Son Mühür / İzmir Körfezi’nin temizliği için uygulanan yöntemler, şeffaflık ve kamu kaynağı kullanımı açısından büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. İzmir Sivil Toplum Örgütleri Platformu (İSTÖP) Genel Başkanı Mehmet Aydoğan’ın, körfez ekosistemini korumak yerine "modifiye kil" adı altında denize "kedi kumu" döküldüğüne dair sarsıcı iddialarının ardından İZDENİZ cephesinden bir yalanlama gelmiş; yapılan işlemin denizdeki alg sorununa karşı bilimsel yöntemlerle geliştirilen teknik bir materyalle sınırlı olduğu ve tüm uygulamanın yasal izinler çerçevesinde gerçekleştiği bildirilmişti. Yaşanan bu polemiğin ardından İSTÖP Başkanı Aydoğan, iddialarını somutlaştırmak adına yeni bir hamlede bulundu. Hazırladığı dosyaları kamuoyuna sunan Aydoğan, “Alın, buyrun resmi evraklar, her şey ortada. İZDENİZ’in hem yönetim hem de genel müdürü hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Savcıları da bu noktada göreve davet ediyoruz. Resmen İzmirlileri kandırılıyor” diyerek yargı sürecini başlatacaklarını duyurdu.
“7 farklı noktada izinsiz döküm”
İZDENİZ’in sürecin Bakanlık denetiminde yürütüldüğü yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirten Aydoğan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 25.02.2026 tarihli resmi yazısını kanıt gösterdi. Bakanlığın belediyeye sadece Bayraklı sahilinde dar bir alan için "pilot çalışma" izni verdiğini hatırlatan Aydoğan, İZDENİZ’in bu izni suistimal ederek Pasaport, İnciraltı ve Liman içi dahil 7 farklı noktaya izinsiz döküm yaptığının tescillendiğini söyledi. Aydoğan, Bakanlık yazısında çalışmanın bilimsel dayanaktan yoksun olduğunun vurgulandığını ve dökümün derhal durdurulması emrinin verildiğini dile getirdi.
‘Doğal bentonit olduğu kanıtlandı”
Kurumun "yüksek teknolojili modifiye kil" olarak tanıttığı maddenin, teknik şartnamede "Sodyum bentonite dönüştürülmüş kalsiyum bentonit" olarak tanımlandığını ifade eden Aydoğan, “Teknik Değerlendirme Raporu, bu süslü ismin maskesini düşürmüştür. Literatürdeki gerçek "modifiye kilin" yüzeyi pozitif yükle kaplanmış bir mühendislik ürünü olduğu, ancak İZDENİZ ‘in döktüğü malzemenin bu teknoloji ile doğrudan eşdeğer olmadığı ve aslında "doğal bentonit" olduğu kanıtlanmıştır” dedi.
“Teknik şartnamede eğitimcilerin imzası var”
Körfez kirliliğiyle mücadele stratejilerindeki liyakat eksikliğine dikkat çeken Aydoğan, ihale belgelerindeki imza blokunun bir facia olduğunu savundu. Deniz kirliliğinin teknik kriterlerini belirlemesi gereken şartnamenin altında uzman mühendisler yerine Eğitim Müdürü ve Eğitim Sorumlusunun imzalarının yer aldığını belirten Aydoğan, "Teknik Şartname’nin imza bloğu liyakat faciasını tescillemektedir. Deniz kirliliğiyle mücadele edecek kilin mineralojik özelliklerini belirleyen teknik şartnamenin altında; bir deniz biyoloğu veya kimya mühendisi yerine, Kalite Yönetim ve Eğitim Sorumlusu ile Kalite Yönetim ve Eğitim Müdürü’nün imzaları bulunmaktadır. Deniz kirliliğiyle mücadelenin teknik kriterlerini belirleyecek uzman mühendisler yerine Eğitim Birimi’ne bırakılmıştır” ifadelerini kullandı.
‘Acil’ denilen müdahale için 460 gün beklendi
İZDENİZ’in 20 Ağustos 2024’teki balık ölümleriyle gerekçelendirdiği "acil eylem planı" kapsamındaki alımın, resmi imza tarihinin 25 Kasım 2025 olduğunu hatırlatan Aydoğan, "Bu gecikme, ihalenin bir ihtiyaçtan ziyade, önceden planlanmış bir alım mekanizması olduğu şüphesini güçlendirmektedir. Acil denilen müdahale için neden 16 ay beklendi?" diye sordu.
'Adrese teslim bir madde!'
İhale kayıtlarının rekabetin engellendiğini gösterdiğini savunan Aydoğan, 400 tonluk alım için şartnameye eklenen "2 gün içinde teslimat" şartının dışarıdan gelecek firmalara kapıyı kapattığını söyledi. Aydoğan, “2025/2154792 numaralı ihale kayıtları, şeffaflık iddiasını yerle bir etmektedir. İhaleye sadece tek bir geçerli teklifin verilmesi ve sürecin bu şekilde sonuçlanması, rekabet ilkesinin yok sayıldığını göstermektedir. Şartnameye eklenen "siparişten sonra 2 gün içinde teslimat" şartı, 400 tonluk bir alım için dışarıdan gelecek firmalara kapıyı kapatan, adrese teslim bir maddedir” dedi.
‘Suç duyurusunda bulunacağız’
Dökülen kilin algleri yok etmediğini, aksine deniz dibindeki yaşamı boğduğunu söyleyen Aydoğan, İzmirlilerin kandırıldığını savundu. Hazırladığı dosyaları kamuoyuna sunan Aydoğan, “Dibe çöken bu kütle çürüyerek oksijeni bitirmekte, besin tuzu geri salımını artırmakta ve deniz dibindeki yaşamı boğmaktadır. Raporun özeti nettir: Popülist bir adım yerine bilime dayalı stratejiler kalıcı başarı getirir. Alın, buyrun resmi evraklar, her şey ortada. İZDENİZ’in hem yönetim hem de genel müdürü hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Savcıları da bu noktada göreve davet ediyoruz. Resmen İzmirliler kandırılıyor” diye konuştu.