğü görevine getirildi. Ki orada da çok fazla görev yapma imkanı bulamadı. Sözde şehit yakını ile ilgili videoyu ise aşağıya bırakıyorum.”

O gün aslında ne oldu?

İşte Türkkan’ın paylaştığı o videodaki ifadeleri:

“Şimdi ben o gün nasıl söyledim? Bir konuda kendimi suçlu görüyorum. O da şu: Küfür etmemek lazım. Ama sen onu öyle gönderir miydin? Onu doğru yola göndermezdim. Ben ismim Lütfü Türkkan. Ben yeni ağaç kavuğundan çıkmadım. Geçmişi belli bir adamım. O günkü hadiseyi size anlatmak istiyorum. Bingöl’e indik. Ama inerken bize Elazığ’da bir provokasyon olabilir dediler. Bingöl-Elazığ. Meral Hanım ile beraber arabadan karşımıza bir adam çıktı. Bağrını açtı. “Senin yüzünden hapse gireceğim” diyerek hakaret ediyor.

Ben de konuya girdim, ne olduğunu anlamadım. Arkadaşlar dediler ki bu daha önce Meral Hanım’a hakaret etmişti. Onunla ilgili gelmiş. Aklıma geldi. Meral Hanım da bunu mahkemeye vermiş. Ben de dedim ki “Sen küfür etmişsin.” Küfür etmeye devam ediyor. ‘Ama benim kız kardeşim’ dedim. Ona rağmen devam ediyor. Ben de o arada… Yani bir daha söylüyorum, eksik olmasına rağmen bende küfür ettim, doğru.

Ama bir şey yanlış. Mesela o gerçekten bir şehit yakını da olabilirdi. Alnında bu “şehit yakını” diye böyle bir bantla gezmiyor. Benimki insani bir tepki. Küfür edene karşılık. Hatta ben bazen yazanlara diyorum ki ‘sizin kız kardeşinizle köprü edenleri siz evinize davet ediyorsunuz.’ Kafasında gözünü kırarım hatta. Hiç müsaade etmem o işe. Öyle bir şey yok dünyada.

Siyasetçi olmam bunları kabul etmem anlamına gelmiyor. Ama burada başka bir şeyi daha var. Bu şahıs bir şehit yakını değil. 12 sene evvel PKK’ya yardım etmek üzere, yani gıda taşıyan bir çobanın mayına basmasıyla ölen bir adam. Aile de 12 senenin PKK yüzünden takip edilmiş. Ölen de şehit değil. Adam sapık. Yetişkin sitelerinde olan yorumları da var. İzmir’de oturuyor aslında. Provokasyonu yapıyorlar. Ve o günde üzerinde zaten bir tane dinleme cihazı var.

Ben bunu kulağına söylediğim lafı dinleme cihazından alıyorlardı. Ama bende onun dediğimden önce ettiği küfürlerin hiçbirisini almamışlar oraya. Bu olay ortaya çıktı. O zamanda ben grup başkan vekiliydim. Meral Hanım dedi ki “Grup Başkan Vekilinden çekil bakalım.” Ben de çıktım akşam: ‘Özür diliyorum, küfür etmemem lazım. Milletten özür diledim.

Küfür etmemem lazım. Ben bir siyasetçiyim, daha hakim olabilirdim.’ Dedim. Ertesi gün bu şahsı PNR numaraları da var, Bingöl’den alıp Ankara’ya getiriyorlar. Esenboğa’da VIP’ten alıyorlar. VIP’ten kendi başına geliyor, bindiriyorlar. Hatta “Başardık” diye bir tokalaşıyor. Alıp İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya götürüyorlar. Orada da resimleri var. Bingöl milletvekiliyle beraber de resim çektirmişler. Bu o zaman bir provokasyon. Geçmişi belli, şehitler konusundaki tavrımı da onlara izah etmek zorunda değilim.”