YAŞAM HABERLERİ

Havalandırılmayan alanlarda sessiz tehlike: Evlerde kimyasal gaz alarmı!

Ev ve iş yerlerinde hissedilen “temiz” hava algısının gerçeği yansıtmadığı raporlarla ortaya çıktı. Yeni mobilya ve yapı malzemelerinden yayılan kimyasallar sağlık açısından ciddi risk oluşturuyor.

Abone Ol

Modern yaşamın büyük bölümünün geçtiği kapalı alanlara ilişkin yayımlanan bilimsel raporlar, iç mekan hava kalitesinin sanayi ve egzoz kaynaklı dış ortam kirliliğinden daha tehlikeli seviyelere ulaşabildiğini ortaya koydu.

Araştırmalara göre iç mekandaki kirlilik seviyesi dış ortama kıyasla 2 ila 5 kat daha yoğun olabiliyor. Kapalı alanlarda biriken kirleticilerin solunum yoluyla doğrudan vücuda girdiği belirtiliyor.

Uzman raporlarında, insanların kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirmesiyle birlikte bu kirleticilere maruz kalma oranının sağlık açısından kritik seviyeye ulaştığı ifade ediliyor.

Yeni eşya kokusu aslında kimyasal gaz salınımı

Evlerdeki hava kirliliğinin başlıca kaynağını yeni alınan mobilya ve döşeme ürünleri oluşturuyor. Üretimde kullanılan yapıştırıcı ve cilalardan yayılan uçucu organik bileşiklerin aylarca havaya karışmaya devam ettiği belirtiliyor.

Özellikle preslenmiş ahşap ürünlerde bulunan formaldehit gibi maddelerin oda sıcaklığında gaz haline geçerek solunan havaya karıştığı bildiriliyor. “Yeni eşya kokusu” olarak algılanan bu durumun, aslında kimyasal gaz salınımından kaynaklandığı vurgulanıyor.

Bu gazların solunum yoluyla kana karışarak sinir sistemi ve bağışıklık üzerinde olumsuz etki oluşturabildiği raporlarda yer alıyor.

Yetersiz havalandırma riski büyütüyor

Dünya Sağlık Örgütü verileriyle desteklenen çalışmalarda, iç mekanda biriken gazların baş ağrısı, göz tahrişi ve yorgunluk gibi şikayetlere yol açabildiği belirtiliyor.

Özellikle kış aylarında pencerelerin kapalı tutulması nedeniyle içerideki kirleticilerin yoğunluğu daha da artıyor. Uzmanlar, evlerdeki hava kalitesinin en az dış ortam kadar önemsenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Düzenli havalandırma en etkili yöntem

Uzmanlara göre iç mekandaki kimyasal yoğunluğu azaltmanın en etkili yolu düzenli ve çapraz havalandırma yapılması. Pencerelerin karşılıklı açılmasıyla içeride biriken gazların dışarı atılabildiği belirtiliyor.

Yeni alınan eşyaların kullanılmadan önce balkon veya boş odada bekletilmesi önerilirken, yüksek sıcaklık ve nemin gaz salınımını hızlandırdığı ifade ediliyor. Yaşam alanlarının serin ve kuru tutulmasının kimyasal buharlaşmayı yavaşlattığı kaydediliyor.

Uzmanlar, kapalı alanlarda geçirilen sürenin artmasıyla birlikte iç mekan havasının düzenli olarak yenilenmesinin sağlık açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Ev ve ofislerde basit havalandırmna alışkanlıklarının ciddi riskleri azaltabileceği belirtiliyor.