Son Mühür / Atakan Başpehlivan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve yaşandığı iddia edilen kötü muamele süreçleri ile ilgili değerlendirme yaparak, hazırladığı soru önergesine meclise sundu ve konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.
Sezgin Tanrıkulu: İddialar yalnızca bireysel bir hak ihlali olarak değerlendirilemez
Ceza infaz kurumlarında yaşanan hak ihlallerinin kamuoyu gündeminden düşmediğini hatırlatan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, “Ceza infaz kurumlarında yaşanan hak ihlalleri, kötü muamele ve sistematik baskı iddiaları ne yazık ki kamuoyunun gündeminden düşmemektedir. Son olarak hükümlü/tutuklu Emir Sağlam’ın cezaevinde ‘ayakta sayım’ sırasında darp edildiğine yönelik iddialar, bu alandaki endişeleri bir kez daha derinleştirmiştir. Söz konusu iddialar yalnızca bireysel bir hak ihlali olarak değerlendirilemez.
Bu tür olaylar, ceza infaz sisteminde denetimsizlik, keyfi uygulamalar ve insan haklarına aykırı pratiklerin yaygınlaşmış olabileceğine işaret etmektedir. Oysa Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve taraf olunan uluslararası sözleşmeler gereğince, devletin gözetimi altındaki her bireyin yaşam hakkı, beden bütünlüğü ve onuru mutlak koruma altındadır. Cezaevlerinde ‘ayakta sayım’ gibi uygulamaların hangi hukuki dayanağa sahip olduğu, bu süreçte güç kullanımının sınırlarının ne olduğu ve personelin bu sınırlar içinde kalıp kalmadığı kamuoyu açısından açık bir şekilde ortaya konulmalıdır.” diye konuştu.
“Her ihlal, doğrudan hukuk devleti ilkesine zarar vermektedir”
Son olarak, devletin sorumluluğu altında bulunan cezaevlerindeki yaşanan her ihlalin doğrudan hukuk devleti ilkesine zarar verdiğini hatırlatan CHP’li Tanrıkulu, yayınladığı açıklamasında şu ifadeleri kulandı:
“Bu çerçevede; Emir Sağlam’a yönelik darp iddialarının derhal ve şeffaf bir şekilde araştırılması, sorumlular hakkında idari ve adli süreçlerin gecikmeksizin işletilmesi, ceza infaz kurumlarında yaşanan benzer hak ihlallerinin önlenmesi için etkin denetim mekanizmalarının devreye sokulması, kamera kayıtları ve diğer tüm delillerin titizlikle incelenmesi, cezaevi personelinin insan hakları eğitimlerinin artırılması ve denetlenmesi zorunluluk haline gelmiştir.
Ayrıca, cezaevlerinde kötü muamele ve işkence iddialarına ilişkin bağımsız denetim mekanizmalarının etkinliğinin artırılması ve kamuoyunun düzenli olarak bilgilendirilmesi, hukuk devleti ilkesinin gereğidir. İnsan onurunun korunması, hiçbir koşulda istisna kabul etmez. Devletin sorumluluğu altındaki ceza infaz kurumlarında yaşanan her ihlal, doğrudan hukuk devleti ilkesine zarar vermektedir.”