Son Mühür- Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin haftalık grup toplantısında kürsüye geçerek gündemin öne çıkan başlıklarını değerlendirdi.
Terörle mücadeleden bölge ekonomisine, çiftçinin çilesinden yargı bağımsızlığına kadar pek çok konuda dikkat çeken ifadeler kullanan Kılıçdaroğlu, iktidara ve parti değiştiren belediye başkanlarına yüklendi.
"CHP'nin kalbi Doğu'da, Güneydoğu'da atıyor"
Konuşmasının ilk bölümünde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki temaslarına ve terör meselelerine değinen Kılıçdaroğlu, CHP'nin bu konudaki tutumunun net olduğunu vurgulayarak;
"Terörün bitmesi için CHP olarak katkı verdik, mücadele ettik, adres gösterdik.
Bu sorunun çözülmesi için geçmişte de katkı verdik, şu anda da veriyoruz. Bir an önce bu sorun çözülsün, bölge huzura kavuşsun.
Aynı ülkenin vatandaşlarıyız, birlikte olmalıyız. Ayrımcılığa da teröre de yer olmasın ve hep beraber bu ülkede huzur içinde yaşayalım.
CHP'nin kalbi Doğu'da, Güneydoğu'da atıyor. Bunu bilmenizi isterim." dedi.
Bölge ticaretinin canlanması gerektiğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, Cizre'nin bir lojistik merkez haline getirilmesi gerektiğini söylerken, 14 senedir kapalı tutulan Nusaybin Sınır Kapısı'nın da bir an önce ticarete açılması çağrısında bulundu.
"Talebini gerçekleştirmek hepimizin sorumluluğu"
Bölge ziyareti sırasında küçük bir çocukla arasında geçen diyaloğu salondakilerle paylaşan Kılıçdaroğlu, yol şartlarının kötülüğünden yakınan ve okumak istediğini belirten minik kızın sesini yetkililere ileterek;
"Ziyaretimde yolculuk sırasında küçük bir kız çocuğu, 'Okula gitmek istiyorum' diye yanıma geldi. Ancak okul yolları çok kötü dedi.
Bu kızın talebini hem Milli Eğitim Bakanı'na hem de Ulaştırma Bakanı'na iletmek istiyorum. Bu kız okumak istiyor.
Bu kızın talebini gerçekleştirmek hepimizin sorumluluğu." ifadelerini kullandı.
"Ne olursa olsun hiçbir gazeteci tutuklanmamalı"
Medyadaki eleştirilere ve basın hürriyetine ilişkin de açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, en ağır eleştirilerin hedefi olmasına rağmen gazetecilerin özgürlüğünü savunduğunu söyledi;
"Medyada en sert eleştirileri alan benim. Bazıları gerçek dışı, abartılı ama ne olursa olsun hiçbir gazetecinin tutuklanmasını istemedim.
Hiçbir zaman böyle bir söz ağzımdan çıkmadı. Gazetecilerin hepsinin mutlaka doğru haber yaptığını iddia etmiyoruz.
Ancak doğru haber yapmayanı da medyanın kendi aktörleri, kendi alanının dışına çıkarabilmeli.
Medyanın doğru haber vermediği, halkı yanılttığı için güven kaybettiğinin de farkındayım.
Ama ne olursa olsun hiçbir gazeteci tutuklanmamalı, ev hapsi de uygulanmamalı."
"Hakkınızı isteyin CHP arkanızda dursun"
Üreticinin ve çiftçiye kanunen verilmesi gereken tarımsal desteğin verilmediğini savunan Kılıçdaroğlu, Ziraat Odaları Birliği'nin verilerini paylaştı.
Yasaya göre milli gelirin en az %1'inin tarıma ayrılması gerektiğini, bunun da 630 milyar liraya karşılık geldiğini belirten Kılıçdaroğlu, ödenen tutarın ise sadece 168 milyar lirada kaldığını belirterek;
"Sadece hapiste olanlar mı, ev hapsinde olanlar mı? Hayır, Türkiye sorunlar yumağı içinde günlük yaşamını sürdürüyor.
Narenciye üreticisi, zeytin üreticisi, büyük sıkıntılarla karşı karşıyadır.
Eğer çiftçiyi desteklemezseniz biz beslenemeyiz. Bütün ürünleri dışarıdan getiririz.
Bu da dışarıdaki elin oğlunu zengin etmek demektir. Bizim insanımızı neden varlıklı kılmıyorsunuz?
Yüzde 1'i 630 milyar lira. Yani kanuna göre çiftçiye bir yılda bu kadar destek verilmesi gerekiyor.
Peki, verilen destek ne kadar? 168 milyar lira. Neredeyse olması gerekenin beşte altıda biri. Yani yasa uygulanmıyor.
Lütfen çiftçileri örgütleyin, hakkınızı isteyin. CHP de kapı gibi arkanızda dursun." dedi.
"Kirli, şaibeli adamın CHP'de yeri yoktur"
Sözlerine çiftçilere seslenerek devam eden Kılıçdaroğlu şunları ekledi;
"Buna razı olmayın. Ben çiftçi olmadığım halde razı değilim. Siz çiftçisiniz, siz de razı olmayın.
Cesur olun, biraz yürekli olun. 'Ben yasal hakkımı istiyorum' deyin. Size destek verecek olan partinin adı CHP'dir kardeşim.
Diğerleri gibi değil; sizin hakkınızı, hukukunuzu savunacak olan partinin adı CHP'dir.
Alın terinin partisidir CHP. Siz yeter ki hakkınızı isteyin. Hakkı teslim etmek bizim borcumuzun borcudur.
Hakkınızı arayın, ben sizin hakkınızı teslim etmek için en önde yürüyeceğim.
Arına arına gideceğiz. Kirli adamın, şaibeli adamın CHP'de yeri yoktur."
Yargı Bağımsızlığı ve Sabah Baskınlarına Tepki
Adalet mekanizmasındaki bozulmalara değinen Kılıçdaroğlu, hakimlerin tarafsızlığına ve son dönemde belediye başkanlarına yönelik şafak operasyonlarına da tepki göstererek;
"Adaleti savunmak zorundayız. Adaleti tecelli ettirecek olanlar yargıçlardır, hakimlerdir.
Hakimlerin bağımsız olması lazım. Hakimlerin vicdani kanaati çok önemlidir.
Anayasa, hakimin vicdanına ve kanuna göre karar vereceğini söylüyor.
Eğer hakim siyasallaşmışsa artık onda vicdani kanaat de yoktur, kanun da yoktur.
2 No'lu Baro Başkanı Gökhan Ağdemir, bir televizyon kanalında konuşuyor.
Bir hakim birisinin torpiliyle giriyorsa ve hakim oluyorsa o hakim vicdani kanaatini mi dinleyecek, yoksa kendisine torpil yapan adamın talebini mi?" diye konuştu.
"Birilerinin talebiyle oraya geldin mi seni oraya getirene hizmet edersin"
Tüm savcı ve yargıçlara vicdan çağrısında bulunan Kılıçdaroğlu; "En büyük sorunumuz adalet.
Tüm yargıçlara sesleniyorum: Belediye başkanlarının evleri sabahın köründe basılmaz.
Telefon edersiniz, gelirler. Buna siz cesaret veriyorsunuz; yargıçlar cesaret veriyor, savcılar veriyor. Beraber karar alıyorlar.
Davet edersin, 'Gereğini yap' dersin. Kimse buna bir şey demez, kimse 'Neden soruşturuyorsun?' diye sormaz.
Yeter ki adaletli ol, yeter ki vicdanlı ol, yeter ki doğru karar ver. Birilerinin talebiyle hakimlik koltuğuna ya da kürsüsüne oturursan artık bağımsız karar veremezsin.
Birilerinin talebiyle oraya geldin mi hakka, hukuka değil, seni oraya getiren adama hizmet edersin. Bu da hukuk değildir, adalet değildir." ifadelerini kullandı.
"Nasıl seçildiler bilmiyorum, yapay zekaya da hakaret etmek istemiyorum"
CHP çatısı altında seçilip daha sonra iktidar partisine transfer olan belediye başkanlarını hedef alan Kılıçdaroğlu;
"AK Parti'ye transfer olan belediye başkanları… Nasıl atandılar, nasıl seçildiler bilmiyorum ama yapay zekaya da hakaret etmek istemiyorum.
Yapay zekaya iftira atma gibi bir hakkımız da yoktur. Ama kardeşim, CHP'den seçiliyor bu kişi.
Nasıl oluyor da birdenbire öbür tarafa transfer oluyor? Nasıl oluyor da düne kadar bir sürü laf ettiği, 'Aman bunlara oy vermeyin' diye kapı kapı, sokak sokak gezdiği bir belediye başkanı bir gecede öbür tarafa transfer oluyor?" dedi.
AK Parti'ye geçişlerin nedenlerini sıraladı
Söz konusu geçişlerin arkasında yatan sebepleri sıralayan Kılıçdaroğlu;
"İki şey oluyor: Ya malı götürmüş, sığınacak yer arıyor; 'Derhal buraya gel' diyorlar. Ya da henüz malı götürmemiş ama götürmek, çalmak istiyor.
Diyor ki: 'E, ben CHP'nin markasıyla durursam bana hesap soracaklar.
En azından oraya gideyim; hırsızlıkta sınır yok, malı götürmede sınır yok.
İstediğin kadar çalar çırparsın, bir de iktidar sırtını sıvazlar.' Bu belediye başkanlarında ahlak sorunu var, ar sorunu var.
Halkın oyunu alacaksın, CHP'nin oyunu alacaksın, hırsızlık yapacaksın, koşa koşa öbür tarafa gideceksin.
'Ben de hırsızlık yaptım, ben de sizin gibiyim, bana dokunmayın; girdim aranıza' diyorsun. Namuslu bir belediye başkanı seçmenine ihanet etmez. Sen seçmenine ihanet ediyorsun.
Yolsuzluk yapıyor, malı götürüyor, sığınacak yer arıyor; orada sırtı sıvazlanıyor. Sanıyor ki o gidince tüm CHP'liler arkasından gidecek.
Sanıyor ki… Sen malı götürdün, kendini güvenceye aldığın için oradasın.
Ama sana güvenen CHP seçmeni asla arkandan gelmeyecek. Onlar gerçeği biliyor.
Hırsızlık yapan, yolsuzluğa bulaşan belediye başkanlarının sığınacağı yer AK Parti Genel Merkezi'dir."





