Sigorta kayıtlarında yer alan kazanç miktarları ve prim yatırılan dönemler, çalışma hayatını tamamlayan vatandaşların alacağı maaşın ana omurgasını oluşturuyor. Kurum tarafından yapılan hesaplamalarda sadece kişilerin ne kadar uzun süre istihdam edildiğine değil, prim tutarlarının Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) hangi rakamlar üzerinden bildirildiğine ve emeklilik dilekçesinin verildiği yıla da bakılıyor.
1999 ÖNCESİ VE 2008 SONRASI AYLIK BAĞLAMA ORANLARI NELER?
Türkiye'deki yasal düzenlemeler gereği, sigortalıların geçmiş hizmet dökümleri üç ayrı zaman dilimine bölünerek işleme alınıyor ve her dönem için farklı bir aylık bağlama oranı (ABO) devreye giriyor. 1999 yılından önce sisteme dahil olan kayıtlar için 9.000 prim günü ve 25 yıllık süre şartıyla oran yüzde 70 seviyelerine ulaşabiliyor. 1999 ile Ekim 2008 yılları arasındaki istihdam süreci için ilk 10 yıla yüzde 35 pay verilirken, takip eden her yıl bu orana belirli eklemeler yapılıyor. Ekim 2008 sonrasındaki çalışma periyodunda ise 25 senelik bir hizmetin karşılığı hesaplama tablolarına genel olarak yüzde 50 bandında yansıyor. Bir sigortalının alacağı net rakam, bu üç dönemin kendi içindeki ağırlığına göre şekilleniyor.
GÜNCELLEME KATSAYISI NASIL BULUNUYOR, 2026 VE 2027 FARK YARATACAK MI?
Geçmiş yıllardaki kazançları bugünün ekonomik şartlarına uyarlayan güncelleme katsayısı, bir önceki yılın Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) rakamı ile o yılki ekonomik büyüme verisinin yüzde 30'u toplanarak elde ediliyor. Emeklilik başvurusunu 2026 yılı içinde kuruma iletenler için 2025 yılının istatistikleri dikkate alınıyor; yüzde 30,89 enflasyon ve yüzde 3,6 büyüme rakamı baz alındığında ortaya yaklaşık 1,3197 seviyesinde bir katsayı çıkıyor. Dilekçe verme işlemini 1 Ocak 2027 sonrasına bırakanların hesaplamasında ise 2026 yılının verileri devrede olacak. Tahminlere göre yüzde 26 enflasyon ve yüzde 3,8'lik büyüme üzerinden katsayının 1,2714 dolaylarında gerçekleşmesi öngörülüyor. Dolayısıyla başvuru yapılan yıl, maaş tablosunu doğrudan etkileyen faktörlerin başında geliyor.
UZUN SÜRE ÇALIŞMAK VEYA BİRDEN FAZLA İŞ YERİ EMEKLİ MAAŞINI ARTIRIYOR MU?
Toplumda sıkça dillendirilen "günüm çok fazla, maaşım yüksek olur" düşüncesi gerçeği tam anlamıyla yansıtmıyor. İşverenin SGK'ya bildirdiği aylık kazancınız sürekli asgari ücret üzerinden yatırılmışsa, prim gününüzün çok fazla olması maaşınızı ciddi anlamda yukarı çekmiyor; asıl farkı prime esas kazancın (yatırılan tutarın) yüksekliği yaratıyor. Diğer yandan, aynı ay içerisinde birden fazla iş yerinde sigortalı çalışan bir kişinin gün sayısı 30'u geçemese de, bu şirketlerden yatırılan prim tutarları birleştiriliyor. Kanuni sınırlar aşılmadığı sürece bu birleşme, toplam kazancı yukarı taşıdığı için bağlanacak aylığı da olumlu yönde etkileyebiliyor. Süre eksikliği durumunda yapılan doğum veya askerlik borçlanmaları ise gün eksiğini kapatırken, maaşa yapacağı katkı doğrudan dışarıdan ödenmesi seçilen günlük taban/tavan rakamlarına bağlı olarak değişiyor. Sadece son çalışma yıllarında yüksek maaş almak ise geçmişteki düşük yatan primlerin etkisini tek başına sıfırlamaya yetmiyor.





