Son Mühür/ Osman Günden - Programın girişinde 25 Şubat’ta hayatını kaybeden şehit için başsağlığı mesajı veren Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, şunları söyledi: “25 Şubat’ta hayatını kaybeden şehidimiz için şehidimize aitsine Türk milletine baş sağlığı diliyoruz. Askerlerimiz emniyet mensuplarımız değerli. Ülke olarak yıllardan bu yana şehit veriyoruz çok acı bir durum. Sevenlerinin ailesinin başı sağ olsun diyorum.
“6 Şubat depremi çok kötü bir felaketti”
6 Şubat depremlerine değinen Doğruyol, afet güvenliği başlığını stratejik yapılar üzerinden değerlendirdi: “6 Şubat depremi çok kötü bir felaketti. 11 ilimizi etkileri bunula birlikte pek çok vatandaşımız ve sağlık çalışanımızın hayata gözlerini yumduğuna şahit olduk. Binaların depreme dayanıklılık açısından güvenli olması gerekir. Stratejik binaların 3 kat daha dayanıklı olması gerekiyor. Çünkü bu tür afetlerde vatandaşlarımızı doktorlarımız koruyacak emniyet mensupları ve sağlık çalışanlarının binalarının daha güçlü olması lazım. Oturdukları binalar bile kendi insiyatiflerine bırakılmamalı. O depremde ailesinin göçük altında kaldığını bile bile performans beklemek mümkün değil.” Doğruyol, yalnızca kurum binaları değil, konut stokuna da dikkat çekti: “Vatandaşalarımızın oturduğu binaların bile daha sağlam olması lazım.”
Lojman vurgusu: “Kiraların yüksek olduğu yerlerde külfet olmamalı”
Kamuda lojman politikasını da gündeme taşıyan Doğruyol, geçmişten örnek vererek şu değerlendirmeyi yaptı: “Cumhuriyetin ilk yıllarında bile fabrika kurup lojmanlarını yaptılar. Her geçen gün ortadan kaldırıldı.” Sahil bölgelerinde personel temini ve hizmet sürekliliği açısından lojman ihtiyacını şu sözlerle anlattı: “Diğer memurlarımız açısından sahil şeritlerimde memurlar çalışmak istemiyor. Devlet olarak oralardaki çalışanlarımı lojmanlarda konaklandırmamız gerekir. Bu da oradaki vatandaşlarımızın hizmet görmesini sağlar. TC devleti olarak kiraların yüksek olduğu yerlerde lojman yapmak çok büyük bir külfet olmamalı. Yap işlet devret olarak sahil kısımlarında lojman taraftarıyım.”
“6 Şubat’tan yana değişen bir şey var mı, yok”
Doğruyol, deprem sonrası alınan önlemler konusunda eleştirisini açık ifadelerle dile getirdi: “6 Şubattan yana değişen bir şey var mı yok.” İzmir’de bazı bölgelerde afet anında erişim sorunu bulunduğunu belirten Doğruyol, örnek verdi: “İzmir olarak bazı semtlerimizde Karataş Üçyol gibi yerlere araçlar giremiyor. Olası bir felakette itfaiye ambulans giremez. Bunun tedbirinin alınması gerekiyor. İleriide büyük bir felaketle karşılamamak adına.”
Kurumların dayanıklılığına ilişkin de değerlendirmede bulunan Doğruyol, sürecin yavaşlığını eleştirdi: “İzmir kuruluşları depreme dayanıklı değil. Bozyaka devlet hastanesi de daha yıkılmadı. 1 yıl içerisinde anca yıkılır. Plan proje derken yıkım süreci anca olur.”
Bozyaka ve İzmir eğitim diş hastanesi uyarısı
Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ilişkin sürece değinen Doğruyol, şu ifadeleri kullandı: “Bozyaka eğitim araştırma hastanesinin yıkılıp yeniden yapılması en az 5 yıl. Ama ben sanmıyorum. Burada da arka planda bazı şeyler dönüyor. Bizi de bu huzursuz ediyor. Milletin menfaatine olacak adımların atılması gerekiyor. 5 yıldan önce hizmete girmez. Umarım diğer hastanelerimizinde önü açılır.”
İzmir Eğitim Diş Hastanesi’ne ilişkin ise risk vurgusu yaptı: “İzmir eğitim diş hastanesinin acilen boşatılmasına rağmen çalışanlarımız hizmet veriyor. Orada bir şey olursa hesabını kim verecek.” Doğruyol, Bozyaka’nın yenilenmesine itiraz etmediğini ancak hizmetin sürekliliğine dikkat çekti:
“Bozyaka yenilensin ama orada bir Bozyaka kültürü var. Orada hizmet devam etsin dedik ama dinleyen olmadı. Bozyaka Devlet Hastanesi’nin ek binası kullanılabilir dedik ama maalesef sonuç alamadık. ”
Yeşilyurt’ta yoğunluk: “Hasta günlerce acilde yatıyor”
Hastane yük dağılımı ve acil servis yoğunluğunu anlatan Doğruyol, şu değerlendirmeyi yaptı: “Yeşilyurt devlet hastanesinde millet üst üste. Acilde bir vatandaşa hizmet etmemiz 2 - 3 saat sürüyor. Yatak olmadığı içni hasta günlerce acilde yatıyor. Bozyakayı yıkıyoruz yük Yeşilyurt devlet Hastanesi’ne biniyor.”
Şehir hastanelerinin konumu ve hizmet yaklaşımına ilişkin görüşünü de ekledi: “Şehir hastanesi yaptı diyorlar ama yeri uzak vs. En iyi sağlık hizmeti vatandaşa yakın sağlık hizmetidir. Bunun yerine ilçelerde butik hastaneler yapılabilir. 100 yataklı. Bunu dünya kabul etti.”
Şehir hastanelerinde yönetim ve iletişim sorununa da değinen Doğruyol, şu ifadeyi kullandı: “10 yıllık şehir hastanesinde İTE amirine girmediği odası vardır. Başhekimin görünüp diyalog kuması lazım bu da şehir hastanelerinde mümkün değil.”
“Siyasetin kurumlardan elini çekmesi lazım”
Temizlik ve hizmet kalitesi konusunu personel yönetimi ve siyaset ilişkisi üzerinden değerlendiren Doğruyol, şöyle konuştu: “Tabi bizim ifade ettiğimiz gibi hastanelerimizdeki temizlik personelleri işini yapsa sıkıntı olmaz. Ama sağlık kuruluşlarına siyasetin müdahale etmesinden dolayı her işçinin arkasından bir siyasi çıkıyor. Milletvekili arayıp üst katta personel çalıştırmayın diyor. Siyasetin kurumlardan elini çekmesi lazım. Torpille gelmiş olsa bile personel görevini yapması lazım. Siyasininin elini çekmesi lazım.”
Bu durumun sonuçlarına işaret eden Doğruyol, sorunların kaynağını şu sözlerle anlattı: “Maalesef iş yaptırılamadığı için kurumlarımızda pek çok hastane Çiğli Yeşilyurt gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Hijyen ve temizlik sorunlarının çıkmasının sebebi bu.” Personel eksikliği değerlendirmesini de paylaşan Doğruyol, şehir hastaneleri dışındaki tabloya ilişkin şunu söyledi: “Şehir hastaneleri Hariç personel eksikliğinin olduğunu düşünmüyorum.”
Şehir hastanelerinin işletim modeline ilişkin ise şu örneği verdi: “Şehir hastanelerinin işletim şekli daha farklı şirket üzerinden hizmet veriyor. Örnek veriyorum 100 tane güvenlik olması gerekirken 50-60 tane. Dokunduklarında arkasından bir milletvekili ya da siyasi çıkıyor. 100 personel diye sözleşme imzalıyor 80 tane çalıştırıyor. Geri kalan 20 personelin ücretini firma alıyor. Bunların sistemli bir şekilde ayaklarının üzerine basması lazım.”
Doğruyol, bu başlıkta mesajını netleştirdi:
“Siyaset kamu kuruluşlarından elini çekecek. Çekmiyor.” Hijyenin önemine dikkat çeken Doğruyol, “Hijyen problemi çok önemli biliyorsunuz. Kasıtlı olarak böyle bir şey olamaz. Oradaki arkadaşlarında asıl amacı süreci yönetmek. Ama dengeyi kurmak önemli. Temizlik şirketi bilgisayar güvenlik gibi arkadaşlarımızın kendi görevini en iyi şekilde yapması lazım” ifadelerini kullandı.
Sicil, görev tanımı ve mevzuat: “Kanunu genelgesi açık”
Personel seçimi ve çalışma düzeni konusuna da değinen Doğruyol, şu değerlendirmeleri yaptı: “Göreve alınırken arkadaşların siciline bakılması lazım. Sağlık bakanlığına bağlı olmayan kuruluşta tehdit edildi bir arkadaşımız. Buna benzer şeyler de yaşanıyor. Kamu kuruluşunda çalışan arkadaşların sicil durumuna bakılması lazım.”
Görev dışı çalıştırma sorununa ilişkin açıklaması ise şöyle: “Sağlık bakanlığı olarak ele alırsak vekillerimiz var onun haricinde hemşire teknisyenlerin görev dışında çalıştırılması fazla oluyor. Bu da memur arkadaşlarımızın mevzuatı bilmemesinden kaynaklanıyor. Anestezi diş teknisyeni kendi tanımı haricinde çalıştırılamaz. Bunun kanunu genelgesi açık. Görev dışında bir hemşireye temizlik yaptıramazsın. Görev tanımlarının oturtulması lazım. Memur arkadaşların görev tanımlarını bilmemesi var. Sağlık Bakanlığında kendi özel işletmeleri gibi görmesi var.”
Kadro planlaması eleştirisi: “Burası bir kamu kuruluşu, böyle yürümez”
Kadro dengesizliği örneği veren Doğruyol, şu ifadeleri kullandı: “Bir hastanemizde 6 röntgen teknisyeni kadrosu var. İki arkadaş oraya geçici görevlendirilmiş. Çalışan syısı 8. Böyle olunca iş düzeni bozulmuş. 6 olan yere 8 yapınca başka hastanemizde 4 çalışan arkadaşımız var. Niye eksik var diye sorduğumuzda başhekim müdür istemiyor deniliyor.”
Bu yaklaşımı sert biçimde eleştiren Doğruyol, kamu vurgusu yaptı: “Kamuya bağlı sağlık kuruluşları bürokratın özel işletmesi değil. Sağlık bakanı da dahil. Ben uyarı verdim gerekli girişimlerde bulunacağım diye. Burası bir kamu kuruluşu bu iş böyle yürümez. Biz kanun çerçevesi gereğinde yapılması gereken işler için zorlanıyoruz. İki personelle tüm huzur kaçırıyorsun.”
Sivil toplumun rolüne işaret eden Doğruyol, “ STK’ların en asli görevi bu. Kamuda işleyişi düzene koyabilmek. Biz uyardıktan sonra belli bir düzene girmesi gerek” dedi.
Atama ve yöneticilik tartışmasını da şu sözlerle sürdürdü: “Hastaneye müdür atıyorlar. Müdürün kendine hayrı yok. Vatandaşı işi gücü yok. Kendinize yakın olanları atayın ama bunu yaparken liyakatli elemanları atayın. Arkadaşları küçümsemek için söylemiyorum ama ‘iki keçiyi güdemeyecek adamlar hastanede müdürlük yapıyor.’”
“Yetkiyi ver, hesabını sor”
Doğruyol, liyakat çerçevesini görev süreleri üzerinden anlattı: “Hastaneye müdür olacak arkadaşın 5 yıl müdür yardımcılığı yapması lazım. Baş hemşire olacak hemşirelerin 10 yıl hemşirelik yapması lazım. Şimdi iki yıllık hemşire bilmem kimin gelini diye başhemşire olarak işe başlıyor. Bunlardan sıyrılmamız kurtulmamız lazım. Hiçbir siyasi partiyi söylemiyorum. Bu kurumlar bizim kurumlarımız. Bu kurumların işleyişini bozmayalım. Orada çalışan arkadaşlar huzur içinde görevlerini yapsınlar. Bu orta noktada hepimizin buluşabilmesi lazım.”
Yönetim yaklaşımını özetleyen cümleleri de şu şekilde oldu: “Yetkiyi ver hesabını sor. Bir hastaneye adam görevlendirdiğinde ekibini kur ama sıkıntı olursa hesabını sor. Liyakatın olması lazım.”
Otopark ve Vakıflar başlığı: “Mahkeme kararı var”
İzmir Eğitim Diş Hastanesi’ndeki otopark konusunu gündeme taşıyan Doğruyol, şu değerlendirmeleri yaptı: “Haricinde İzmir eğitim diş hastanesinde otopark vardı. Biz garip bir ülkeyiz. Orada 3 katlı otopark yıkıldı. Yıkılan yeri bile kullanırken sıkıntı çekiyoruz. Hastanenin bahçesinde olan boş araziyi kullanırken nasıl bir sıkıntı çekilir ben anlamıyorum.”
Konuya Vakıflar Genel Bölge Müdürlüğü’nün müdahil olduğunu belirten Doğruyol, “Vakıflar Genel Bölge Müdürlüğü maalesef bu işe müdahale ediyor. Yanlış bilmiyorsam 3 milyon TL gibi bir fiyata satıp ortadan kaldırdılar. Mahkeme kararı var” dedi.
Aynı başlıkta geçmiş kullanım üzerinden şu ifadeleri ekledi: “2012’den sonra 6-7 yıl FETÖ kullanmış sesiniz çıkmamış devlet memurları kullandığı zaman herkes ayağa kalktı. Kamu yararı var diyip İzmir valimizin bile 3 veya 5 yıl kullanımını sağlaması gerekirdi ama maalesef olmadı.”
Hastanenin durumunu da yeniden vurguladı: “Hastane depreme dayanıksız çalışanlar hastanede tedirgin bir şekilde kuruma giriyor. Onunla ilgili adım atılmaya çalışılıyor.” Taşınma ve yeni birim planına ilişkin bilgi de paylaştı: “Şuan itibariyle Tepecik eğitim ve araştırma hastanesinde taşınma durumu var. Onun haricinde Buca’da ağız ve diş sağlığı bölümü açılacak. Bir bölüm arkadaş muhtemelen orayı tercih edip gidecek. Ama diş hastanesinin çok hızlı bir şekilde yenilenmesi lazım.”
Emeklilik ve yaşlanan kadro: “Bir anda yarı fiyatına düşüyor”
Sağlık çalışanlarının emeklilik gelir kaybına dikkat çeken Doğruyol, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bir taraftan emekli olduğunda sağlık çalışanları seyyanen zamdan dolayı şuan bir tane memurumuz 60 bin TL alıyorsa emekli olduğunda 33 bine falan geliyor. Yaşı ileride olan arkadaşlarımızda emekli olmaktan kaçıyorlar. Bir anda yarı fiyatına düşüyor. Bundan dolayı emekli olmuyor.”
Bunun sahaya yansımasını ise şu ifadelerle anlattı: “Bu Sağlık Bakanlığının sonucu 51 yaş üzeri çalışan artıyor. Genç çalışanlar da kamuya girdiğinde kaçıyorlar. Özellikle acil servis ve yoğun bakımda kaçıyorlar. İzmir’de sadece çocuk hastanesinde hemşireler acilden istifa ediyor. 7 8 tane her ay. Yoğun olan yerlerden. Bu arkadaşlar karşılığında gerekli doyuma alışamıyor.” Görevlendirme politikasına ilişkin eleştirisi de şöyle: “Yeni atanan arkadaşların genç olmasından dolayı zor olan yerlere genç olan arkadaşlar veriliyor. Tamamen onların üzerine yüklenince onlarda muzdarip oluyorlar.”
Geçmişteki “giderlerse gitsinler” ifadesini de hatırlatan Doğruyol, şu sözleri kullandı: “Zamanında Cumhurbaşkanımız giderlerse gitsinler demişti. Bir çok hekimimiz gitti. Şuan hemşirelerimiz gidiyor. Gençleri kamuda tutmamız lazım.”
Özel hastane payı ve sosyal devlet eleştirisi
2025 yılına ilişkin değerlendirmesinde Doğruyol, şu ifadeleri kullandı: “İlk kez 2025 yılında özel hastanelerin sağlık harcamalarına payı en yüksek derecede. Bizim özel hastaneye değil kamu hastanelerine ihtiyacımız var. Özel hastanenin birinci amacı para kazanmaktır. Devlet hastanesine gittiğinde 5 TL’ye mal olurken özelde 30-40 TL’ye mal oluyorlar. Her gün her yerde açıyorlar. Özel hastaneler olsun parası olan en güzel şekilde hizmet alsın.” Bu tabloyu sosyal devlet perspektifiyle şöyle değerlendirdi:“Biz sosyal devlet anlayışından uzaklaşıyoruz.”
Sevk zinciri: “2007’den bugüne hala yok”
Sevk zincirinin uygulanmamasının sonuçlarına dikkat çeken Doğruyol, şu değerlendirmelerde bulundu:“Devlet hastanelerinde sıra yok diyorlar ama devlet hastanelerinde sıranın olmamasının vatandaşın uzman doktora ulaşamamasının altında yatak gerçekte sevk zincirinin olmamasıdır. Bizim aile hekimleri geçerken temel gerekçemiz sevk zinciriydi. Recep Akdağ sevk zinciri dedi. Bugün geldiğimiz noktada hala ortada yok. 2007’den bugüne hala yok. Çünkü siyasete oy kaybetme korkusu olduğu için geçemiyoruz.”
Yerel seçim döneminde denenip vazgeçildiğini belirten Doğruyol, şu ifadeleri kullandı: “Yerel seçim arifesinde 4 ilimizde sevk zincirine geçildi ve 2-3 ay içinde vazgeçtiler. Vatandaşta homurdanmaya başladı kimse de bunu omuzlayamadı.”
Sorunun hasta erişimine etkisini ise şöyle özetledi: “Şimdi noldu kronik hastalığı olan vatandaş doktora ulaşamıyor. Ayağına ayakkabı vuran vatandaş randevu alıyor ama kronik hastalığı olan vatandaş uzman doktora ulaşamıyor.” Doğruyol, mesajın net kurulması gerektiğini belirterek şu cümleleri kullandı:
“Ark tarafında kurmamız gereken cümle vatandaşın sağlığıyla oynuyorsunuz. Acil durumların haricinde her vatandaşa eğitim araştırma hastanesinin kapısını açarsanız ihtiyacı olan hasta oraya ulaşamaz.”
Dolaylı çözüm girişimini de şöyle anlattı: “Sevk zincirini dolaylı olarak şöyle getirmeye çalışıyorlar: Aile hekimi arkadaşlarımıza kayıtlı olan nüfuslar aile hekimine gittiğinde onlara kontenjan açtılar aile hekimi arkadaşlar uzman doktoralardan daha rahat randevu alabiliyorlar. Uzman hekime ulaşamayan arkadaşlarımızı aile hekimi arkadaşlardan rica edip uman hepimlerden randevu alabilirler.”
Doğruyol, sistemin doğru kurulması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “O sistemi doğru şekilde kurup sağlık hizmetinde en iyi noktaya getirmemiz lazım. Birinci basamak sağlık hizmetini en iyi şekilde vermemiz lazım. Cezalandırma sisteminden vazgeçerek ödüllendirme sistemine geçmemiz lazım.”
Yeni başhekime teşekkür, sahadan örnek
Programın ilerleyen bölümünde şehir hastanesinin yeni başhekimine ilişkin değerlendirme yapan Doğruyol, şöyle konuştu: “Şehir hastanesinin yeni başhekimine olumlu adımlarından dolayı teşekkür ediyorum. Büyük hastanelerde her yönetici her detayı göremiyor ama iyi niyetini görüyoruz. Biz zaten kurumların aleyhine talep vermedik çalışanların ve kurumun leyhine söyleriz.” Saha örneği de paylaştı: “Yanık ünitesinde yaşandı bir ara 3 hemşirenin olması gereken yerde 1 hemşire varsa söylüyoruz.”
Kanser, gıda denetimi ve koruyucu sağlık vurgusu
Doğruyol, resmi olmayan duyumlar bulunduğunu belirterek asıl odağın koruyucu sağlık olması gerektiğini şu sözlerle dile getirdi: “Resmi bir duyum yok kulaktan duyma şeyler var. Her zaman söylüyoruz kanse ilaçlarıyla uğraşmaktansa Sağlık Bakanlığımızın vatandaşlarımızı kanser yapan gıdalar üzerine yoğunlaşması lazım içinde kanserojen katkı maddesi olan bütün gıdaları piyasadan kaldırması lazım.” Bu yaklaşımın toplumsal ve ekonomik yükünü de anlattı: “Bizim ya da çocuklarımızın tükettiği kanserojen maddeleri tüketmesek ölmeyiz. Ama bunları tükettikten sonra ülkeye maliyeti eziyeti vs çok zor. Hem aileler hem hastalarımız eziyet çekiyor hemde devlet olarak çok büyük maliyetlerle kanser ilaçları temin ediyoruz.” Doğruyol, önceliği şöyle koydu: “Bunun içinde birinci önceliğimizin koruyucu sağlık hizmetlerini en iyi şekilde getirilmesi.”
Günlük tüketim örneği vererek devam etti: “Çocuğumuz niye gidip patates cipsi alsın yesin. Elma armut yiyebilir.”
Tarım ve denetim boyutuna ilişkin ise şu ifadeleri kullandı: “Tarım bakanlığınında mesuliyeti çok büyük. Tarım bakanlığınında kanserle ilgili yetiştirilen ürünlerde kullanılan gübre türü ürünleri kullanım yönetmeliğinin olması lazım. Denetleyen yok. Vatandaşımız tüketip kanser olarak geri geliyor. Haberlerde görüyoruz. İthal edilen ürünler geri geldi diye. Onun kullanımıyla ilgili gerekli denetleme mekanizmalarının kullanılması lazım. Vatandaşlarımız ve sağlık için. Böylece vakalar düşecek.”
Kan bağışı başlığı: “Kan sıkıntımız çok büyük”
Doğruyol, kan temini konusunda da değerlendirmede bulundu: “Kan sıkıntımız çok büyük bu konuda kanla ilgili ilk sırada görünen kurum Kızılay. Kanla ilgili eğitim araştırma hastanelerimizde şehir hastanelerimizde vatandaşlarımızın verebilmesi lazım.”